Çocuklardan biri şehrin öbür ucunda matematik dersi veriyor.واحد من أولئك الأطفال، يدرّس رياضيات في الطرف البعيد من المدينة.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.Det ena krafsade på ena änden av pinnen, det andra barnet lyssnade på andra änden.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.Det ene kradsede på pindens ende, et andet barn lyttede i den anden ende.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.Een krabde aan het eind van de stok, het ander luisterde aan de andere kant.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.Egyikük a bot végét babrálta, a másik a bot túlsó végén hallgatózott.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.Eins kratzte am einen Ende des Stocks, das andere lauschte am anderen Ende.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.Jedno drapało koniec kijka, a drugie dziecko słuchało na drugim końcu.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.Jedno škrábalo na konec tyčky a to druhé poslouchalo na druhém konci.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.한 아이가 막대의 끝을 긁고 있었고 다른 아이는 반대편에서 듣고 있었습니다
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.L'un grattait le bout du bâton, un autre enfant écoutait à l'autre bout.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.Một em cào một đầu của cái gậy, và em kia lắng nghe ở đầu bên kia.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.Uma estava a raspar numa das pontas do pau, e a outra criança ouvia na outra ponta.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.Uno di loro percuoteva un'estremità del bastone, e l'altro poggiava all'orecchio l'altra estremità.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.Uno raspaba un extremo del palo mientras el otro niño escuchaba en el otro extremo.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.Unul zgâria la un capăt al băţului celălalt copil asculta la celălalt capăt al băţului.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.Yang satu menggores ujung tongkat itu dan anak lain mendengar pada ujung satunya.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.Το ένα παιδί ΄γρατζούνιζε' το ένα άκρο, το άλλο άκουγε από την άλλη άκρη.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.Едното дращело по края на една пръчка, а другото слушало с другия край на пръчката.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.Один скрёб конец палки, а второй приложил ухо к другому ее концу.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.אחד גירד את קצה המקל והאחר האזין בקצה השני.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.وكان واحداً منهما يخدش نهاية العصا والآخر يستمع بالطرف الآخر.
Çocuklardan biri sopanın bir ucunu tırnaklarken diğeri sopanın öbür ucuna kulağını dayamış dinlemektedir.もう一人が別の端っこで音を聞いていました ラエンネックは思いつきました
Çocuklarının yarısı Aşdot dilini ya da öbür halkların dilini konuşuyor, Yahudi dilini bilmiyorlardı.An synové jejich mluvili od polu Azotsky, a neuměli mluviti Židovsky, ale podlé jazyku každého toho lidu.
Çocuklarının yarısı Aşdot dilini ya da öbür halkların dilini konuşuyor, Yahudi dilini bilmiyorlardı.A synowie ich na poły mówili po azotycku, nie umiejąc mówić po żydowsku, ale według języka swego narodu.
Çocuklarının yarısı Aşdot dilini ya da öbür halkların dilini konuşuyor, Yahudi dilini bilmiyorlardı.av deres barn talte halvdelen asdodittisk - de kunde ikke tale jødisk - eller et av de andre folks tungemål.
Çocuklarının yarısı Aşdot dilini ya da öbür halkların dilini konuşuyor, Yahudi dilini bilmiyorlardı.e seus filhos falavam no meio asdodita, e não podiam falar judaico, senão segundo a língua de seu povo.
Çocuklarının yarısı Aşdot dilini ya da öbür halkların dilini konuşuyor, Yahudi dilini bilmiyorlardı.그 자녀가 아스돗 방언을 절반쯤은 하여도 유다 방언은 못하니 그 하는 말이 각 족속의 방언이므로
Çocuklarının yarısı Aşdot dilini ya da öbür halkların dilini konuşuyor, Yahudi dilini bilmiyorlardı.Sebagian dari anak-anak mereka tidak mengerti bahasa Yahudi, melainkan bahasa Asdod atau bahasa asing lainnya
Çocuklarının yarısı Aşdot dilini ya da öbür halkların dilini konuşuyor, Yahudi dilini bilmiyorlardı.talte Halvdelen af børnene Asdoditisk eller et af de andre Folks Sprog, men kunde ikke tale Jødisk.
Çocuklarının yarısı Aşdot dilini ya da öbür halkların dilini konuşuyor, Yahudi dilini bilmiyorlardı.ובניהם חצי מדבר אשדודית ואינם מכירים לדבר יהודית וכלשון עם ועם׃
Çocuklarının yarısı Aşdot dilini ya da öbür halkların dilini konuşuyor, Yahudi dilini bilmiyorlardı.ونصف كلام بنيهم باللسان الاشدودي ولم يكونوا يحسنون التكلم باللسان اليهودي بل بلسان شعب وشعب.
