İlçede 4 orta öğretim okulu mevcuttur.En su lugar se encuentra hoy la Escuela nº4.
Çocuklar için kültürel ve tarihî açıdan hem eğitici hem de öğretici bir çizgi dizi olmuştur.La biblioteca organiza regularmente varios eventos culturales y educativos, ya sea para niños o adultos.
Teori 1997 yılında Çin Komünist Partisi öğretilerine "yol gösterici ideoloji" olarak yerleşmiştir.Las políticas chinas han tendido a formar un "liderazgo collectivo", de los últimos años.
Ekonometri Bölümü henüz öğretime başlamamış olup, öğretim hazırlıklarını sürdürmektedirler.Muchos maestros no conocen la historia, solo están enseñando los pasos.
Birleşik Krallık'ta ve ABD'de birkaç defa farklı üniversitelerde ziyaretçi öğretim üyesi olarak bulunmuştur.Luego viajó varias veces a Estados Unidos como profesor visitante en distintas universidades.
95, Açık Öğretim Fakültesi Yayınları Ders KitabıArtículo 56.- Se garantiza la libre enseñanza.
Kariyerini birçok üniversitede araştırmacı ve öğretim üyesi olarak geçirmiştir.La mayor parte de su vida ha trabajado como docente e investigador en distintas universidades.
Avustralya'da bulunan Melbourne Üniversitesi'nde öğretim üyesidir.Estudia en la Universidad de Melbourne en Australia.
Dharma: Buda'nın öğretileri.Dharma: el budismo, la enseñanza de los budas.
Küçük gruplar bir öğretim üyesinin gözetiminde çalışırlar.La primera es el corto alcance de algunos de nuestros profesores.
Okul eğitim öğretim şu an vermemektedir.La escuela no ofrece cursos de grado.
Kagyü okullarının asıl aktarımı Mahamudra’nın öğretilerinden oluşur.Propuestas para el desarrollo Las escuelas que tenemos Mapudungun.
Luther bu öğretilerin hiçbirine katılmadı.Rex no mostró ninguna de estas habilidades.
ODTÜ Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü öğretim üyesidir.Es miembro de la Instituto de Ingenieros Eléctricos y Electrónicos.
Üniversite 1. ve 2. öğretimin yanı sıra e-öğrenme üzerinden çalışmalarını sürdürmektedir.Los pasos 1 y 2 del ciclo de instrucción se conocen como ciclo de búsqueda.
Çalışma kapasitesi ve öğreticiliği mükemmeldi.La resolución y la calidad fueron excelentes.
Spor Salonu ise boks hareketleri öğretiyor.La enseñanza de los deportes de lucha.
Üstelik cinsellik kişinin daha yüksek bir ruhsal gelişmeye ulaşması için son derece gerekli olduğu öğretilir.Es el esfuerzo de aquellos que tratan de subir a otro nivel espiritual.
1994 - Öğretim Elemanları Sendikası kuruldu.En 1994 crearon la Escuela de Suboficiales y Agentes.
20. yüzyılın başlarında bazı bölümleri tekrar tamir edilip öğretime açıldı.Desde finales del siglo XX su obra ha resurgido y ha empezado a ser estudiada.
Almanya'da ilk öğretimini gördü.Realizó sus primeros estudios en el Colegio Alemán de México.
Okul 1949-1950 eğitim öğretim yılında hizmete açılmıştır.La temporada 1949-50 nace el Colegio de Entrenadores.
1970 – 1971 yılları arasında ODTÜ'de öğretim görevlisi oldu.Fue maestro de educación primaria entre 1970 y 1972.
1982 ve 2006-2007 yıllarında ENA'da öğretim üyesi olmuştur.Entre 2006 y 2009 es entrenador del 1.
Köyde, ilköğretim okulu vardır ama şu anda eğitim öğretim uygulanmamaktadır.El colegio sigue existiendo jurídicamente, pero por el momento no se imparte ninguna enseñanza.
Güzin Dino (1910 - 30 Mayıs 2013, Paris), Türk dilbilimci, öğretim üyesi, çevirmen yazar.Güzin Dino (1910 – 30 de mayo de 2013) fue una escritora, lingüista, traductora y académica turca.
Eğitim ve öğretim konularında uzmanlaşmış elçilik görevlisi ve danışmanıdır.Es docente en cobertura y comunicación sobre desastres.
Temple Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yapmıştır.Estudió en la Universidad de Temple.
1986’da, Philipps-Universität Marburg’a öğretim görevlisi olarak atandı.En el año 1986, Schwenzer fue nombrada docente en Phillips-Universität Marburg.
