Ana içeriğe geç
Sözlük

öd ile cümle

öd kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Oda tütün kokuyordu.The room smelled of tobacco.
Yiyeceği kim ödüyor?Who's paying for the food?
Özür dilerim. Ödevimi yapmayı unuttum.I'm sorry, I forgot to do my homework.
Bir şeye odaklan ve onu iyi yap.Focus on one thing and do it well.
Oda numaram 5'dir.My room number is 5.
Bu otelin odaları oldukça basit.The rooms in this hotel are pretty basic.
Oğlum söylenilmeden odasını toplayarak beni şaşırttı.My son surprised me by tidying up his room without being told.
Bu kadar loş bir odada kitap okumamalısın.You shouldn't read a book in a room this dim.
Bu oda için yeni bir halı satın almamız gerekiyor.We need to buy a new rug for this room.
Ay odayı aydınlattı.The moon lit the room.
O yatak odasından ayrıldı ve oturma odasına girdi.He left the bedroom and entered the living room.
Odaya ayaklarının ucuna basarak girdi.He entered the room on tiptoes.
Onlar onun ağabeyinin ev ödevlerini yapmalarına yardım etmesini istediler.They asked his older brother to help them do their homework.
Onun için ne kadar ödedin?How much did you pay for him?
Ne? Ödevini bir futbol maçı yüzünden yapmadın mı? Bu bir mazeret değil!What?! You didn't do your homework because of a soccer match? That's no excuse!
Ne? Ödevinizi bir futbol maçı yüzünden yapmadınız mı? Bu bir mazeret değil!What?! You didn't do your homework because of a soccer match? That's no excuse!
O odadan ayrıldı ve dışarı çıktı.She left the room and went outside.
Mr. Johnson'un odası büyük olandı.Mr. Johnson's room was a large one.
Bir köpek kulübesini tamir etmek için babamın çekicini ödünç aldım.I borrowed my father's hammer to build a dog house.
Kırmızı spor arabalarının sahipleri daha yüksek sigorta oranları öder.Owners of red sports cars pay higher insurance rates.
Ev ödevini yapması için sık sık kız kardeşime yardım ederim.I often help my sister do her homework.
Odaya girdiğimde onu televizyon seyrederken buldum.I came into the room to find him watching TV.
Oda anahtarı, lütfen.The room key, please.
Odada bir piyano vardı ama hiç kimse onu çalmıyordu.There was a piano in the room, but no one was playing it.
Bütün bildiğim odur.That's all I know.
Sonunda o antik radyo için 500 dolardan fazla ödemek zorunda kaldım.In the end, I had to fork over $500 for that antique radio.
Oda görevlisine bagajımızı taşımasını söylemeyi unutma.Don't forget to tell the porter to carry our luggage.
İhmal edilen oda boş kaldı.The neglected room remained unoccupied.
Özgürlük için bedel ödenmeli.One must pay for freedom.
Şimdi ödevinizi yapın.Do your homework now.
Hiç daha ucuz odalarınız var mı?Do you have any cheaper rooms?
Her kişi bin dolar ödedi.Each person paid a thousand dollars.
Ödevini ne zaman bitireceksin?When will you finish your assignment?
Ben bir otelde oda ayırtmak istiyorum.I'd like to reserve a room in a hotel.
Çocukken odamda yalnız başına kitap okuyarak çok fazla zaman geçirdim.When I was a child, I spent many hours reading alone in my room.
İngilizce Fransızcadan gelen birçok ödünç kelimeye sahiptir.English has many loan words from French.
Ödeşmiş olduk.We are even.
Çay odasına girdiğimde televizyonda güreş maçı izleyen iki genç adam buldum.As I entered the tearoom I found two young men watching a wrestling match on television.
Bir otel odası rezerve etmek istiyorum.I'd like to reserve a hotel room.
Onu odayı süpürürken görüyorum.I see her sweeping the room.
Oda basın konferansının başlamasını bekleyen muhabirlerle tıka basa doluydu.The room was jam-packed with reporters waiting for the press conference to begin.
Maaşımı alır almaz sana geri ödeyeceğim.I'll pay you back once I receive my salary.
Onun çalışma odası parka bakıyor.His study faces the park.
Bu odaya girdiğim dakikadan beri gözlerimi senden ayıramadım.I couldn't take my eyes off of you from the minute I entered this room.
Ne ödünç alan, ne de ödünç veren ol.Neither a borrower nor a lender be.
Ödev yapmak oldukça sıkıcı.Doing homework is extremely boring.
Ev ödevimi yapmadım.I didn't do my homework.
Tatoeba'da cümleleri çevirmek ev ödevi yapmaktan daha eğlenceli.Translating sentences on Tatoeba is more fun than doing homework.
Marangozlar odun kesti.Carpenters cut wood.
Ödevini yaptın mı?Did you already do your homework?
Odamı çiçeklerle süslemeyi seviyorum.I like to decorate my room with flowers.
Odayı terk et.Leave the room.
Onun tamamen kendine ait büyük bir odası var.She has the big room entirely to herself.
Kitabım odadaki bir yerde olmak zorunda.My book has to be somewhere in the room.
Ben bugünden itibaren sana bir haftada geri ödeyeceğim, yani, 21 Temmuzda.I'll pay you back a week from today, that is, on July 21st.
Ev ödevimde bana yardım ettiğin için teşekkür ederim.Thank you for helping me with my homework.
O her şeyi ödeyecek.She will pay for everything.
Bu odada evdeymişim gibi hissediyorum.I feel at home in this room.
Kitapsız bir oda, ruhsuz bir beden gibidir.A room without books is like a body without a soul.
Endişelenmek olmayan bir borcu ödemek gibidir.Worrying is like paying a debt you don't owe.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod