öğrencilerin ile cümle
öğrencilerin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
5
HECE
11
ORT. KELİME
Ruhu kovmaları için öğrencilerine yalvardım, ama başaramadılar.››我 求 過 你 的 門徒 、 把 鬼 趕 出去 、 他 門卻 是 不能
Seneler içinde, bazı öğrencilerin beni sevdiğini, bazılarınınsa sevmediğini fark ettim.저는 수 년 간 몇몇 학생들은 저와 비슷하고 또 다른 몇몇은 저와 같지 않다는 것을 알게 되었습니다
Sevinçten hâlâ inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, ‹‹Sizde yiyecek bir şey var mı?›› diye sordu.A keď ešte neverili od radosti a divili sa, povedal im: Či tu máte niečo na jedenie?
Sevinçten hâlâ inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, ‹‹Sizde yiyecek bir şey var mı?›› diye sordu.Fiindcă ei, de bucurie, încă nu credeau, şi se mirau, El le -a zis: ,,Aveţi aici ceva de mîncare?``
Sevinçten hâlâ inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, ‹‹Sizde yiyecek bir şey var mı?›› diye sordu.Když pak oni ještě nevěřili pro radost, ale divili se, řekl jim: Máte-li tu něco, ješto by se pojedlo?
Sevinçten hâlâ inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, ‹‹Sizde yiyecek bir şey var mı?›› diye sordu.Ker pa še ne verjamejo od veselja in se čudijo, jim reče: Imate li tu kake jedi?
Sevinçten hâlâ inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, ‹‹Sizde yiyecek bir şey var mı?›› diye sordu.저희가 너무 기쁘므로 오히려 믿지 못하고 기이히 여길 때에 이르시되 여기 무슨 먹을 것이 있느냐 하시니
Sevinçten hâlâ inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, ‹‹Sizde yiyecek bir şey var mı?›› diye sordu.Lecz gdy oni jeszcze nie wierzyli od radości, ale się dziwowali, rzekł im: Macie tu co jeść?
Sevinçten hâlâ inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, ‹‹Sizde yiyecek bir şey var mı?›› diye sordu.Men da de ennu ikke trodde for glede, og undret sig, sa han til dem: Har I her noget å ete?
Sevinçten hâlâ inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, ‹‹Sizde yiyecek bir şey var mı?›› diye sordu.Mikor pedig még nem hívék az öröm miatt, és csodálkozának, monda nékik: Van-é itt valami enni valótok?
Sevinçten hâlâ inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, ‹‹Sizde yiyecek bir şey var mı?›› diye sordu.Ενω δε αυτοι ηπιστουν ετι απο της χαρας και εθαυμαζον, ειπε προς αυτους Εχετε τι φαγωσιμον ενταυθα;
Sevinçten hâlâ inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, ‹‹Sizde yiyecek bir şey var mı?›› diye sordu.Когда же они от радости еще не верили и дивились, Он сказал им: есть ли у вас здесь какая пища?
Sevinçten hâlâ inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, ‹‹Sizde yiyecek bir şey var mı?›› diye sordu.Но понеже те от радост още не вярваха и се чудеха, Той рече: Имате ли тук нещо за ядене?
Sevinçten hâlâ inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, ‹‹Sizde yiyecek bir şey var mı?›› diye sordu.Ще ж як не поняли вони віри з радощів та дивувались, рече їм: Маєте що їсти тут?
Sevinçten hâlâ inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, ‹‹Sizde yiyecek bir şey var mı?›› diye sordu.והם עוד לא האמינו משמחה ותמהו ויאמר אליהם היש לכם פה דבר אכל׃
Sevinçten hâlâ inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, ‹‹Sizde yiyecek bir şey var mı?›› diye sordu.وبينما هم غير مصدقين من الفرح ومتعجبون قال لهم أعندكم ههنا طعام.
Sevinçten hâlâ inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, ‹‹Sizde yiyecek bir şey var mı?›› diye sordu.他 們 正 喜 得 不 敢 信 、 並 且 希 奇 、 耶 穌 就 說 、 你 們 這 裡 有 甚 麼 喫 的 沒 有
Sevinçten hâlâ inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine, ‹‹Sizde yiyecek bir şey var mı?›› diye sordu.他 們正 喜 得 不 敢 信 、 並且 希奇 、 耶穌 就 說 、 你 們這裡 有 甚 麼喫 的 沒有
Şimdi, öğrencilerin ne yaptığına bakalım.여기 모두가 한 풀이를 생각해 보도록 합시다.
Şimdi, öğrencilerin ne yaptığına bakalım.نفكر في كل ما عمله كل منهم
Şimdi öğrencilerin yaptığı, tam da bununla ilgili bir film izleyeceğiz.Alors ce qui va suivre c'est un film fait par les étudiants à ce sujet justement.
Şimdi öğrencilerin yaptığı, tam da bununla ilgili bir film izleyeceğiz.Det jeg nu viser, er en film lavet af de studerende om lige præcis det emne.
Şimdi öğrencilerin yaptığı, tam da bununla ilgili bir film izleyeceğiz.보여드릴 영상은 학생들이 만든 것입니다. 프로젝트 결과물입니다.
Şimdi öğrencilerin yaptığı, tam da bununla ilgili bir film izleyeceğiz.Lo que sigue es una película hecha por un estudiante sobre eso.
Şimdi öğrencilerin yaptığı, tam da bununla ilgili bir film izleyeceğiz.Most egy kisfilm következik, amit a tanulók készítettek.
Şimdi öğrencilerin yaptığı, tam da bununla ilgili bir film izleyeceğiz.Následuje studentský film přesně o tomto.
Şimdi öğrencilerin yaptığı, tam da bununla ilgili bir film izleyeceğiz.Ne uscirà un film fatto dagli studenti su questo argomento.
