öğrencilerin ile cümle
öğrencilerin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Türkiye, 1992'den beri Togo'daki öğrencilerine burs vermektedir.[1]Turkey has been providing scholarships to Togolese students since 1992.[1]
Math Horizons, lisans öğrencilerine yönelik açıklayıcı bir dergidir.Math Horizons is expository, aimed at undergraduate students.
Okul, öğrencilerini lise giriş puanına göre kabul eder.The school admits their students based on the Nationwide High School Entrance score.
150 kişilik konferans salonu da öğrencilerin hizmetindedir.A conference hall for 150 people is also at the service of the students.
Kendi neslinin genç öğrencilerini davranış ve düşünce konusunda eğitti.He trained young students of his generation in conduct and thought.
Rudolf Ernst, oradaki en tanınmış öğrencilerinden biriydi.[1][2]Rudolf Ernst was one of his best known pupils there.[1][2]
Öğretmenler, öğrencilerin dikkatini çekmeye odaklanarak öğretmek için çeşitli yollar kullanır.Teachers use a variety of ways to teach, with a focus on getting pupils attention.
Öğrencilerin çevrimiçi ortamda dikkat süreleri sınıftaki ile aynı değildir.The attention spans of the students online isn’t the same as in the classroom.
Uyku, öğrencilerin notlarıyla doğrudan bağlantılıdır.Sleep has been directly linked to the grades of students.
Öğrencilerin neler olup bittiğine daha fazla dahil olmalarını sağlar. [1]It is allowing students to be more engaged in what is happening.[5]
Artırılmış öğrenme, sadece öğrencilerin değil, ebeveynlerinin de öğrenmesine olanak sağlamıştır.Augmented learning has allowed not only students to learn, but also their parents.
Çoğu thangka, kişisel meditasyon veya manastır öğrencilerinin eğitimi için tasarlanmıştır.Most thangkas were intended for personal meditation or instruction of monastic students.
Otobüsteki öğrencilerin Ebony Maw'ın uzay gemisini izlediklerini görünce "Sizin neyiniz var?In Avengers: Infinity War (2018), Lee appears as the driver of Peter Parker's school bus.
Soldaki Priscian, sağdaki öğrencilerine Latince gramer öğretiyor.Priscian on the left teaches Latin grammar to his students on the right.
Uzmanlık, tıp öğrencilerinin veya yeni doktorların ilk kez liderlik rolü üstlendikleri zamandır.Residency is the first time the medical students, or new physicians, get to be in a leadership role.
Her iki okuldaki öğrencilerinden biri Charles Taylor'dı.[1] [2]One of his students at both schools was Charles Taylor.[1][2]
Sadece kız öğrencilerin katıldığı okullar kapalıydı.Girls-only schools were still closed.
Öğrencilerinden biri, Kahire Kıpti Müzesi'nin merhum Müdürü Pahor Labib'di . [1]One of his students was Pahor Labib, late Director of the Coptic Museum, Cairo.[6]
Nesneleri öğrencilerin öğretimi için kullanıldı.Its objects were used for students teaching.
Öğrencilerin çoğu okula yürüyerek gider.Die meisten Schüler gehen zu Fuß zur Schule.
Tüm öğrencilerin kütüphaneye erişimi var.Alle Studenten haben Zugang zur Bibliothek.
Öğrencilerin önünde konuşuyor.Er spricht vor Studenten.
Öğrencilerinin yanı sıra öğretmen de geldi.Sowohl der Lehrer wie auch sein Schüler sind gekommen.
Öğrencilerinin %70'i Britanya dışındandır.70 % der Studenten kommen von außerhalb Englands.
Yurtlarda kalan öğrencilerin en geç 22:00'da yerleşkede olmaları gerekir.Spätestens um 22:00 Uhr müssen alle Schüler wieder im Kollegsgebäude sein.
Sapir'in öğrencilerinden birkaçının ismi şöyledir: Benjamin Whorf Mary Haas Morris Swadesh.Zu ihnen gehörten: Benjamin Whorf Mary Haas Morris Swadesh.
Léon Cogniet'in öğrencilerindendir.Er war dort ein Schüler von Léon Cogniet.
Öğrencilerin hafta içerisinde 40 saat ders çalışması beklenmektedir.Es wird von Studierenden erwartet, dass sie mindestens 40 Stunden der Woche an deren Dissertationen arbeiten.
Gakuran (学ラン) Japonya'da ortaokul ve liseye giden erkek öğrencilerin giydiği üniformadır.学らん bzw. 学ラン) nennt man die japanische Schuluniform für Jungen in der Mittel- und Oberschule.
Bunu üzerine işçi ve öğrencilerin katıldığı bir dizi gösteri düzenlenmeye başlanır.Initiiert wurde diese Maßnahme von einer Gruppe von Studenten und Arbeitnehmern.
10 Kasım - İstanbul'da YÖK'ü protesto için bazı öğrencilerin başlattıkları açlık grevi 67 saat sonra bitti.Ende August 2011 beendeten sechs Schüler nach 37 Tagen ihren Hungerstreik.
