öğrenmeye ile cümle
öğrenmeye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bu sırada Arapça öğrenmeye başladı.Zaczął się uczyć arabskiego.
Öğrenmeye hazır olma istekliliği yaratır.Chęć zdobywania wiedzy.
5 yaşında Mount Royal University'nin konservatuvar bölümünde piyano öğrenmeye başladı.Naukę gry na fortepianie rozpoczął w wieku 5 lat w konserwatorium Mount Royal University.
Kataloglama işi için Çince öğrenmeye başladı.Tam rozpoczął pracę w katolickiej misji i naukę języka chińskiego.
Fransızca öğrenmeye başladı.Zaczął uczyć się języka włoskiego.
1955'te kendisini şirketi geliştirmeye adadı ve Actors Studio'da oyunculuk metodu öğrenmeye başladı.Hon ägnade 1955 åt att bygga upp sitt företag samt att börja studera metodskådespeleri på Actors Studio.
Erik Mongrain, 14 yaşında gitarı kendi kendine öğrenmeye başladı.Erik Mongrain lärde sig att spela gitarr vid 14 års ålder.
2004 yılında, Super Junior'dan Siwon ile birlikte, Pekin'e Çince öğrenmeye gönderildi.2004 åkte hon och Siwon från Super Junior till Peking, Kina, för att studera Mandarin (språk).
Kaçarken ajanlarımız doktordan öğrenebildikleri kadar bilgiyi öğrenmeye çalışırlar."Ni, mina bröder, skall studera så mycket som ni bara kan.
Sürekli araştırır, ve yeni şeyler öğrenmeye çalışırlar.Han hade lätt för att animera och letade konstant efter nya sätt att göra saker.
Şu anda ne olup bittiğini öğrenmeye çalışıyoruz" dedi.Vill du prova och se vad som händer?'
Kolmodin, Doğu Afrika'da bulunduğu süre boyunca diller ve folklor okudu ve Türkçe öğrenmeye başladı.Under tiden i Ostafrika studerade Kolmodin språk och folkloristik samt började lära sig turkiska.
Ne sakladığını öğrenmeye çalışır.Інформацію про те, що сталося намагалися приховати.
Değişik taraflarını öğrenmeye çalıştım.Різними способами намагалися дізнатися про його долю.
Sürekli araştırır, ve yeni şeyler öğrenmeye çalışırlar.Розвиває свій стиль, постійно шукає щось нове.
Bitkiyle ilgili çalışmaları onu farmakoloji'nin temelleri ve mikroskop'un kullanımını öğrenmeye yöneltti.Його інтерес до рослин змусив його вивчити основи фармагології і використання мікроскопу.
Sürekli kahramanlarımızın sırrını öğrenmeye çalışmaktadır.Також герой постійно знаходить послання від Загадника.
Doss onun işinden tıp hakkında bir şeyler öğrenmeye başlar.Гопкінса і розпочинає роботу над докторською дисертацією.
Mesela İngilizce öğrenmeye başladım.Згодом вивчив англійську мову.
Miles Halter Ünlü insanların son sözlerini öğrenmeye ilgi duyan Miles, romanın baş karakteridir.Майлз Голтер Протагоніст, який цікавиться останніми словами відомих людей.
Madison, öğrenmeye dönük açlığını özellikle o adama (Robertson'a) bağlamıştır."Madison říkal, že vděčí za svůj talent k učení "především tomu muži (Robertsonovi)".
Erik Mongrain, 14 yaşında gitarı kendi kendine öğrenmeye başladı.Erik Mongrain se naučil na kytaru jako samouk ve věku 14 let.
Janković, Red Star Tenis Kulübü'nde tenis öğrenmeye başladı.Jelena Jankovičová začínala s tenisem v tenisovém klubu „Crvena Zvezda“.
Bitkiyle ilgili çalışmaları onu farmakoloji'nin temelleri ve mikroskop'un kullanımını öğrenmeye yöneltti.Díky rostlinám se dostal k farmakologii a k používání mikroskopu.
Tüm sporlarda başarılı.Alışverişe gitmeyi çok seviyor ve öğrenmeye çok düşkün.Ve škole je velice populární, chodí ráda nakupovat a sportuje.
Çocuk öğrenmeye ihtiyacı olduğu ve istediği için öğrenmelidir.Potřebuje dítě znát co se má naučit, aby se to naučilo?
En azından öğrenmeye çalışmalıdır.Případně se může i učit.
Çünkü Naruto kaçmak yerine bu belgedeki teknikleri öğrenmeye çalışmaktadır.Olmi zde rezignoval na trikovou techniku a místo ní využívá elementárních divadelních znaků.
Janković, Red Star Tenis Kulübü'nde tenis öğrenmeye başladı.Janković a făcut primii pași în tenis la clubul de tenis „Steaua Roșie”.
Diğer yandan, zamanın önemli bir kısmını da yabancı dil öğrenmeye ayırmıştı.De asemenea, ea a dedicat o mare parte a timpului liber pentru a învăța limbi străine.
