öğrenmek ile cümle
öğrenmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
(Esperanto öğrenmek istiyorsun.)Her underviser han også i Esperanto.
İbranice öğrenmek özellikle yaşlılar için çok zordu.Det siges at han var særdeles lærd særligt i hebraisk.
Ben o matematiği özellikle öğrenmek istemiyorum.De fleste vælger dog matematik.
Bu kabul üzerine, Burckhardt Arapça öğrenmek amacıyla yakın doğuya gitmeyi planladı.Med sin store indsats var Harald Ingholt med til at grundlægge dansk nærorientalsk arkæologi.
Haberi öğrenmek isteyenlere yol göstereceğinden de eminim.Jeg ved præcis hvem der skal instruere den.
Üç arkadaş varisin kim olduğunu öğrenmek için Çok Özlü İksir hazırlar.Ved syv store undere skal han godtgøre, hvem han er.
Gayet yüksek derecede eğitim görmüştü ve devamlı olarak yeni şeyler öğrenmek peşinde idi.Han hadde stor arbeidslyst, og sto alltid klar til å påta seg nye oppgaver.
Bir şeyler öğrenmek için çok meraklıdır.Det er litt underlig å tenke på.
Hosenfeld çok sayıda Polonyalıyla arkadaşlık kurdu ve hatta dillerini öğrenmek için çaba gösterdi.Hosenfeld berteman dengan orang Polandia dan belajar bahasa mereka.
Ben o matematiği özellikle öğrenmek istemiyorum.Ia tidak pandai dalam matematika.
Sevimli, sürekli yeni şeyler öğrenmek ve denemek isteyen bir çocuktur.Seorang anak yang selalu ingin tahu dan mencintai hal-hal baru.
Jackson filmden çok hoşlandı ve Yüzüklerin Efendisi ile ilgili daha fazla şey öğrenmek istedi.Jackson "menikmati film itu dan ingin tahu lebih banyak."
Bütün günümü İspanyolca öğrenmek için harcamaya başladım.Tujuannya adalah untuk mendorong pembelajaran bahasa di seluruh Eropa.
Diseksiyon anatomi ve fizyolojisini öğrenmek için bir fırsat oluşturur.Marey berharap untuk menggabungkan ilmu anatomi dan fisiologi.
Bişr-i Hâfî bütün ömrünü ilim öğrenmekle ve öğretmekle geçirdi.Roehana menghabiskan waktu sepanjang hidupnya dengan belajar dan mengajar.
Fakat bu dili öğrenmek ve kullanmak çok zordur.Kata ini sulit diterjemahkan & dipahami.
Hosenfeld çok sayıda Polonyalıyla arkadaşlık kurdu ve hatta dillerini öğrenmek için çaba gösterdi.Hosenfeld đã làm bạn với vô số người Ba Lan, ông thậm chí còn cố gắng nỗ lực học tiếng của họ.
Bütün günümü İspanyolca öğrenmek için harcamaya başladım.Do đó tôi tự ép buộc mình phải dồn mọi khả năng để học cho được tiếng Việt.
Bu seride Timmy ve arkadaşları paylaşmayı, arkadaş edinmeyi ve hatalarını kabul etmeyi öğrenmek zorundalar.Trong phim này, Timmy và các bạn học cách chia sẻ cùng nhau, sửa chữa lỗi lầm và làm bạn.
Düğüm öğrenmek sabır ve beceri gerektirmektedir.Học cách thắt nút dây đòi hỏi cần có kiên nhẫn và sự thực hành.
Okul öğrencilerinin %25'i İngilizce öğrenmektedirler.Khoảng 25% học sinh là những người theo học tiếng Anh, so với tỉ lệ 9% của toàn quốc.
İlk ve en büyük engel İngilizce dilini öğrenmek olmuştur.Hối tiếc lớn nhất của cô là không học tiếng Anh.
Bu söylentileri kimin yaydığını öğrenmek ister.Người ta không rõ mục đích của những tiếng kêu này là gì.
Filler de insanlar gibi büyürken davranışları öğrenmek zorundadır.Khi voi đã quen, người ta tập cho voi đi lại theo sự điều khiển của con người.
