öğrencilerin ile cümle

öğrencilerin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
İsa duadan kalkıp öğrencilerin yanına dönünce onları üzüntüden uyumuş buldu.In vstane od molitve ter pride k učencem svojim in jih najde speče od žalosti.
İsa duadan kalkıp öğrencilerin yanına dönünce onları üzüntüden uyumuş buldu.Ja kun hän nousi rukoilemasta ja meni opetuslastensa tykö, tapasi hän heidät murheen tähden nukkumasta.
İsa duadan kalkıp öğrencilerin yanına dönünce onları üzüntüden uyumuş buldu.기도 후에 일어나 제자들에게 가서 슬픔을 인하여 잠든 것을 보시고
İsa duadan kalkıp öğrencilerin yanına dönünce onları üzüntüden uyumuş buldu.När han sedan stod upp från bönen och kom tillbaka till lärjungarna, fann han dem insomnade av bedrövelse.
İsa duadan kalkıp öğrencilerin yanına dönünce onları üzüntüden uyumuş buldu.Og da han stod op fra Bønnen og kom til Disciplene, fandt han dem sovende af Bedrøvelse.
İsa duadan kalkıp öğrencilerin yanına dönünce onları üzüntüden uyumuş buldu.Poi, rialzatosi dalla preghiera, andò dai discepoli e li trovò che dormivano per la tristezza
İsa duadan kalkıp öğrencilerin yanına dönünce onları üzüntüden uyumuş buldu.Så stod han op fra bønnen og kom til sine disipler og fant dem sovende av bedrøvelse,
İsa duadan kalkıp öğrencilerin yanına dönünce onları üzüntüden uyumuş buldu.Und er stand auf von dem Gebet und kam zu seinen Jüngern und fand sie schlafen vor Traurigkeit
İsa duadan kalkıp öğrencilerin yanına dönünce onları üzüntüden uyumuş buldu.Και σηκωθεις απο της προσευχης, ηλθε προς τους μαθητας αυτου και ευρεν αυτους κοιμωμενους απο της λυπης,
İsa duadan kalkıp öğrencilerin yanına dönünce onları üzüntüden uyumuş buldu.Встав от молитвы, Он пришел к ученикам, и нашел их спящими от печали
İsa duadan kalkıp öğrencilerin yanına dönünce onları üzüntüden uyumuş buldu.И като стана от молитвата, дойде при учениците и ги намери заспали от скръб; и рече им:
İsa duadan kalkıp öğrencilerin yanına dönünce onları üzüntüden uyumuş buldu.І, вставши від молитви, й прийшовши до учеників своїх, знайшов їх сплячих від смутку,
İsa duadan kalkıp öğrencilerin yanına dönünce onları üzüntüden uyumuş buldu.ויקם מהתפלל ויבא אל התלמידים וימצאם ישנים מיגון׃
İsa duadan kalkıp öğrencilerin yanına dönünce onları üzüntüden uyumuş buldu.ثم قام من الصلاة وجاء الى تلاميذه فوجدهم نياما من الحزن.
İsa duadan kalkıp öğrencilerin yanına dönünce onları üzüntüden uyumuş buldu.禱 告 完 了 、 就 起 來 、 到 門 徒 那 裡 、 見 他 們 因 為 憂 愁 都 睡 著 了
İsa duadan kalkıp öğrencilerin yanına dönünce onları üzüntüden uyumuş buldu.禱告 完了 、 就 起來 、 到 門徒 那裡 、 見 他 們因為憂 愁 都 睡 著 了
İsa, kalabalığın arasında sıkışıp kalmamak için öğrencilerine bir kayık hazır bulundurmalarını söyledi.A povedal svojim učeníkom, aby mu bola loďka napohotove pre zástup, aby ho netlačili;
İsa, kalabalığın arasında sıkışıp kalmamak için öğrencilerine bir kayık hazır bulundurmalarını söyledi.In reče učencem svojim, naj mu bode ladjica pripravljena zavoljo množice, da ga ne bi stiskali.
İsa, kalabalığın arasında sıkışıp kalmamak için öğrencilerine bir kayık hazır bulundurmalarını söyledi.I rozkázal učedlníkům svým, aby lodičku ustavičně nahotově měli, pro zástup, aby ho tak netiskli.
İsa, kalabalığın arasında sıkışıp kalmamak için öğrencilerine bir kayık hazır bulundurmalarını söyledi.I rozkazał uczniom swoim, aby łódkę mieli zawsze w pogotowiu, dla ludu, aby go nie cisnęli.
