Öbürleri Gazi olarak dönerler.이들은 다른 곤충에 기생하여 번식한다.
Yum Öbür Dünya Yalanmış ( ft.마이너스(minus, 문화어: 미누스)는 다음을 가리키는 말이다.
İki farklı Zeta Jazz model elektro keman kullanır; birisi beyaz, öbürü ABD bayrağının renklerinde.그녀는 두 개의 Zeta Jazz Model 전자 바이올린을 쓰는데, 하나는 흰색이고 다른 하나는 미국 국기가 그려진 것이다.
Eğer birisinin anne ve babasından biri uzun boylu, öbürü kısa boylu ise, kendisi orta boylu olacaktır.횃대는 한 개나 두 개 정도 준비하여 한 개는 중앙보다 조금 낮게 단다.
Bu durumda toplam nüfusun yarısı bu yaştan büyük, öbür yarısı küçüktür.중위연령(Median Age)은 인구를 두개의 숫자적으로 동일한 집단으로 나누는 것으로 절반은 이 나이보다 어리고, 절반은 이 나이보다 많다.
Çevresindeki öbür insanlar ise birbirine benzer.서로 합동인 도형은 서로 닮음이다.
Eşya etrafında ama bu kez öbür yanda bir kez daha dolandır.마(馬)는 멱이 한 군데밖에 없는 반면, 상은 대각선으로 멱이 한 군데가 더 있다.
Öbür noktaları atalım.최종옥 옮김.
Öbür türlü aşama 1'den tekrar başla.אחרת, חוזרים לשלב 1.
Öbür noktaları atalım.מדורג במקום השני.
Gülbo - Sınıfın en obur kız çocuğu.לילה רוסי: הילדה הכי שקרנית בכיתה.
Yum Öbür Dünya Yalanmış ( ft.הדר עִם עם הארץ (תשע משניות).
Sırtın öbür tarafına düşmüş" dedi.זה כתוב לו על הגב".
Biri zayıf düşerse bu öbürünü de etkiler.אם אחד מהם חלה, גם השני חלה.
Oburluğu kendisinin bir zaafıdır.זו מועצה שצריכה להתבייש בעצמה.
Aktarma katından, öbür katlara giden diğer asansörlerle ulaşılabilir.עם סיום המשימה, עליהם להגיע למעלית לקומה הבאה.
Öbür tanrılara Persephone'un Hades'te bir nar yediğini söyledi.Той казал на другите богове, че Персефона е изяла нара в Хадес.
Atlar, ruhları öbür dünyaya taşır.Прилепът превежда душата към другия свят.
Tiz ses veren davul (tek) sola, öbürü (düm) sağa konur.На другия (ляв) бряг на Дунава срещу Рам се издига друга крепост – Харам.
Kara Kerler yanı başımızda: birinin elinde yaşlılık, öbüründe ölüm.А черните орисници стоят до нас — едната е захванала Конеца на смъртта, А другата – на старостта горчива.
Oburca beslenen tırtıllar, 4-5 defa deri değiştirirler.Срамните въшки се хранят изключително и само с кръв, от 4 до 5 пъти дневно.
Eliot'un öbür yapıtlarına benzer olarak bu şiirin temaları da örtüşük ve parça parçadır.Подобно на други произведения на Елиът темите са припокриващи се и фрагментарни.
Biri zayıf düşerse bu öbürünü de etkiler.Ако е засята едната другата почива.
Öbürleri ise taşların altında ya da bitki döküntüleri arasında yaşar.Някои видове живеят в калта или между камъните.
Koenzimler kimyasal grupları bir enzimden öbürüne taşıyan küçük organik moleküllerdir.Коензимите са малки органични небелтъчни молекули, които пренасят химически групи между ензимите.
Yum Öbür Dünya Yalanmış ( ft.Vrli novi svijet (eng.
Sürekli öbür dünya için çalışırlar.Od tada neprekidno djeluje po svijetu.
Fakat vadesi dolmadığı için öbür tarafa alınmaz.Ali ne možemo s ove strane unići, jer vrata nisu okrenuta na sjever.
Bu tür parçaların öbür dünyada onları koruyacağına inanılıyordu.Razmišljao je kako ih je društvo u tom periodu moglo zaštititi.
Çok oburdur, her şeyi yer.I bezdan proguta sve...
1833'e kadar öbür iki bölümü de yayımlandı.Do roku 1833 vydal ďalšie dva diely.
