öğrenmeye ile cümle
öğrenmeye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Bir öğretmenin rolü öğrenmeye olanak sağlamaktır. Bu kadar.선생님의 역할을 다른 사람이 배우도록 돕는 것입니다. 그게 전부에요.
Bir öğretmenin rolü öğrenmeye olanak sağlamaktır. Bu kadar.Zadaniem nauczyciela jest ułatwienie uczenia się.
Bir öğretmenin rolü öğrenmeye olanak sağlamaktır. Bu kadar.תפקיד המורה הוא להקל על הלמידה. זה הכל.
Bir öğretmenin rolü öğrenmeye olanak sağlamaktır. Bu kadar.دور المعلم يتلخص في تيسير التعلم. هذا كل شيء.
Bir öğretmenin rolü öğrenmeye olanak sağlamaktır. Bu kadar.私が思うに 問題は
Bir öğretmenin rolü öğrenmeye olanak sağlamaktır.De rol van de leerkracht is om leren te vergemakkelijken.
Bir öğretmenin rolü öğrenmeye olanak sağlamaktır.Die Rolle eines Lehrers ist es, das Lernen zu ermöglichen.
Bir öğretmenin rolü öğrenmeye olanak sağlamaktır.El papel de un docente es facilitar el aprendizaje.
Bir öğretmenin rolü öğrenmeye olanak sağlamaktır.En lærers rolle er at muliggøre læring.
Bir öğretmenin rolü öğrenmeye olanak sağlamaktır.Il ruolo dell'insegnante è quello di facilitare l'apprendimento.
Bir öğretmenin rolü öğrenmeye olanak sağlamaktır.Le rôle d'un enseignant est de faciliter l'apprentissage.
Bir öğretmenin rolü öğrenmeye olanak sağlamaktır.O papel do professor é facilitar a aprendizagem.
Bir öğretmenin rolü öğrenmeye olanak sağlamaktır.Peran guru adalah untuk memfasilitasi pembelajaran.
Bir öğretmenin rolü öğrenmeye olanak sağlamaktır.Role učitele je usnadnit učení.
Bir öğretmenin rolü öğrenmeye olanak sağlamaktır.Rollen av en lärare är att underlätta lärande.
Bir öğretmenin rolü öğrenmeye olanak sağlamaktır.Rolul profesorului e să înlesnească învățarea.
Bir öğretmenin rolü öğrenmeye olanak sağlamaktır.Vai trò của một giáo viên là tạo điều kiện học tập.
Bir öğretmenin rolü öğrenmeye olanak sağlamaktır.Vloga učitelja je, da učenje olajša.
Bir öğretmenin rolü öğrenmeye olanak sağlamaktır.Ο ρόλος του δασκάλου είναι να διευκολύνει τη μάθηση.
Bir öğretmenin rolü öğrenmeye olanak sağlamaktır.Роль вчителя - допомагати навчанню.
Bir öğretmenin rolü öğrenmeye olanak sağlamaktır.Роль учителя — в том, чтобы способствовать изучению.
Bir öğretmenin rolü öğrenmeye olanak sağlamaktır.Ролята на един учител е да подпомага ученето.
Biyomimikri, yeni bir disiplin; bu dahiliklerden öğrenmeye çalışır, onların tavsiyelerini alır.ביומימטיקה היא דיסציפלינה חדשה שמנסה ללמוד מהגאונים הללו, ולוקחת מהם עצה, עצת עיצוב.
Biyomimikri, yeni bir disiplin; bu dahiliklerden öğrenmeye çalışır, onların tavsiyelerini alır.このような天才から学び そこからデザインのアドバイスを得ることです ここが私の住んでいるところです
Biyomimikri, yeni bir disiplin; bu dahiliklerden öğrenmeye çalışır, onların tavsiyelerini alır.의생학 (擬生學)은 이러한 천재들로부터 가르침을 얻고자 하는 새로운 학문 분야입니다. 무언가를 설계하는 데에 있어 그들의 조언을 구하는 것이지요.
Bizi gelip öğrenmeye çağıran, hayatın ta kendisinin sesidir."Az Élet hív bennünket, Hogy menjünk csak, s tanuljunk.
Bizi gelip öğrenmeye çağıran, hayatın ta kendisinin sesidir."C'est la voix de la vie, qui nous appelle à apprendre."
Bizi gelip öğrenmeye çağıran, hayatın ta kendisinin sesidir.""É a voz da vida, que nos chama para chegar e aprender."