Çocuklarının yarısı Aşdot dilini ya da öbür halkların dilini konuşuyor, Yahudi dilini bilmiyorlardı.他 們 的 兒 女 說 話 、 一 半 是 亞 實 突 的 話 、 不 會 說 猶 大 的 話 、 所 說 的 是 照 著 各 族 的 方 言
Çocuklarının yarısı Aşdot dilini ya da öbür halkların dilini konuşuyor, Yahudi dilini bilmiyorlardı.他 們的兒女 說話 、 一半 是 亞實 突的話 、 不 會說猶 大 的話 、 所 說 的 是 照著 各 族 的 方言
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.A mi kicsinyeink, feleségeink, juhaink és mindenféle barmaink ott lesznek Gileád városaiban;
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.Anak istri kami dan ternak sapi serta domba kami akan tinggal di sini, di kota-kota Gilead
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.A ruszywszy się z Makelot, położyli się obozem w Tahat.
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.Con trẻ, vợ, bầy chiên, và hết thảy súc vật chúng tôi sẽ ở đây trong những thành xứ Ga-la-át;
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.Con_trẻ , vợ , bầy chiên , và hết_thảy súc_vật chúng_tôi sẽ ở đây trong những thành xứ Ga-la-át ;
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.Dítky naše a ženy naše, dobytek náš a všecka hovada naše, tu zůstanou v městech Galád,
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.우리의 어린 자와 아내와 양떼와 모든 가축은 이곳 길르앗 성읍들에 두고
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.Lapsemme, vaimomme, laumamme ja kaikki juhtamme jääkööt tänne Gileadin kaupunkeihin,
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.naše deti, naše ženy, náš dobytok a všetky naše hovädá budú tam, v mestách Gileáda,
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.Nos petits enfants, nos femmes, nos troupeaux et tout notre bétail, resteront dans les villes de Galaad;
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak."Onze kinderen, vrouwen, kudden en het vee zullen hier in de steden van Gilead blijven.
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.Otroci naši, žene naše, črede naše in vsa naša živina ostanejo tu v gileadskih mestih;
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.Pruncii noştri, nevestele, turmele noastre şi toate vitele noastre, vor rămînea în cetăţile Galaadului;
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.Unsre Kinder, Weiber, Habe und all unser Vieh sollen in den Städten Gileads sein;
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.Våra barn våra hustrur, vår boskap och alla våra dragare skola bliva kvar här i Gileads städer.
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.våre barn, våre hustruer, vårt fe og alle våre kløvdyr skal bli her i Gileads byer;
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.vore Børn, Kvinder, Hjorde og alt vort Kvæg skal blive der i Gileads Byer,
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.дети наши, жены наши, стада наши и весь скот наш останутся тут в городах Галаада,
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.Децата ни, жените ни, стадата ни и всичкият ни добитък ще останат тук в галаадските градове;
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.טפנו נשינו מקננו וכל בהמתנו יהיו שם בערי הגלעד׃
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.اطفالنا ونساؤنا ومواشينا وكل بهائمنا تكون هناك في مدن جلعاد.
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.我 們 的 妻 子 、 孩 子 、 羊 群 、 和 所 有 的 牲 畜 、 都 要 留 在 基 列 的 各 城
‹‹Çoluk çocuğumuz, sığırlarımızla öbür hayvanlarımız burada, Gilat kentlerinde kalacak.我 們 的 妻子 、 孩子 、 羊群 、 和 所有 的 牲畜 、 都 要 留在 基列 的 各 城
Çözelim, karekök 73 çarpı öbür karekök 73 eşittir 73, bölü 73.Вернемся к 73: √73*√73=73 и потом поделить на 73. Они сокращаются.
C şıkkı çözümlerden biri. eğer buraya eksi koysaydın öbür çözümü bulurdun.Also ist C eine der Lösungen. Andere wäre gewesen, wenn Sie ein Minuszeichen hier hatte.
C şıkkı çözümlerden biri. eğer buraya eksi koysaydın öbür çözümü bulurdun.Asi que la opcion C es una de las soluciones. La otra hubiera sido si tuvieramos el signo de menos aqui.
C şıkkı çözümlerden biri. eğer buraya eksi koysaydın öbür çözümü bulurdun.C er så en af løsningerne. Ene ville have været, hvis du havde et minustegn her.