ödül ile cümle

ödül kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Mary şiiri için çok sayıda ödül aldı.Mary has received several prizes for her poetry.
Tom yazım yarışmasında bir ödül kazandı.Tom won a prize in the spelling competition.
Kendi çabaları ve biraz şans sayesinde, o, yarışmada birincilik ödülünü kazandı.Through his own efforts and a bit of luck, he won first prize in the contest.
Ödülü kazanan kitabı okudunuz mu?Did you read the book that won the prize?
Máire birincilik ödülü alan adamla evlendi.Máire married the man who got first prize.
Tom ödülünü almadan üç gün önce öldü.Tom died three days before he was to receive the award.
Tom ödülü hak ediyor.Tom deserves the prize.
Bir ödül olarak altın bir saat aldı.He received a golden watch as a prize.
Tom bir ödülü hak ediyor.Tom deserves a reward.
Tom kesinlikle ödülü almayı hak ediyor.Tom certainly deserves to receive the award.
O bu ödülü kazanmak için her şeyi denedi.He tried everything to win this prize.
Ben de bir ödül kazandım.I won an award as well.
O, satranç turnuvasında birincilik ödülü aldı.He won the first prize at the chess tournament.
O bir ödül kazanacak gibi görünüyor.It seems like she will win a prize.
Mary'nin birincilik ödülünü kazandığı haberine şaşırdım.I was surprised by the news that Mary had won the first prize.
Ödül olarak bir Playstation Vita aldım.I received a Playstation Vita as a gift.
Ödülü kazanmana şaşırdım.I'm surprised that you won the prize.
Mary ünlü bir ödül avcısıdır.Mary is a famous bounty hunter.
Sakin ol. Yarın ödülünü alacaksın.Stay calm. You'll have your reward tomorrow.
O, geçen hafta ödül kazandı.He won the prize last week.
Birincilik ödülünü kazanabilir gibi görünüyor.It looks like he might win first prize.
Mary ve kocası 1903 yılında Nobel Fizik Ödülü'nü aldılar.Mary and her husband received the Nobel Prize in Physics in 1903.
Kaybettiği parayı geri getiren kim olursa olsun ödül verilecek.A reward will be paid to anyone who brings back the money that he lost.
İşte senin ödülün.Here is your reward.
Onun başına ödül kondu.There's a price on her head.
O büyük bir ödül.That's a huge trophy.
Tom asla bir ödül almadı.Tom never got an award.
Bu şimdiye kadar ilk kez bir ödül kazanışım.This is the first time I've ever won a prize.
Ödül benim olmalı!The award should be for me!
Hiç bir ödül kazandın mı?Have you ever won a prize?
En son ne zaman bir ödül kazandın?When was the last time you won a prize?
Ödül kazanmayı severim.I like to win prizes.
Yaşam, ödüllerini tekrar etmez.Life does not repeat its gifts.
Tom kaç tane ödül kazandı?How many prizes did Tom win?
Ben çabalarım için ödüllendirildim.I was well rewarded for my efforts.
Ödülüm ne?What's my prize?
Gözlerini ödülden ayırma.Keep your eyes on the prize.
Senin ödül istemediğini sandım.I thought you didn't want the reward.
Büyük ödül prensesten bir öpücüktü.The grand prize is a kiss from the princess.
Risk yoksa ödül de yok.No risk, no reward.
Onlar ödül aldı.They got the prize.
Sen ödüllendiriliyorsun.You're being rewarded.
Ödül en iyi öğrenciye verilecek.The prize will go to the best student.
O, ödülü kazanmadı, ama ona çok yaklaştı.He didn't win the prize, but he came close to it.
Ödüllendirilmeyi hak ediyorum.I deserve to be rewarded.
Ödüllendirilmeye layığım.I deserve to be rewarded.
Ödül aldığına gerçekten şaşırdım.I'm really surprised you got a prize.
O, Nobel Edebiyat ödülünü kazandı.He won the Nobel Prize for Literature.
Ödülü kimin aldığını biliyorum.I know who got the prize.
Oğlum yarışmada birincilik ödülünü kazandığında ben çok gurur duydum.I was very proud when my son won first prize at the competition.
Ben geçen yıl ikincilik ödülünü kazandım.I won second prize last year.
Ben seni ödüllendireceğim.I'll reward you.
Onun çok ödülü vardı, özellikle bir Nobel Ödülü.She had many awards, notably a Nobel Prize.
Tom ödülü isteksizce kabul etti.Tom reluctantly accepted the gift.
Sabrın ödülleri vardır.Patience has its rewards.
Tom ödüllendirilecek.Tom will be rewarded.
Ben birincilik ödülü kazandım.I won first prize.
Hiç ödül beklemiyordum.I didn't expect any gift.
Yazım yarışmasında bir ödül kazandım.I won a prize in the spelling competition.
Yazma yarışmasında bir ödül kazandın, değil mi?You won a prize in the spelling competition, didn't you?
İlgili Sayfalar