Bizi gelip öğrenmeye çağıran, hayatın ta kendisinin sesidir."E' la voce della vita, che ci chiama per venire ad apprendere."
Bizi gelip öğrenmeye çağıran, hayatın ta kendisinin sesidir."Es ist die Stimme des Lebens, die uns ruft zu kommen und zu lernen."
Bizi gelip öğrenmeye çağıran, hayatın ta kendisinin sesidir."Es la voz de la vida que nos llama para que vengamos y aprendamos".
Bizi gelip öğrenmeye çağıran, hayatın ta kendisinin sesidir."E vocea vietii , cea care ne cheama sa venim si sa invatam"
Bizi gelip öğrenmeye çağıran, hayatın ta kendisinin sesidir."Het is de stem van het leven die ons roept om te leren."
Bizi gelip öğrenmeye çağıran, hayatın ta kendisinin sesidir."Jest to głos życia, który wzywa nas do nauki."
Bizi gelip öğrenmeye çağıran, hayatın ta kendisinin sesidir."Je to hlas života, jenž nás volá k učení."
Bizi gelip öğrenmeye çağıran, hayatın ta kendisinin sesidir."그것은 우리들에게 와서 배우라고 말하는 삶의 목소리 입니다."
Bizi gelip öğrenmeye çağıran, hayatın ta kendisinin sesidir."Zvok življenja je tisti, ki nas kliče, da pridemo sem in se učimo."
Bizi gelip öğrenmeye çağıran, hayatın ta kendisinin sesidir."Η φωνή της ζωής μας καλεί ν' αρχίσουμε να μαθαίνουμε."
Bizi gelip öğrenmeye çağıran, hayatın ta kendisinin sesidir."Глас самой жизни призывает нас пройти ее и учиться на ней".
Bizi gelip öğrenmeye çağıran, hayatın ta kendisinin sesidir."Това е гласът на живота, който ни вика да дойдем и да се учим."
Bizi gelip öğrenmeye çağıran, hayatın ta kendisinin sesidir."לקול החיים, הקורא לנו לבוא וללמוד."
Bizi gelip öğrenmeye çağıran, hayatın ta kendisinin sesidir."إنه صوت الحياة، الذي ينادينا لنأتي ونتعلم."
Bizi gelip öğrenmeye çağıran, hayatın ta kendisinin sesidir."どうもありがとう
Bizi Latince gibi şeyler öğrenmeye zorlarlardı.Ci costringevano ad imparare cose come il Latino.¥
Bizi Latince gibi şeyler öğrenmeye zorlarlardı.Họ bắt học sinh học những môn như tiếng Latin
Bizi Latince gibi şeyler öğrenmeye zorlarlardı.Ils nous forçaient à apprendre des trucs comme le latin.
Bizi Latince gibi şeyler öğrenmeye zorlarlardı.라틴어 같은 걸 배우도록 하질 않나,
Bizi Latince gibi şeyler öğrenmeye zorlarlardı.Mereka memaksa kami untuk belajar hal-hal seperti bahasa Latin.
Bizi Latince gibi şeyler öğrenmeye zorlarlardı.Ne obligau sa învăţăm chestii precum latina.
Bizi Latince gibi şeyler öğrenmeye zorlarlardı.Nos obligaban a aprender cosas como latín.
Bizi Latince gibi şeyler öğrenmeye zorlarlardı.Nutili nás učit se třeba latinu.
Bizi Latince gibi şeyler öğrenmeye zorlarlardı.Ránkerőltettek tárgyakat, többek között a latint.
Bizi Latince gibi şeyler öğrenmeye zorlarlardı.Sie zwangen uns Dinge wie Latein zu lernen.
Bizi Latince gibi şeyler öğrenmeye zorlarlardı.Ze dwongen ons Latijn te leren en dergelijke.
Bizi Latince gibi şeyler öğrenmeye zorlarlardı.Zmuszali nas do uczenia się chociażby łaciny.
Bizi Latince gibi şeyler öğrenmeye zorlarlardı.Μας ανάγκαζαν να μάθουμε Λατινικά.
Bizi Latince gibi şeyler öğrenmeye zorlarlardı.Вони змушували нас вчити речі на кшталт латини.
Bizi Latince gibi şeyler öğrenmeye zorlarlardı.Караха ни да учим латински.
Bizi Latince gibi şeyler öğrenmeye zorlarlardı.Они заставляли нас учить предметы вроде латыни.
Bizi Latince gibi şeyler öğrenmeye zorlarlardı.הכריחו אותנו ללמוד דברים כמו לטינית.