Üniversitenin kabul koşulları özel yüksek öğretim müəssisləri arasında en yüksek olanlardan biridir.Su examen de acceso está considerado uno de los más difíciles entre las universidades públicas.
1934 yılında Budizmi insanlara anlatıp bu öğretiyi yaymak üzere Güney Vietnam'a gitti.En 1934, se trasladó al sur de Vietnam donde habló sobre el budismo en varias localidades.
26 Temmuz - ODTÜ yeniden öğretime açıldı.El 21 de julio de 1946, tras la remodelación, la casa fue de nuevo abierta al público.
30 Mayıs 1943) öğretim üyesi.1943 Maestro de Primera Enseñanza.
Burada insanlara sihir öğretirler.Esta clase se enfoca en magia.
Müfredat ya da öğretim programı, eğitimin bir programa bağlanmasıdır.Un plan individual educacional y un plan sobre educación especial será necesario.
Eğitim öğretim devam etmektedir.Enseñanza profesional continua.
Bu kitap hem ilginç hem de öğretici.Questo libro è sia interessante che istruttivo.
Karın bana İtalyanca öğretiyor.Tua moglie mi sta insegnando l'italiano.
Hata insana mahsus tabi ki ama çocuklarınıza sevgiyi öğretin.Certo che errare è umano, ma insegnate l'amore ai vostri figli.
Arkadaşım Alexandre; Almanca ve Esperanto öğretir.Il mio amico Alexandre insegna il tedesco e l'esperanto.
Bayan bize Fransızca öğretiyor.La signora ci sta insegnando il francese.
Dharma: Buda'nın öğretileri.BUKKYO: L'Insegnamento del Buddha.
Columbia Üniversitesi, Smith Koleji ve Massachusetts Üniversitesi'nde öğretim üyeliği yaptı.Lavorò presso la Columbia University, lo Smith College e l'University of Massachusetts.
Üniversitenin kurulma amacı araştırma ve öğretim sistemine yeni bir yaklaşım getirmekti.L'idea era di creare un'università con un nuovo approccio sia nella ricerca che nell'insegnamento.
Dil öğretimi İkinci dil edinimiPrima lingua Seconda lingua Apprendimento della seconda lingua
Öğretim faaliyetleri KGG' nün NATO standartları çizgisine doğru geliştirilmesi amacını taşımaktaydı.Gli sforzi di tutoraggio dovevano sviluppare la KSF in linea con gli standard della NATO.
Rutgers Üniversitesi, New Jersey Eyaletinin yüksek öğretim için en büyük kuruluşudur.La Rutgers University è l'ateneo statale dello stato del New Jersey.
O küçük kıza çarpım tablosunu öğretiyordu.La madre le insegnò i rudimenti della pittura.
Karşıyaka Lisesi, Kız Muallim Mektebi binalarında, yirmi yılı aşkın bir süre eğitim ve öğretimini sürdürür.Laureata in Pedagogia e in Scienze Politiche, per vent'anni insegna e compie molti viaggi.
1987 yılında ise öğretim görevini bırakarak, hayatının tamamını oyunculuğa verdi.Nel 1987 smise di insegnare per fare l'attore a tempo pieno.
KFOR, KGG' ne öğreticilik yapmak ve tam operasyonel yeterlilik ile yetiştirmek üzere görevlendirildi.La KFOR venne accusata di tutorizzare la KSF e portare la forza alla Piena Capacità Operativa.
(Amr bin Osman el-Mekkî) Sufizm Peygamberlerin öğretisinin özüdür.Con Messenger ("messaggero" in inglese) ci si può riferire a diverse cose.
Aynı zamanda Türkçe de öğretilecek.Studia anche la lingua turca.
1832 yılında Neuchâtel Üniversitesi’ne doğa tarihi üzerine öğretim görevlisi olarak atandı.Nel 1832 gli fu conferita la carica di docente di storia naturale presso l'Università di Neuchâtel.
1973 yılında Utah Üniversitesi'nde öğretimine katıldı.Nel 1973 si spostò all'Università dello Utah.
Guru Granth Sahib sadece kurucularının öğretilerini barındırmaz.Per l'occasione Mr. Fielding invita non solo il prof.
Öğreti açısından İslam'daki en zengin, sistematik ve felsefî mezhep olarak görülür.Si presenta come la somma più completa e sistematica dell'esoterismo islamico.
(KTÜ) Öğretim Görevlisidir.Anassagora lo definisce intelletto.
Bazı yürüyüş biçimleri de ata sonradan öğretilebilir.Ci sono vari metodi per insegnare a un cavallo di impennarsi.
İlk defa bu okulda kendi oluşturduğu yeni tarzda öğretimi uyguladı.È prima generazione nello stile da lui insegnato.