öğrencilerin ile cümle

öğrencilerin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
Onu senin öğrencilerine getirdim, ama iyileştiremediler.››Tôi đã đem nó cho môn_đồ Chúa , nhưng chữa không được .
Onu senin öğrencilerine getirdim, ama iyileştiremediler.››und ich habe ihn zu deinen Jüngern gebracht, und sie konnten ihm nicht helfen.
Onu senin öğrencilerine getirdim, ama iyileştiremediler.››Και εφερα αυτον προς τους μαθητας σου, αλλα δεν ηδυνηθησαν να θεραπευσωσιν αυτον.
Onu senin öğrencilerine getirdim, ama iyileştiremediler.››И доведох го при Твоите ученици, но те не можаха да го изцелят.
Onu senin öğrencilerine getirdim, ama iyileştiremediler.››І привів я його до учеників Твоїх, та й не змогли вони сцїлити його.
Onu senin öğrencilerine getirdim, ama iyileştiremediler.››я приводил его к ученикам Твоим, и они не могли исцелить его.
Onu senin öğrencilerine getirdim, ama iyileştiremediler.››ואביא אתו אל תלמידיך ולא יכלו לרפא לו׃
Onu senin öğrencilerine getirdim, ama iyileştiremediler.››واحضرته الى تلاميذك فلم يقدروا ان يشفوه.
Onu senin öğrencilerine getirdim, ama iyileştiremediler.››我 帶 他 到 你 門 徒 那 裡 、 他 們 卻 不 能 醫 治 他
Onu senin öğrencilerine getirdim, ama iyileştiremediler.››我 帶 他 到 你 門徒 那裡 、 他 們卻 不 能 醫治他
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.A boli tam nie malý čas s učeníkmi.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Di kota itu Paulus dan Barnabas tinggal lama dengan orang-orang percaya
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.E ficaram ali não pouco tempo, com os discípulos.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.E si fermarono per non poco tempo insieme ai discepoli
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Et ils demeurèrent assez longtemps avec les disciples.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Hai người ở tại đó lâu ngày với các môn đồ.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Hai người_ở tại đó lâu ngày với các môn_đồ .
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.I byli tu za dlouhý čas s učedlníky.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.I mieszkali tam czas niemały z uczniami.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.In prebila sta tu ne malo časa z učenci.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Ja he viipyivät pitkän aikaa opetuslasten tykönä.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.제자들과 함께 오래 있으니라
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Men de opholdt sig en ikke liden Tid sammen med Disciplene.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Og så blev de en ikke så kort tid hos disiplene.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Ott aztán nem kevés idõt töltöttek a tanítványokkal.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Paulus en Barnabas bleven nog een hele tijd bij de christenen in Antiochië.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Sedan vistades de där hos lärjungarna en ganska lång tid.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Şi au rămas destul de multă vreme acolo cu ucenicii.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Sie hatten aber ihr Wesen allda eine nicht kleine Zeit bei den Jüngern.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Y se quedaron allí por mucho tiempo con los discípulos
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Και διετριβον εκει ουκ ολιγον καιρον μετα των μαθητων.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.И пребывали там немалое время с учениками.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.Пробували ж там час немалий з учениками.
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.וישבו שם עם התלמידים ימים לא מעטים׃
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.‎واقاما هناك زمانا ليس بقليل مع التلاميذ
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.二 人 就 在 那 裡 同 門 徒 住 了 多 日
Oradaki öğrencilerin yanında uzun bir süre kaldılar.二 人 就 在 那 裡同 門徒 住 了 多 日
Örneğin, burada, elit bir kuzeydoğu üniversitesinin öğrencilerinden oluşan gerçek bir ağ var.Also hier ist zum Beispiel ein reales Netzwerk von Studenten an einer Elite-Universität im Nord-Osten.
Örneğin, burada, elit bir kuzeydoğu üniversitesinin öğrencilerinden oluşan gerçek bir ağ var.Chẳng hạn, đây là một mạng lưới các sinh viên của một đại học danh tiếng phía đông bắc.
Örneğin, burada, elit bir kuzeydoğu üniversitesinin öğrencilerinden oluşan gerçek bir ağ var.Deci, spre exemplu, aici este o rețea de studenți ai unei universități de elită din nord-est.
