öğlen ile cümle
öğlen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Öğlen yemeğinizi yediniz mi?Have you had lunch?
Öğlen yemeği nasıldı?Have you had lunch?
Öğlen vakti kısa gölgeler.Short shadows at noon and so forth.
3 limon da öğlen yemeği için alıyorum.And let's say I had another 3 lemons for lunch.
Öğlen yemeği yemek isteyen O'ydu halbuki.She's the one that wanted to get lunch together.
Bundan böyle birlikte öğlen yemeği yemek zor olacak gibi.So get ready everyone. We're going to start. HEY!
Ben de seninle öğlen yemeği yiyemeyeceğim.Undecided major, Yoon Hae Ra. Sunbae, what are you doing?
Seung Jo, belki de öğlen yemeyi yiyeceğin biri yoktur..?Therefore love can only fail. What the hell is this? My head hurts!
Basın toplantısını öğlen yemeği randevusu mu sanıyorsun?Hey, a press conference is not a lunch date, you know.
Uşak çocuğu alıp annesine götürdü. Çocuk öğlene kadar annesinin dizlerinde yattıktan sonra öldü.When he had taken him, and brought him to his mother, he sat on her knees until noon, and then died.
Gündüz karanlığa toslar, Öğlen, geceymiş gibi el yordamıyla ararlar.They meet with darkness in the day time, and grope at noonday as in the night.
Yaşamın öğlen güneşinden daha parlak olur, Karanlık sabaha döner.Life shall be clearer than the noonday. Though there is darkness, it shall be as the morning.
Sabah, öğlen, akşam kederimden feryat ederim, O işitir sesimi.Evening, morning, and at noon, I will cry out in distress. He will hear my voice.
Öyle ki, geceleyin yahut öğlen uykusu uyumakta oldukları bir sırada azabımız tepelerine iniverdi.Our might came upon it at night, or while they took their ease in the noontide,
Sabah 6.30 da başlayıp öğlen 12'de bitiriyorlardı.They open at 6.30am and end by 12 noon.
Toplu taşıma öğlen 12 ile 3.30 arasında hizmet vermiyordu.Public transport does not operate between 12 noon and 3.30pm.
Öğlene kadar yatmak güçsüzler içindir, hafta içi veya hafta sonu olması farketmez:Lie-ins are for the weak, whether it's a week day or not:
Tepe zamanları ise sabah ve öğlen saatleri.Peak times are between morning and noon.
Kosova Başbakanı Haşim Taçi, hükümetini Cuma günü öğlen saatlerinde olağanüstü toplantıya çağırdı.Kosovo Prime Minister Hashim Thaci called an extraordinary meeting of his government at noon Friday.
Kadınların oyunu öğlen, erkeklerin maçı ise 14:00'te başlar.The laddies' game starts at midday and the men's game at 2pm.
İki gün önce, öğlen ne olduğunu veya dün gece kimin aradığını hatırlatır. [2]It enables one to remember what happened two days ago at noon, or who called last night.[2]
Konstantinopoulos Evzone müfrezesi öğlene kadar Loudias'ı geçmeyi başardı.The Konstantinopoulos Evzone detachment managed to cross the Loudias by midday.
Öğlene kadar Fransız piyadeleri gelmiş ve şehrin Orta Çağ'dan kalma surları etrafında toplanmıştı.By noon the French infantry had arrived and formed up around the city’s medieval defenses.
Her gün, gün doğumu, öğlen ve gün batımında olmak üzere üç kez ateş edildi.Three rounds were fired every day, at sunrise, noon and sunset.
Öğlen 12'de çalmadığı için "cezalandırılmış" sayılmaktadır.It is considered "punished" as it does not chime at twelve noon.
İşimi öğlen yemeğinden önce bitirmek istiyorum.Ich will meine Arbeit vor dem Mittagessen beenden.
Öğlen nerede yemek yiyorsunuz?Wo essen Sie zu Mittag?
Vakit öğlen olmuştur.Der späte Tag.
Hafta içi her gün Bugün programının öğlen kuşağını sunmaktadir.An jedem Nachmittag findet das freiwillige Nachmittagsprogramm statt.
Beslenme imkanları: Okulda öğlen yemeği hizmeti bulunmaktadır.Hier werden die Schüler mit Mittagessen (Lunch) versorgt.
