ödünç ile cümle
ödünç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Laptopunu ödünç alabilir miyim?Can I borrow your laptop?
Bir süre için bunu ödünç alabilir miyim?Can I borrow this for a while?
Bugün cep telefonunu ödünç alabilir miyim?Can I borrow your cell phone today?
Ben bir gömlek ödünç alabilir miyim?Can I borrow a shirt?
Bana ödünç para verebilir misin yok sa veremez misin?Can you lend me the money or not?
Mendilini ödünç alabilir miyim?Can I borrow your handkerchief?
Tom'un şemsiyesini ödünç aldım.I borrowed Tom's umbrella.
Tom'un saç fırçasını ödünç aldım.I borrowed Tom's hairbrush.
Tom'un arabasını ödünç aldım.I borrowed Tom's car.
Tom'un bisikletini ödünç aldım.I borrowed Tom's bicycle.
Ödünç alabileceğim bir tırnak törpün var mı?Do you have a nail file I could borrow?
Benimkini ödünç alabilirsin.You can borrow mine.
Ödünç alabileceğim bir mektup açacağın var mı?Do you have a letter opener I could borrow?
Tom benimkini ödünç aldı.Tom borrowed mine.
Lütfen dolma kalemini ödünç alabilir miyim?Could I please borrow your pen?
Bunu bir süre için ödünç alabilir miyim?Can I borrow this for a little while?
Bana bir kurşun kalem ödünç ver.Lend me a pencil.
Onu ödünç mü aldın?Did you borrow it?
Tom cetvelimi ödünç aldı.Tom borrowed my ruler.
Kalemini ödünç alabilir miyim?Could I borrow a pen?
Tom komşusundan bir çekiç ödünç aldı.Tom borrowed a hammer from his neighbor.
Tom ihtiyacım olanı almak için bana yeterli parayı ödünç verdi.Tom lent me enough money to buy what I needed.
Tom bana biraz ödünç para verdi.Tom lent me some money.
Tom sadece bana bazı kitapları ödünç verdi.Tom just lent me some books.
Ödünç alabileceğim bir tuvalet pompan var mı?Do you have a toilet plunger I could borrow?
Arabamı ödünç alabilirsin.You're welcome to borrow my car.
Mike, senin telefonunu ödünç alabilir miyim?Mike, can I borrow your phone?
Tom hâlâ ona ödünç verdiğim kitaba sahip.Tom still has the book I lent him.
Tom, Mary'ye bir kitap ödünç verdi.Tom lent a book to Mary.
Tom bisikletini Mary'ye ödünç verdi.Tom lent his bicycle to Mary.
Tom parayı Mary'den ödünç aldığımı biliyor.Tom knows I borrowed the money from Mary.
Tom size ödünç para vermekten daha iyisini bilmeli.Tom should know better than to lend you money.
Tom'un senin bavulunu ödünç alması gerekecek.Tom is going to need to borrow your suitcase.
Bir oduncu olarak çok çalışırdı.He used to work hard as a lumberjack.
Afedersin fakat bana bir dolma kalem ödünç verebilir misin?Excuse me, but could you lend me a pen?
Tom ona ödünç verdiğim parayı iyi kullandı.Tom made good use of the money we lent him.
Sen arabamı ödünç alabilirsin.You may borrow my car.
Arabamı ödünç alabilirsiniz.You may borrow my car.
Ödünç alabileceğim bir cımbızın var mı?Do you have a pair of tweezers I could borrow?
Ben onları ödünç alabilir miyim?Can I borrow those?
Biraz para ödünç alabilir miyim?Can I borrow some money?
Bak, Tom, biraz ödünç para alabilir miyim?Look, Tom, can I borrow some money?
Tom hiç ona ödünç para vermeni istedi mi?Has Tom ever asked you to loan him money?
Tom bana otuz dolar ödünç alıp alamayacağını sordu.Tom asked me if he could borrow thirty dollars.
Bilgisayarınızı ödünç alabilir miyim?Can I borrow your computer?
Ödünç alabileceğim bir şerit metren var mı?Do you have a tape measure I could borrow?
Bir dolma kaleme ihtiyacın varsa, sana bir tane ödünç veririm.If you need a fountain pen, I will lend you one.
Tom bana şemsiyemi ödünç alıp alamayacağımı sordu.Tom asked me if he could borrow my umbrella.
Sana hiç ödünç para vermeyeceğim.I'm not going to lend you any money.
Tom senden hiç para ödünç aldı mı?Did Tom borrow any money from you?
Sence önümüzdeki pazartesi arabanı ödünç alabilir miyim?Do you think I can borrow your car next Monday?
Ben senin telefonunu ödünç alabilir miyim?May I borrow your telephone?
Telefonunu ödünç almamın bir sakıncası var mı?Is it OK if I borrow your telephone?
Tom'dan arabasını bana ödünç vermesini istedim, ama vermiyor.I've asked Tom to lend me his car, but he won't.
Tom bana biraz para ödünç vermek için yeterince kibardı.Tom was kind enough to lend me some money.
Eğer paranı arkadaşına ödünç verirsen, paranı ve arkadaşını kaybedersin.If you lend your money to your friend, you will lose your money and your friend.
Arabayı Tom'a ödünç verdim.I lent Tom the car.
Daktilom bozuldu; bunun sonucu olarak, arkadaşımınkini ödünç aldım.My typwriter got broken; as a consequence, I borrowed my friend's.
O hâlâ ona ödünç verdiğim parayı bana vermedi.He still hasn't given me the money I lent him.
Şirketin nakit rezervinden ödünç para aldım.I borrowed money from the company's cash reserve.