Örneğin, burada, elit bir kuzeydoğu üniversitesinin öğrencilerinden oluşan gerçek bir ağ var.Ecco ad esempio una vera rete studentesca in un'Università d'élite del North-East.
Örneğin, burada, elit bir kuzeydoğu üniversitesinin öğrencilerinden oluşan gerçek bir ağ var.For eksempel, er der her et rigtigt netværk af universitetsstuderende på et nordøstligt eliteuniversitet.
Örneğin, burada, elit bir kuzeydoğu üniversitesinin öğrencilerinden oluşan gerçek bir ağ var.Hier is bijvoorbeeld een echt netwerk van studenten aan een elitaire universiteit in het noordoosten.
Örneğin, burada, elit bir kuzeydoğu üniversitesinin öğrencilerinden oluşan gerçek bir ağ var.I tak, na przykład, tutaj jest sieć społeczna studentów koledżu elitarnego północno-wschodniego uniwersytetu.
Örneğin, burada, elit bir kuzeydoğu üniversitesinin öğrencilerinden oluşan gerçek bir ağ var.Jadi, sebagai contoh, ini adalah jaringan mahasiswa di sebuah universitas kelas atas di northeastern.
Örneğin, burada, elit bir kuzeydoğu üniversitesinin öğrencilerinden oluşan gerçek bir ağ var.예를 들어, 현실세계의 대학생 연결망이 여기 있습니다. 북동부의 엘리트 대학이죠.
Örneğin, burada, elit bir kuzeydoğu üniversitesinin öğrencilerinden oluşan gerçek bir ağ var.Például íme egy valódi diák kapcsolatháló egy elit északkeleti egyetemen.
Örneğin, burada, elit bir kuzeydoğu üniversitesinin öğrencilerinden oluşan gerçek bir ağ var.Tu je napríklad skutočná sieť vysokoškolských študentov z elitnej severovýchodnej univerzity.
Örneğin, burada, elit bir kuzeydoğu üniversitesinin öğrencilerinden oluşan gerçek bir ağ var.Voici par exemple un véritable réseau d'étudiants dans une université d'élite du nord-est.
Örneğin, burada, elit bir kuzeydoğu üniversitesinin öğrencilerinden oluşan gerçek bir ağ var.Например, ето една реална мрежа от студенти в колеж в елитен североизточен университет.
Örneğin, burada, elit bir kuzeydoğu üniversitesinin öğrencilerinden oluşan gerçek bir ağ var.אנחנו קודם כל צריכים לנתח בחלקו את מבנה הרשת. ושימו לב שלכל אדם ברשת הזאת
Örneğin, burada, elit bir kuzeydoğu üniversitesinin öğrencilerinden oluşan gerçek bir ağ var.لذا، على سبيل المثال، ها هي شبكة حقيقية لطلاب جامعة لنخبة في جامعة الشمال الشرقي.
Örneğin, burada, elit bir kuzeydoğu üniversitesinin öğrencilerinden oluşan gerçek bir ağ var.アメリカ北東部のエリート大学の学生のネットワークです いくつかの点がハイライトしてあります
Örneğin öğrencilerine zor sorular sordular mı?Bijvoorbeeld of zij de studenten uitdagende vragen stelden.
Örneğin öğrencilerine zor sorular sordular mı?Contohnya, apakah mereka memberikan pertanyaan-pertanyaan yang sulit kepada para siswa mereka?
Örneğin öğrencilerine zor sorular sordular mı?De exemplu, au pus studenților întrebări provocatoare?
Örneğin öğrencilerine zor sorular sordular mı?예를 들면 이런 겁니다. "선생님들이 학생들에게 난이도가 높은 질문을 던졌는가?"
Örneğin öğrencilerine zor sorular sordular mı?Například zeptali se svých studentů na nějakou těžkou otázku?
Örneğin öğrencilerine zor sorular sordular mı?Na przykład, czy zadają uczniom trudne pytania?
Örneğin öğrencilerine zor sorular sordular mı?Par exemple, est-ce qu'ils posaient des questions stimulantes aux étudiants ?

İlgili Sayfalar