Sesinin de çok güzel olduğu ve dünyanın öbür ucundan bile duyulduğu söylenir.Aj slabý šepot je dobre počuteľný na druhej strane.
Öbür türlü aşama 1'den tekrar başla.Výskyt zase zapíšeme ako 1.
Oburluğu kendisinin bir zaafıdır.Opakom pýchy je pokora.
Ayı Winnie obur ve sakindir.Hanna se ob njem vseeno počuti varno in sproščeno.
Oburluğu kendisinin bir zaafıdır.Mar mu je znana njegova sramota?
Balballar ve ölene kurban edilen hayvanlar, öbür dünyada hizmete tahsis edilmiş sayılıyordu.Žrtvovani ljudje in živali, na primer osli, naj bi služili vladarju v posmrtnem življenju.
Eşya etrafında, ama bu kez öbür yanda, bir kez daha dolandırılır.Del tega časa se nahaja pod horizontom, drugi del pa nad njim.
Onlar gibi obur ve serbest avlanan örümcektir.V bistvu so begajoči in svobodni plinasti orjaki.
Yum Öbür Dünya Yalanmış ( ft.Vikiteka Hondos pasaulis (angl.)
Fakat vadesi dolmadığı için öbür tarafa alınmaz.Taip nėra, kadangi siena nėra pakankamai plati.
Eyalet'in öbür Almanya'nin eyaletlerine göre çok yüksek bir işsizlik sayısı var.Žymiai didesnė bedarbystė išlieka rytinėje Vokietijos dalyje.
Onun bir parçası dağın öbür tarafında iken diğeri bu yanındaydı.Ant kalno gyveno vienas, o ant Nagarbos kalno – kitas milžinas.
Kara Kerler yanı başımızda: birinin elinde yaşlılık, öbüründe ölüm.Vienas senas, kitas jaunas, vienas susietas su gyvenimu, kitas – su mirtimi.
Biri bu dünyaya diğeri de öbür dünyaya aittir.Kumbki maailm on iseenesest maailm ja teise suhtes antimaailm.
Sonraki yıllarda öbür eyaletlerde de benzeri yasalar kabul edilmiştir.Keskajal võeti sarnased seadused vastu ka mujal Euroopas.
Gözler, deri, saçlar ve bedenin öbür bölümlerini etkileyebilir.Mõnedel kogelejatel esineb silmade, jalgade või teiste kehaosade kaasliigutusi.
Fakat öbür uzaylılar buna izin vermez.Lihtsamaid maaväliseid organisme poleks nad olnud võimelisedki tuvastama.
Açıkçası gitmemiz gereken yön de öbür taraf zaten, ileri gideceğiz.Bien entendu, c'est par là que nous devons aller, de l'avant.
Açıkçası gitmemiz gereken yön de öbür taraf zaten, ileri gideceğiz.En, natuurlijk is het dat waar we naartoe moeten, als we vooruit willen.
Açıkçası gitmemiz gereken yön de öbür taraf zaten, ileri gideceğiz.E questa è la direzione da prendere e da perseguire.
Açıkçası gitmemiz gereken yön de öbür taraf zaten, ileri gideceğiz.És nyilvánvaló, hogy előrefelé kell haladnunk.
Açıkçası gitmemiz gereken yön de öbür taraf zaten, ileri gideceğiz.분명히 이것이 우리가 나아갸야 할 방향이죠.
Açıkçası gitmemiz gereken yön de öbür taraf zaten, ileri gideceğiz.Obviamente, é por onde precisamos de ir daqui para a frente.
Açıkçası gitmemiz gereken yön de öbür taraf zaten, ileri gideceğiz.Oczywiście, to właśnie powinniśmy zrobić, iść do przodu.
Açıkçası gitmemiz gereken yön de öbür taraf zaten, ileri gideceğiz.Şi în mod evident, spre asta trebuie să şi mergem, să mergem înainte.
Açıkçası gitmemiz gereken yön de öbür taraf zaten, ileri gideceğiz.Und offensichtlich müssen wir in diese Richtung gehen, um Fortschritte zu machen.
Açıkçası gitmemiz gereken yön de öbür taraf zaten, ileri gideceğiz.Y obviamente, allí es adonde necesitamos ir, en adelante.
Açıkçası gitmemiz gereken yön de öbür taraf zaten, ileri gideceğiz.А очевидно натам е нужно да вървим, напред във времето.
Açıkçası gitmemiz gereken yön de öbür taraf zaten, ileri gideceğiz.И, конечно же,в этом направлении нам надо идти, чтобы продвинуться вперед.