Şimdi öğrencilerin yaptığı, tam da bununla ilgili bir film izleyeceğiz.Şi ceea ce urmează este un film făcut de un student despre asta.
Şimdi öğrencilerin yaptığı, tam da bununla ilgili bir film izleyeceğiz.To, co teraz wam pokażę, to film studencki zrobiony w odpowiedzi na to zadanie.
Şimdi öğrencilerin yaptığı, tam da bununla ilgili bir film izleyeceğiz.Vamos ver a seguir um filme feito por um estudante sobre isso. Narrador:
Şimdi öğrencilerin yaptığı, tam da bununla ilgili bir film izleyeceğiz.Vậy tiếp theo sẽ là một bộ phim do học viên làm về chính vấn đề đó.
Şimdi öğrencilerin yaptığı, tam da bununla ilgili bir film izleyeceğiz.Was jetzt folgt, ist ein Studentenfilm darüber.
Şimdi öğrencilerin yaptığı, tam da bununla ilgili bir film izleyeceğiz.Wat zal volgen, is een door studenten gemaakte film precies daarover.
Şimdi öğrencilerin yaptığı, tam da bununla ilgili bir film izleyeceğiz.Οπότε αυτό που θα ακολουθήσει είναι μία ταινία φτιαγμένη από τους φοιτητές για αυτό ακριβώς το θέμα.
Şimdi öğrencilerin yaptığı, tam da bununla ilgili bir film izleyeceğiz.Далі я покажу вам фільм, знятий студентами на цю тему.
Şimdi öğrencilerin yaptığı, tam da bununla ilgili bir film izleyeceğiz.Поэтому я покажу снятый студентами фильм как раз об этом.
Şimdi öğrencilerin yaptığı, tam da bununla ilgili bir film izleyeceğiz.Това, което ще видите сега е филм, направен от студенти по този проект.
Şimdi öğrencilerin yaptığı, tam da bununla ilgili bir film izleyeceğiz.אז נראה עכשיו סרט סטודנטים בנושא הזה.
Şimdi öğrencilerin yaptığı, tam da bununla ilgili bir film izleyeceğiz.إذاً ما سيتبع هو فلم أعده طالب حول ذلك.
Şimdi öğrencilerin yaptığı, tam da bununla ilgili bir film izleyeceğiz.学生自作の映画です 「フロー」というのは やっていることに熱中すると
Sınıf içinde, öğrencilerin hararetle tartıştığı büyük toplumsal sorunlar üzerine münazaralar yapılır.수업 시간에 우리는 학생들이 중요한 사회문제에 대해서 매우 강력히 고수하고 있는
Sınıf içinde, öğrencilerin hararetle tartıştığı büyük toplumsal sorunlar üzerine münazaralar yapılır.W klasie mamy dyskusję na tematy związane z bardzo drażliwymi przekonaniami moralnymi które mają studenci.
Sınıf içinde, öğrencilerin hararetle tartıştığı büyük toplumsal sorunlar üzerine münazaralar yapılır.בכיתות, יש לנו וויכוחים על כמה מהעקרונות מעוררי היצרים המוסריים שלסטודנטים יש
Sınıf içinde, öğrencilerin hararetle tartıştığı büyük toplumsal sorunlar üzerine münazaralar yapılır.في قاعة الدرس، لدينا حجج حول بعض القناعات الأخلاقية الأشد شراسة التي لدى الطلاب
Sınıf içinde, öğrencilerin hararetle tartıştığı büyük toplumsal sorunlar üzerine münazaralar yapılır.激しく対立する道徳的信条が 教室での私たちの 議論の対象となります
Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine verdi. Hepsi bundan içti.Apoi a luat un pahar, şi, dupăce a mulţămit lui Dumnezeu, li l -a dat, şi au băut toţi din el.
Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine verdi. Hepsi bundan içti.A vzav kalich, a díky učiniv, dal jim. A pili z něho všickni.
Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine verdi. Hepsi bundan içti.A wziąwszy kielich, i podziękowawszy, dał im; i pili z niego wszyscy.
Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine verdi. Hepsi bundan içti.E tomando um cálice, rendeu graças e deu-lho; e todos beberam dele.
Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine verdi. Hepsi bundan içti.Il prit ensuite une coupe; et, après avoir rendu grâces, il la leur donna, et ils en burent tous.
Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine verdi. Hepsi bundan içti.In vzame kelih, se zahvali in jim da; in vsi so pili iz njega.
Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine verdi. Hepsi bundan içti.Ja hän otti maljan, kiitti ja antoi heille; ja he kaikki joivat siitä.
Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine verdi. Hepsi bundan içti.또 잔을 가지사 사례하시고 저희에게 주시니 다 이를 마시매
Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine verdi. Hepsi bundan içti.Ngài lại cầm chén , tạ ơn , rồi trao cho các môn_đồ , và ai_nấy đều uống .
Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine verdi. Hepsi bundan içti.Ngài lại cầm chén, tạ ơn, rồi trao cho các môn đồ, và ai nấy đều uống.
Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine verdi. Hepsi bundan içti.Och han tog en kalk och tackade Gud ock gav åt dem; och de drucko alla därav.
Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine verdi. Hepsi bundan içti.Og han tog en Kalk, takkede og gav dem den; og de drak alle deraf.
Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine verdi. Hepsi bundan içti.Og han tok en kalk, takket og gav dem; og de drakk alle av den.
Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine verdi. Hepsi bundan içti.Poi prese il calice e rese grazie, lo diede loro e ne bevvero tutti
Sonra bir kâse alıp şükretti ve bunu öğrencilerine verdi. Hepsi bundan içti.Potom vzal kalich a poďakujúc dal im, a pili z neho všetci.