Öğrencilerinin 3.400 kadarı yabancı öğrencidir.Von den 23.000 Studenten sind 3.500 ausländische.
Bu öğrencilerin 20'si yabancıdır.18 Prozent der Studierenden sind Ausländer.
Ve okuldaki tüm öğrencilerin içinde onu küçük düşürürdü.Und aller Augen, die in der Schule waren, sahen auf ihn.
Bu dönem, öğrencilerin öğretmenlerinden ekstra yardım istemesi için belirlenmiştir.So kann relativ früh erkannt werden, ob ein Schüler zusätzliche Hilfe braucht.
Öğretmen öğrencilerine sevgiyle bakıyordu.Die Schülerinnen zeigen der Lehrerin ihre Sympathie.
Umarım bu teorinin öğrencilerinize öğretilmesinin önemini anlatabildim.Das Meiste, was sie über das Unterrichten gelernt habe, hätten sie ihre Schüler gelehrt.
Öğrencilerin saygı duymadığı bir öğretmendir.Der Prof, den die Studenten nicht gehen lassen.
Öğrencilerin arasında Katolik, Ortodoks ve Musevî öğrenciler de vardır.In den Klassen sind Katholiken und evangelische Schüler gemischt.
Öğrencilerin çoğu bakanlar evlatlarıdır.Die Mehrheit der Fahrgäste sind Schülerinnen und Schüler.
Hogwarts öğrencilerinin hepsi kitapalrını buradan alırlar.Hogwarts' Schüler beziehen hier gewöhnlich ihre Bücher für das neue Schuljahr.
Tüm öğrencilerin %60 olarak sınırlandırılmış, çalışma izinleri mevcuttur.Scheinbar sind mehr als 60 % aller Schüler bewaffnet.
Bu ilmin öğretmenleri de öğrencilerinden asla maddi bir karşılık talep etmemişlerdir.Bei der Studentenwehr war nie nach Belohnung gefragt worden ...
İlçede orta öğretim öğrencilerine yönelik olarak faaliyette bulunan iki özel öğrenci yurdu bulunmaktadır.Aktuell wären auch zwei indische Studenten im Rahmen eines Laborpraktikums bei ihr zu Gast.
Yalnızca erkek öğrencilerin üye olabildiği kulüplere fraternity denir.Nur Kösener Corpsstudenten können Mitglied werden.
Doğu Lisesi öğrencilerinin lisedeki son yıllarıdır ve mezun olmak üzeredirler.Alle drei sind im letzten Jahr auf der High School und freuen sich auf ihren Abschluss.
UWC öğrencilerinden birçoğu Ulusal Komite sistemiyle seçilir.Wie für die UWCs üblich, werden die Schüler des UWC CSC von ihren jeweiligen Nationalkomitees ausgewählt.
Öğrenciler onu sevmez ve hep öğrencilerin tuzağına düşer.Seine Schüler kann er nicht gut leiden und triezt diese immer wieder.
Bu depremde okul bazı öğrencilerini ve öğretmenlerini kaybetmiştir.Im Ersten Weltkrieg verlor das Gymnasium viele Lehrer und Schüler.
İlk öğrencilerini 1993 yılında mezun eden fakülte günümüze kadar 600'ü geçkin mezun vermiştir.1993 absolvierten die ersten 200 Studenten.
Ama öğrencilerin bundan haberi olmadı.Und die Kinder ahnten nichts davon.
Öğrencilerin 11 farklı ders seçeneği var.Die heutigen vier Fakultäten bieten elf verschiedene Abschlüsse.
Onun öğrencilerinden biri Bizans Arap savaşı sırasında yakalanıp Bağdat'a halife Memun'a götürüldü.Einer seiner Söhne fiel in arabische Gefangenschaft und wurde nach Bagdad gebracht.
Kendisinin favori öğrencilerinden oluşan Slug Kulübü adında bir öğrenci grubu kurmuştur.Er wurde einer der Lieblingsschüler Liszts.
Hogwarts Ekspresi, Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okuluna gitmek isteyen öğrencilerin kullandığı trendir.Der Hogwarts-Express ist ein Zug, der dem Schülerverkehr zwischen London und der Zauberschule Hogwarts dient.
Proje 120'den fazla ülkede üniversite ve lise öğrencilerini kapsamaktadır.Derzeit beherbergt die CIUP Studenten und Forscher aus mehr als 120 Ländern.
Bu, toplam öğrencilerin yaklaşık %13'ünü tutar.Der Anteil ausländischer Schüler liegt bei knapp 13 %.
Öğrencilerin %23’ü problemi çözmede başarılı olur.27 Prozent halten das Bildungssystem für problematisch.
Mahakasyapa, Buda’nın en önemli öğrencilerinden biridir.Moggallana, einer der beiden Hauptschüler des Buddha.
Saldırganlar, devrimci öğrencilerin silahsız olmalarına şaşırmışlardır.Die schlecht bewaffneten revolutionären Truppen waren den Preußen hoffnungslos unterlegen.