öğrenme ile cümle
öğrenme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Stüdyoda resmini yapmak yerine dokuma yapmayı öğrenmeye başladık.So in the studio, rather than drawing, we began to learn how to knit.
Bunu değiştiebilir miyiz öğrenmek istedik.So we wanted to know, could we change this?
Eğer tartışmak savaşsa, kaybederek öğrenmek gibi üstü kapalı bir denklem var.If argument is war, then there's an implicit equation of learning with losing.
Bu yeni bir dil öğrenmek gibi.It's like learning a new language.
İnsanları karanlıkta bırakan şeyin Kuzey Kore'deki kurallar olduğunu öğrenmek sizi şaşırtmayacaktır.Now, you won't be surprised to learn that the rules in North Korea keep people there in the dark.
Şimdi öğrenmek isteyeceğiniz şey ise ilgi duyup duymadıklarıdır.The next thing that you might want is to know are they interested.
Öğrenme ders anlatımı ile olmaz.The lectures are not the class.
Araştırma, keşif öğrenme ortamı yaratmak asıl eğitimdir.Creating an environment of learning, of inquiry, of exploration is what is true education.
'Buraya tasarım yapmayı öğrenmeye geldim, bilgisayarı değil.''I came here to learn how to design, not how to use a computer.'
Çünkü onu da öğrenmeniz lazım.But I'm going to stop at twelve because that tends to be what people need to memorize.
Ve onlarin bir şeye ihtiyaçları olup olmadığını öğrenmek için gitmemiz gerekiyordu.Because they were old and infirm, and we needed to go by to see if they needed anything.
Yani ne zaman doluluğun 7/7 olacağını öğrenmek istiyoruz. -So we want to know when it's full. When it is 1/1 full?
Henüz grafik kaydırmayı öğrenmediyseniz kaygılanmayın.And if you haven't learned about shifting yet, don't worry about that.
Ama hakikaten öğrenmenizi istiyorum.(Laughter) But I really want you to learn.
Öğrenme dediğim şey bu? Tamam mı?That's what it's learning.
İnsanlara özen göstermeyi öğrenmektir.It takes lots of experience to learn how to care for people.
Kendilerine saygı duymayı öğrenmeliler.They need to learn to respect themselves.
Arkadaşlarına saygı duymayı öğrenmeliler.They need to learn to respect their schoolmates.
Öğretmenlerine saygı duymayı öğrenmeliler.They need to learn to respect their teachers.
En önemlisi, öğrenmeye saygı duymayı öğrenmeliler.And, most important, they need to learn to respect learning.
Sizin de gösterdiğiniz gibi, buraya bir şeyler öğrenmek için geldiniz.As you pointed out, every time you come here, you learn something.
Cep telefonları ile öğrenmeye başladı.They learned to start with cell phones.
Eğer ikinci telle ilgili dersinizi öğrenmediyseniz.learned your lesson now about your second finger.
O çocuktan öğrenmen gereken bazı şeyler var.You can learn a few things from that boy.
Çünkü bu hafta kendi kendime öğrenmeye çalıştığım ders tamamsa gitmesine izin vermek.Because the lesson I'm trying to learn myself this week is that it's okay to let go.
Vücudumuzun dilini konuşmayı öğrenmeliyiz.We need to learn to speak the body's language.
Öğrenme teşvik ediliyordu, maymun grupları açıklıklarda maceralara atıldılar.Learning became reinforced. Bands of apes ventured into the open.
İnsanlık pürüzü ölçmeyi öğrenmesi gerekiyordu.Humanity had to learn about measuring roughness.
Öğretmesi zordur ve öğrenmesi de hiç te kolay değildir.It's hard to teach, and it's not all that easy to learn.
Öğrenmemiz gereken çok şey var.We have a lot to learn.
Belki bizim de öğrenmemiz gereken bir şeyler vardır.Maybe we have something to learn as well.
Öğretme ihtiyacımız olduğu gibi öğrenme ihtiyacımız da var.We have a need to learn as well as to teach.
Esasında ortada hiçbir öğrenme eğrisi olmazdı.There'd be virtually no learning curve.
Senden bir şeyler öğrenmeliyim.But I think I should learn a thing or two from you now.
Öğrenmek için muazzam bir tutkuları var.They have a tremendous passion to learn.
Eğer bu konuşmadan hiçbir şey öğrenmediyseniz, bari bu aklınızda kalsın:If you hear nothing else today, please hear this:
Kendi araştırmamda, robotlar için makine öğrenmesini kapsamlı bir şekilde kullandım.In my own research, I've extensively used machine learning for robotics.
Burada makine öğrenmesi devreye giriyor.This is where machine learning comes into play.
Şimdi öğrenmezse, sonra ben anlatırım. Öyle veya böyle öğrenir. İyisi mi, şimdi öğrensin.So whether you tell her now or I tell her later, she's gonna find out one way or the other.
Makinenin neresinin yanlış olduğunu öğrenmeliyiz.It's gonna try to save this planet. And we need to know what's wrong with it pretty quick.
Biz öğrenmek.We learn.
Türevleri öğrenmek zorunda kaldım.So, I had to learn derivatives.
Senin bunu öğrenmen gerekiyor.You need to learn it.
Görüyorsunuz, neticede eğitim öğrenmeyle alakalı.You see, in the end, education is about learning.
Eğer ortada öğrenme yoksa, eğitim de yok demektir.If there's no learning going on, there's no education going on.
İnsanlar öğrenmeden hiç bahsetmeden eğitimi tartışarak müthiş zaman harcıyorlar.And people can spend an awful lot of time discussing education without ever discussing learning.
Bir öğretmenin rolü öğrenmeye olanak sağlamaktır. Bu kadar.The role of a teacher is to facilitate learning.
Onlar öğretme ve öğrenmeyi bireyselleştiriyorlar.One is this: they individualize teaching and learning.
İnsanlarla alakalı, öğrenmeyi arzulayan ya da istemeyen insanlarla alakalı.It's about people, people who either do want to learn or don't want to learn.
Bunun nasıl başladığını, ne için olduğunu ve nasıl sürdüğünü öğrenmek isterlerdi.They'd want to know how it originated, what it was for and how it perpetuates itself.
Arapça öğrenmeye karar verdim, ve bu dilin oldukça mantıklı olduğuna kanaat getirdim.I decided that I would learn Arabic, which turns out to be a supremely logical language.
Gördüğünüz gibi, olasılık konusunu öğrenmek sizin belki birşeyler kazanmanıza sebep olabilir.So you see, learning probability may end up winning you something.
Ve eğer öğrenmediysek, şöyle düşünelim.And in case you actually haven't learned that already, think about it this way.
Kısa bir yolu yok. Bu, yüzerek yüzmeyi öğrenmek gibidir.There is no shortcut: it is like swimming by swimming.
Ispanyolca'yı, başka değil, tango öğrenmek için kullandım.Spanish, no less, to learn tango.
Boğuşma oyunu her birimiz için çok iyi bir öğrenme aracıdır.And rough-and-tumble play is a great learning medium for all of us.
Bence daha öğrenmemiz gereken çok şey var.I think we've got a lot of learning to do.
Ve bu, öğrenme ve beynin işlenmesi açısından çok büyük öneme sahiptir.And its hugely important in learning and crafting the brain.
Öğrenme ve kavrama arayışı asla sıkıcı değildir.The quest for knowledge and understanding never gets dull.
Biz hasta başına düşen doza kaç ml çözelti düştüğünü öğrenmek istiyorduk.We want milliliters of solution per dose per patient.