Ailesi ve öğretmenleri neden böyle bir yalan söylediklerini öğrenmeye çalışırlar.Rudele și apropiații acestor persoane trebuie întrebate de ce fiul lor nu își face rugăciunea.
Ve biz onu bütünüyle anlamaya, ona nasıl uyum sağladığımızı öğrenmeye çalışıyoruz."E important să știm cum să le armonizăm.
Burada da üçkâğıtçılığın inceliklerini öğrenmeye başlar.Ah, iar se apucă amintirile de boscorodit!
Dini bilimleri öğrenmeye Meşhed şehrinde başladı.Își începe cariera științifică în orașul natal.
Kataloglama işi için Çince öğrenmeye başladı.În cadrul Facultății de Litere a studiat limba chineză.
O, çabalarını İngilizce konuşmayı öğrenmeye yöneltti.El și-a îndreptat eforturile către studierea limbii engleze.
O, çabalarını İngilizce konuşmayı öğrenmeye yöneltti.Ea și-a direcționat eforturile să învețe să vorbească limba engleză.
Sürekli araştırır, ve yeni şeyler öğrenmeye çalışırlar.Mindig be kell szerezniük a legújabb információt, folyamatosan tanulniuk kell.
Bu sırada Arapça öğrenmeye başladı.Nemrég arabul kezdett tanulni.
Janković, Red Star Tenis Kulübü'nde tenis öğrenmeye başladı.Első teniszleckéit a 'Vörös Csillag' Tenisz Klubban szerezte.
Mesela İngilizce öğrenmeye başladım.Ekkor kezdett el angolul írni.
Hayatında daha önce gitarı ne görmüş ne duymuş olan Son, gitar çalmayı öğrenmeye karar verir.Már hétéves korától nagy hatással volt rá a gitár és elhatározta, hogy csak a gitárnak szenteli életét.
Jane zaman geçtikçe teyzesinin sırlarını öğrenmeye başlar.Jane nyomására azonban folytatódik a nyomozás.
E-öğrenme, sınıftaki öğrenmeye alternatif bir öğrenme biçimidir.Ezért nyújt ideális megoldást az e-tanulás az élethosszig való tanuláshoz.
Ayrıca Almanca öğrendi ve sonradan yararlı olduğunu düşündüğü dil olan Fransızca’yı öğrenmeye başladı.Közben elkezdett németül tanulni, aminek egy évtizeddel később jó hasznát vette.
Ne sakladığını öğrenmeye çalışır.A nyomába ered, hogy megtudja, mit akar tőle.
Mesela İngilizce öğrenmeye başladım.Hän aloitti myös englannin kielen opiskelun.
En azından öğrenmeye çalışmalıdır.Kannattaa opetella huomaamaan.
Bilinmeyen adamın kim olduğunu öğrenmeye çalışmaktadırlar.Mikä etu puhua tuntemattomana.
Harry, Hogwarts'ta büyüler öğrenmeye başlar ve geçmişi ve ailesi hakkındaki gerçekleri keşfeder.Harry alkaa opiskella Tylypahkassa taikuutta ja saa selville lisää menneisyydestään ja vanhemmistaan.
2004 yılında, Super Junior'dan Siwon ile birlikte, Pekin'e Çince öğrenmeye gönderildi.Vuonna 2004, hänet lähetettiin opiskelemaan mandariinikiinaa Pekingiin, Kiinaan yhdessä Choi Siwonin kanssa.
Sürekli araştırır, ve yeni şeyler öğrenmeye çalışırlar.Maailmassa ne löytävät ja oppivat uusia asioita.
1998'de Londra'ya üniversitede Latince ve eski Yunanca öğrenmeye gitti.Mariska muutti vuonna 1998 Lontooseen opiskelemaan yliopistoon muinaiskreikkaa ja latinaa.
Koko, hızla öğrenmeye devam etti.Koko oppi yhä nopeasti.
Diğer yandan, zamanın önemli bir kısmını da yabancı dil öğrenmeye ayırmıştı.Επίσης, αφιέρωσε πολύ χρόνο, ώστε να μάθει ξένες γλώσσες.
Öğrenmeye açık ve çalışkan.Είναι διάφανο και δύσκολο να το δει κανείς.
Okul çağındaki çocuklarda yatışma yan etkisinin sınıfta öğrenmeye etkileri olmaktadır.Παρενέργειες υπνηλίας κατά την σχολική ηλικία έχουν επιπτώσεις στην μάθηση στην τάξη.
Dil öğrenmeye olan merak ve yatkınlığı sonucunda 9 dil konuşabiliyordu.Εκτός από την μητρική του γλώσσα μαθαίνει με τον καιρό να μιλά 9 γλώσσες.
Fransızca öğrenmeye çalıştı.Προσπάθησε να μάθει Γαλλικά.
Ne sakladığını öğrenmeye çalışır.Noget du måske søger at skjule.