Ana sınıfı bile sabahçı öğlenci şeklindedir..Am nächsten Morgen steht Morgensport auf dem Tagesplan.
Öğlen saatlerine kadar süren karşı taarruz da sonuçsuz kalmıştır.Ein dritter Angriff der bis drei Uhr nachmittags anhielt blieb ebenfalls erfolglos.
Öğlene kadar kalıyorum.Je reste jusqu'à midi.
Perşembe öğlen.")Jeudi midi. »).
Vakit öğlen olmuştur.Il est midi.
Genellikle sabah ve öğlen öğünleri arasında içilir.En général le thé se boit le matin, en milieu d'après midi et le soir après le repas.
Öğle yemeği öğlen civarında yenir.Les combats s'engagent aux alentours de midi.
Öğlen olduğunda saldırı yeniden başladı.À l'aube, l'attaque fut lancée.
Aynı günü öğlen civarı tüm perdeler açılmıştı.Le même jour sont ouvertes les stations le long de l'itinéraire.
Ana sınıfı bile sabahçı öğlenci şeklindedir..Les quatre spéciales de la matinée sont également au programme de l'après-midi de la première étape.
Öğlen yemeği için ne yedin?¿Qué has comido?
Okulda öğlen yemeği veriyorlar mı?¿Tienen almuerzo en el colegio?
Tom'un öğlen yemeği için 15 dakikası var.Tom tiene quince minutos para almorzar.
Öğlen Polanski'yle telefonda konuştu.Esa tarde, Polanski la llamó por teléfono.
Öğlen saatlerinde Longstreet, Thoroughfare Gap savaş alanına geldi ve Jackson'ın sağ kanadında yerini aldı.Por la tarde, Longstreet llegó al campo de batalla y situó a sus tropas en el flanco derecho de Jackson.
Cuma öğlenden sonra yemekler verilmeye başlanır.¿Sabes que todos los viernes ceno con él?
Sabah, güneş doğumundan öğlene kadar olan zaman dilimi.(Poemas entre la medianoche y el amanecer.
Ana sınıfı bile sabahçı öğlenci şeklindedir..Las clases públicas se imparten en el turno de la mañana.
Öğlen olduğunda saldırı yeniden başladı.A la mañana siguiente se reanudaron los ataques.
Zaten yemiş olmasaydım, öğlen yemeğini sizinle beraber yemeyi çok isterdim.Se non avessi già mangiato mi piacerebbe molto pranzare con te.
Perşembe öğlen.")Giovedì a mezzogiorno").
29 Ağustos'un öğlenine kadar tüm hava araçları Meksika körfezinden geri dönmüştür.Tutti i velivoli sono ritornati dal Golfo del Messico entro il pomeriggio del 29 agosto.
Öğlen saatlerinde Longstreet, Thoroughfare Gap savaş alanına geldi ve Jackson'ın sağ kanadında yerini aldı.Verso mezzogiorno Longstreet giunse sul campo prendendo posizione sul fianco destro di Jackson.
Öğlen saatlerinde Guns N' Roses'ın performansı sırasında iki seyirci ezilerek hayatlarını kaybettiler.2 persone morirono tra il pubblico durante l'esibizione dei Guns N' Roses.
Öğlen güneşine filtresiz dürbünle çok kısa bir süre bakmak bile kalıcı körlüğe neden olur.Osservare il Sole a mezzogiorno attraverso binocoli non filtrati può pertanto causare cecità permanente.
Bu dualar Sabah Şahrit, Öğlen Minha ve Akşam Arvit dualarıdır.Nel libro sono presenti le preghiere del mattino, le preghiere comuni, le preghiere della sera.
Öğlen uykusuna yatmak için gölgeli köşe bulabilmak imkânsizdir.L'assunzione del farmaco alla sera può determinare un ritardo nell'addormentarsi.
Sonra hücre dayağı düzenine geçildi. günde üç fasıl, sabah, öğlen, akşam...Letteralmente: la fame arriva tre volte al giorno: la sera, la mattina e a mezzogiorno.
Öğlen olduğunda saldırı yeniden başladı.A mezzogiorno ebbe inizio la battaglia.
Hikâye Savannah eyaletinin Georgia şehrinde öğlen başlar.Le vicende sono ambientate nella cittadina di Savannah, in Georgia.