İsa, kalabalığın arasında sıkışıp kalmamak için öğrencilerine bir kayık hazır bulundurmalarını söyledi.Isus a poruncit ucenicilor să -I ţină la îndemînă o corăbioară, ca să nu fie îmbulzit de norod.
İsa, kalabalığın arasında sıkışıp kalmamak için öğrencilerine bir kayık hazır bulundurmalarını söyledi.예수께서 무리의 에워싸 미는 것을 면키 위하여 작은 배를 등대하도록 제자들에게 명하셨으니
İsa, kalabalığın arasında sıkışıp kalmamak için öğrencilerine bir kayık hazır bulundurmalarını söyledi.И поръча на учениците Си да Му услужат с една ладия, поради народа, за да Го не притискат.
İsa, kalabalığın arasında sıkışıp kalmamak için öğrencilerine bir kayık hazır bulundurmalarını söyledi.И сказал ученикам Своим, чтобы готова была для Него лодка по причине многолюдства, дабы не теснили Его.
İsa, kalabalığın arasında sıkışıp kalmamak için öğrencilerine bir kayık hazır bulundurmalarını söyledi.І сказав Він ученикам своїм наготовити Йому човна задля народу щоб не тиснулись до Него.
İsa, kalabalığın arasında sıkışıp kalmamak için öğrencilerine bir kayık hazır bulundurmalarını söyledi.ויאמר אל תלמידיו כי יכינו לו אניה קטנה מפני העם למען לא ילחצוהו׃
İsa, kalabalığın arasında sıkışıp kalmamak için öğrencilerine bir kayık hazır bulundurmalarını söyledi.فقال لتلاميذه ان تلازمه سفينة صغيرة لسبب الجمع كي لا يزحموه.
İsa, kalabalığın arasında sıkışıp kalmamak için öğrencilerine bir kayık hazır bulundurmalarını söyledi.他 因 為 人 多 、 就 吩 咐 門 徒 叫 一 隻 小 船 伺 候 著 、 免 得 眾 人 擁 擠 他
İsa, kalabalığın arasında sıkışıp kalmamak için öğrencilerine bir kayık hazır bulundurmalarını söyledi.他 因 為 人 多 、 就 吩咐 門徒 叫 一 隻 小 船 伺候 著 、 免得 眾 人 擁擠他
"İsa, öğrencilerine göründüğünde, 'Bütün ulusları, öğrencim olarak yetiştirin."Én kaptam minden hatalmat égen és földön. Menjetek tehát, tegyétek tanítványommá mind a népeket!
"İsa, öğrencilerine göründüğünde, 'Bütün ulusları, öğrencim olarak yetiştirin."대사명 중에, 예수께서는 '만국의 만인에게 가서 그들을
"İsa, öğrencilerine göründüğünde, 'Bütün ulusları, öğrencim olarak yetiştirin."Lähetyskäskyssä Jeesus sanoi:
"İsa, öğrencilerine göründüğünde, 'Bütün ulusları, öğrencim olarak yetiştirin."Na Grande Comissão, Jesus disse:
"İsa, öğrencilerine göründüğünde, 'Bütün ulusları, öğrencim olarak yetiştirin."Nel Gran Consiglio Gesù disse:
"İsa, öğrencilerine göründüğünde, 'Bütün ulusları, öğrencim olarak yetiştirin."Ve svém Velkém Příkazu Ježíš řekl 'Jděte ke všem národům a učiňte je mými učedníky.
"İsa, öğrencilerine göründüğünde, 'Bütün ulusları, öğrencim olarak yetiştirin.Στο κατά Ματθαίον, ο Ιησούς είπε:
"İsa, öğrencilerine göründüğünde, 'Bütün ulusları, öğrencim olarak yetiştirin."في التفويض العظيم، قال المسيح: إذهب للناس جميعا في كل الدول
"İsa, öğrencilerine göründüğünde, 'Bütün ulusları, öğrencim olarak yetiştirin.弟子にしなさい 父と子と 精霊の名のもとに洗礼を施し
İsa öğrencilerine, ‹‹Neden korkuyorsunuz? Hâlâ imanınız yok mu?›› dedi.Apoi le -a zis: ,,Pentruce sînteţi aşa de fricoşi? Tot n'aveţi credinţă?``
İsa öğrencilerine, ‹‹Neden korkuyorsunuz? Hâlâ imanınız yok mu?›› dedi.A povedal im: Čo ste takí bojazliví? Či ešte nemáte viery?