Baba: Bir gün oğlum olup olmadığını öğrenmek için DNA testi yaptıracağım.ジュンサンの事故を機にDNA鑑定をしてもらい実の息子であることを知る。
Ben o matematiği özellikle öğrenmek istemiyorum.数学が特に苦手。
Efsaneye göre, Pisagor, Mısırlı rahiplerden matematik, geometri, astronomi ve öğrenmek için Mısır'a gitti.伝説では、ピタゴラスはエジプトに旅行し、数学、幾何学、および天文学をエジプトの指導者から学んだと言われている。
Nasıl öğrenmek için bir yabancı dil.外国語習得に励んでいます。
Savaş komutasını öğrenmek için oradadır.地球侵略司令官をしている。
Göz teması kur yapmada, karşıdakinin bazı durumlarda ilgisini öğrenmek açısından önemli bir unsurdur.彼の威圧的で恐ろしい外見は、多くの場合に容疑者から情報を取得する際に必要なものである。
Onun gerçekten kim olduğunu öğrenmek..." dedi.どれが本当の言葉か分からない」と言っている。
Sevimli, sürekli yeni şeyler öğrenmek ve denemek isteyen bir çocuktur.日々、新しい何かを求めている好奇心旺盛な青年。
Genellikle elde edilen odunların ağırlığını öğrenmek için Karamandere Meydanı'nda bir kantar bulunmaktadır.コナラを中心とした広葉樹林によく生える。
Orada, evi yönetmek ve şarkı söylemeyi öğrenmekten sorumluydu.その後、家で弾き語りをしたり、ギターを習ったり、曲を書いたりしていた。
Bişr-i Hâfî bütün ömrünü ilim öğrenmekle ve öğretmekle geçirdi.これを生涯大切にし、また自分の教えを通して人に伝えた。
Filler de insanlar gibi büyürken davranışları öğrenmek zorundadır.人間は考える葦というが、葦のように成長する為に人間は何かを学ばなくてはならない。
Toprak elementini öğrenmek üzere yola çıkarlar.…地形を知るに便あり。
Ardından da içindeki oyuncak uçağın ne olduğunu öğrenmek ister.また、球状の玩具その物を指すことも。
Başka bir çözüm yolu ise IP adresini başka kaynaklardan öğrenmek suretiyle DNS'i es geçmektir.他の回避方法としては、他の手段でIPアドレスを調べDNSを使用しないという方法もある。
Hosenfeld çok sayıda Polonyalıyla arkadaşlık kurdu ve hatta dillerini öğrenmek için çaba gösterdi.Hosenfeld结识了许多波兰人,甚至作出了努力学习他们的语言。
'Jim,' dedim, 'İtalyan kaşifin yeni dünyaya ulaştığını öğrenmek hoşuna gidecektir.“吉姆,”我说,“意大利航海家刚刚到了新大陆。
Ben o matematiği özellikle öğrenmek istemiyorum.實際上,他對數學不感興趣。
Efsaneye göre, Pisagor, Mısırlı rahiplerden matematik, geometri, astronomi ve öğrenmek için Mısır'a gitti.根据传说,毕达哥拉斯曾前往埃及向祭司学习数学、几何以及天文学。
Savaş komutasını öğrenmek için oradadır.擢驃騎衛指揮同知。
Bir kişi standart tedavi ile düzelmiyorsa bakteri olup olmadığını öğrenmek için başka testler yapılabilir.如果采用标准治疗后,患者症状没有改善,可做进一步测试,检查有无细菌。
1883'te liseyi bitirdikten sonra üniversite öncesi klasik dilleri öğrenmek için Delf'e gitti.1883年,塞曼高中毕业后前往代尔夫特进修古典语言。
Anket - Kişilerin bir konu hakkında düşüncelerini öğrenmek için yapılan test.阿希从众实验——看看多數人的想法是如何影響個人的思維。
Orada, karşılaşacakları tehlikeleri öğrenmek için Vampir Sosyolojisi 101 dersini almaları gerekir.和白莫可拿一樣有108招秘技,還懂得駕馭妖魔的技巧。
Eğer abisini bulabilmek istiyorsa bu yeteneklerini kontrol etmeyi öğrenmek zorundadır.假如心中升起了嫉妒,你必須學著去看見它。
İbranice öğrenmek özellikle yaşlılar için çok zordu.阿昌族人講究禮貌,尤其是對老年人非常尊敬。
Gayet yüksek derecede eğitim görmüştü ve devamlı olarak yeni şeyler öğrenmek peşinde idi.他訓練刻苦,永遠想要不斷學習和進步。
Kar, buzu bir insana dönüştürmeyi öğrenmek için çabalamaya başlar.忍法‧雪人變化 將自己變為雪人的忍法。
Çin’in kullandıgi Hanja karakterleri ögrenmek bir hayli zordu.中国武术能够练习到什么样的境界,是一个很难回答的问题。
Bir genç GLF üyesi onların kim olduklarını ve onların itimatların neler olduklarını öğrenmek istedi.새로운 동성애자 해방 전선의 멤버는 그들이 누구인지 그리고 그들의 신념이 무엇인지 인식하도록 요구했다.
Millet ibadet öğrenmek için onu ziyaret etmeye başladı.그는 그의 예배를 멀리하는 방문객들을 보았다.
Babasının anlattığı hikâyelerden hala etkilenmeyen Will gerçeği öğrenmek istediğini söyler.마지막이 될 지 모르는 아버지 곁에서 진짜 아버지의 모습이 궁금해진 윌은 창고 깊숙한 곳에서 아버지의 거짓말 속에 등장하는 증거를 하나 찾아내게 된다.
İngilizce öğrenmek için Amerikan okuluna devam etti.영어를 배우기 위해 선교 학교에 들어가 영어를 배웠다.
Hapishanelerdeki durumu öğrenmek amacıyla bir komisyonun seçilmelidir.감옥과 강제수용소에 수감된 사람들을 조사할 새로운 위원회를 선출할 것을 요구한다.
Ben o matematiği özellikle öğrenmek istemiyorum.수학을 잘 못한다.
Antrenmana başlamadan önce risklerini öğrenmek gerekir.훈련을 시작할 때까지 기다릴 수가 없을 것 같다.