İsa öğrencilerine, ‹‹Neden korkuyorsunuz? Hâlâ imanınız yok mu?›› dedi.Därefter sade han till dem: »Varför rädens I? Haven I ännu ingen tro?»
İsa öğrencilerine, ‹‹Neden korkuyorsunuz? Hâlâ imanınız yok mu?›› dedi.Ðoạn , Ngài phán cùng môn_đồ rằng : Sao các ngươi sợ ? Chưa có đức_tin sao ?
İsa öğrencilerine, ‹‹Neden korkuyorsunuz? Hâlâ imanınız yok mu?›› dedi.Ðoạn, Ngài phán cùng môn đồ rằng: Sao các ngươi sợ? Chưa có đức tin sao?
İsa öğrencilerine, ‹‹Neden korkuyorsunuz? Hâlâ imanınız yok mu?›› dedi.Então lhes perguntou: Por que sois assim tímidos? Ainda não tendes fé?
İsa öğrencilerine, ‹‹Neden korkuyorsunuz? Hâlâ imanınız yok mu?›› dedi.És monda nékik: Miért vagytok ily félénkek? Hogy van, hogy nincsen hitetek?
İsa öğrencilerine, ‹‹Neden korkuyorsunuz? Hâlâ imanınız yok mu?›› dedi.I řekl jim: Proč se tak bojíte? Což ještě nemáte víry?
İsa öğrencilerine, ‹‹Neden korkuyorsunuz? Hâlâ imanınız yok mu?›› dedi.Ja hän sanoi heille: "Miksi olette niin pelkureita? Kuinka teillä ei ole uskoa?"
İsa öğrencilerine, ‹‹Neden korkuyorsunuz? Hâlâ imanınız yok mu?›› dedi.이에 제자들에게 이르시되 어찌하여 이렇게 무서워하느냐 너희가 어찌 믿음이 없느냐 하시니
İsa öğrencilerine, ‹‹Neden korkuyorsunuz? Hâlâ imanınız yok mu?›› dedi.Og han sagde til dem: "Hvorfor ere I så bange? Hvorfor have I ikke Tro?"
İsa öğrencilerine, ‹‹Neden korkuyorsunuz? Hâlâ imanınız yok mu?›› dedi.Og han sa til dem: Hvorfor er I så redde? Hvorledes kan I være så vantro?
İsa öğrencilerine, ‹‹Neden korkuyorsunuz? Hâlâ imanınız yok mu?›› dedi.Poi disse loro: «Perché siete così paurosi? Non avete ancora fede?»
İsa öğrencilerine, ‹‹Neden korkuyorsunuz? Hâlâ imanınız yok mu?›› dedi.Puis il leur dit: Pourquoi avez-vous ainsi peur? Comment n`avez-vous point de foi?
İsa öğrencilerine, ‹‹Neden korkuyorsunuz? Hâlâ imanınız yok mu?›› dedi.Und er sprach zu ihnen: Wie seid ihr so furchtsam? Wie, daß ihr keinen Glauben habt?
İsa öğrencilerine, ‹‹Neden korkuyorsunuz? Hâlâ imanınız yok mu?›› dedi."Waarom waren jullie zo bang?" vroeg Jezus. "Hebben jullie nu nog geen vertrouwen in Mij?"
İsa öğrencilerine, ‹‹Neden korkuyorsunuz? Hâlâ imanınız yok mu?›› dedi.Y les dijo: --¿Por qué estáis miedosos? ¿Todavía no tenéis fe
İsa öğrencilerine, ‹‹Neden korkuyorsunuz? Hâlâ imanınız yok mu?›› dedi.Zatem rzekł im: Przecz jesteście tak bojaźliwi? Jakoż nie macie wiary?
İsa öğrencilerine, ‹‹Neden korkuyorsunuz? Hâlâ imanınız yok mu?›› dedi.Και ειπε προς αυτους Δια τι εισθε ουτω δειλοι; πως δεν εχετε πιστιν;
İsa öğrencilerine, ‹‹Neden korkuyorsunuz? Hâlâ imanınız yok mu?›› dedi.И рече им: Защо сте страхливи? Още ли нямате вяра?
İsa öğrencilerine, ‹‹Neden korkuyorsunuz? Hâlâ imanınız yok mu?›› dedi.И сказал им: что вы так боязливы? как у вас нет веры?
İsa öğrencilerine, ‹‹Neden korkuyorsunuz? Hâlâ imanınız yok mu?›› dedi.І рече їм: Чого ви такі полохливі? Як се? нема в вас віри?

İlgili Sayfalar