öğlen ile cümle
öğlen kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Seung Jo, belki de öğlen yemeyi yiyeceğin biri yoktur..??..סונג ג'ו, אולי במקרה אין לך עם מי לאכול צהרים
Seung Jo, belki de öğlen yemeyi yiyeceğin biri yoktur..?سيونغ جو, هل من الممكن أن لا لديك احد تتناول معه طعام الغداء؟؟
Seung Jo, belki de öğlen yemeyi yiyeceğin biri yoktur..?チキンカツください
Seung Jo, öğlen yemeğini yedin mi?Seung Jo à, cậu ăn trưa chưa?
Seung Jo, öğlen yemeğini yedin mi?Seung Jo, ai luat pranzul?
Seung Jo, öğlen yemeğini yedin mi?Seung Jo, apa kamu sudah makan siang?
Seung Jo, öğlen yemeğini yedin mi?Seung Jo, as-tu déjeuné ?
Seung Jo, öğlen yemeğini yedin mi?Seung Jo, hai già pranzato?
Seung Jo, öğlen yemeğini yedin mi?Seung Jo, har du ätit lunch?
Seung Jo, öğlen yemeğini yedin mi?Seung Jo, hast du schon gegessen?
Seung Jo, öğlen yemeğini yedin mi?Seung Jo, heb je je lunch al gegeten?
Seung Jo, öğlen yemeğini yedin mi?Seung Jo, mal si už obed?
Seung Jo, öğlen yemeğini yedin mi?Σουνγκ Τζο, έφαγες μεσημεριανό;
Seung Jo, öğlen yemeğini yedin mi?Сын Чжо, ты обедал?
Seung Jo, öğlen yemeğini yedin mi?Това е любовта. Това е всичко, което исках да кажа. Какво?
Seung Jo, öğlen yemeğini yedin mi??סאנג ג'ו, הלכת לאכול צהריים
Seung Jo, öğlen yemeğini yedin mi?سيونغ جو, هل تناولت طعام الغداء؟
Seung Jo, öğlen yemeğini yedin mi?スンジョ もし・・・ ご飯を一緒に食べる人が・・・
Söz verdiğimiz gibi tam öğlene kadar burada beklemeliyiz. - Acele edelim! - Evet, Efendim!Tenemos que quedarnos aquí hasta el mediodía como prometimos. - ¡Rápido! - ¡Sí, Sr.!
Söz verdiğimiz gibi tam öğlene kadar burada beklemeliyiz.Chúng ta phải ở đây cho đến giữa trưa như đã hứa.
Söz verdiğimiz gibi tam öğlene kadar burada beklemeliyiz.Nous devons attendre ici jusqu'à midi, comme promis.
Söz verdiğimiz gibi tam öğlene kadar burada beklemeliyiz.Мы должны оставаться здесь до полудня, как и обещали.
Söz verdiğimiz gibi tam öğlene kadar burada beklemeliyiz.Ще стоим до обед, както обещахме.
Şu an büyük olasılıkla ailesi için biyogazla, dumansız yakıtla, öğlen yemeği pişiriyor.Có lẽ giờ đây cô ấy đang nấu ăn bằng biogas, nhiên liệu không khói.
Şu an büyük olasılıkla ailesi için biyogazla, dumansız yakıtla, öğlen yemeği pişiriyor.Hon lagar säkert lunch just nu till sin familj med biogas, rökfritt bränsle.
Şu an büyük olasılıkla ailesi için biyogazla, dumansız yakıtla, öğlen yemeği pişiriyor.지금쯤 연기 없는 바이오가스로 가족을 위한 요리를 하고 있을 겁니다.
Şu an büyük olasılıkla ailesi için biyogazla, dumansız yakıtla, öğlen yemeği pişiriyor.Mungkin dia sedang memasak makan siang untuk keluarganya sekarang menggunakan biogas, bahan bakar tanpa asap.
Şu an büyük olasılıkla ailesi için biyogazla, dumansız yakıtla, öğlen yemeği pişiriyor.Probablemente ahora esté cocinando el almuerzo para su familia con biogás y sin humo.
Şu an büyük olasılıkla ailesi için biyogazla, dumansız yakıtla, öğlen yemeği pişiriyor.Teraz zapewne przyrządza obiad dla swojej rodziny, korzystając z biogazu, który nie dymi.
Şu an büyük olasılıkla ailesi için biyogazla, dumansız yakıtla, öğlen yemeği pişiriyor.Teraz zrejme varí obed pre svoju rodinu, na bioplyne, palive bez dymu.
Şu an büyük olasılıkla ailesi için biyogazla, dumansız yakıtla, öğlen yemeği pişiriyor.Wahrscheinlich kocht sie gerade für ihre Familie das Mittagessen mit Biogas, Brennstoff ohne Rauch.
Şu an büyük olasılıkla ailesi için biyogazla, dumansız yakıtla, öğlen yemeği pişiriyor.Ze is nu waarschijnlijk lunch aan het maken voor haar familie met rookvrij biogas.
Şu an büyük olasılıkla ailesi için biyogazla, dumansız yakıtla, öğlen yemeği pişiriyor.Как раз сейчас она может готовить обед для семьи на биогазе — бездымном топливе.
Şu an büyük olasılıkla ailesi için biyogazla, dumansız yakıtla, öğlen yemeği pişiriyor.Мабуть зараз вона готує обід для своєї сім'ї на біогазі, пальному без диму.
Şu an büyük olasılıkla ailesi için biyogazla, dumansız yakıtla, öğlen yemeği pişiriyor.Тя вероятно точно сега готви обяд за семейството си на биогаз, бездимно гориво.
Şu an büyük olasılıkla ailesi için biyogazla, dumansız yakıtla, öğlen yemeği pişiriyor.היא ככל הנראה, כעת, מבשלת ארוחת צהריים למשפחה שלה מביו-גז, דלק ללא עשן.
Şu an büyük olasılıkla ailesi için biyogazla, dumansız yakıtla, öğlen yemeği pişiriyor.على الغاز العضوي, وقود بدون دخان. تحسنت رئتيها, و سوف تتحسن
Şu an büyük olasılıkla ailesi için biyogazla, dumansız yakıtla, öğlen yemeği pişiriyor.家族の昼食を作っているでしょう 彼女の肺の状態は良くなり 今後も更に改善するでしょう
Tamam, öğlen 3:00 de.De acuerdo.
Toplu taşıma öğlen 12 ile 3.30 arasında hizmet vermiyordu.El transporte público deja de circular entre las 12 del mediodía y las 3.30 pm.
Toplu taşıma öğlen 12 ile 3.30 arasında hizmet vermiyordu.Общественный транспорт не работал с полудня до 15:30.
Uşak çocuğu alıp annesine götürdü. Çocuk öğlene kadar annesinin dizlerinde yattıktan sonra öldü.Anak itu dibawa kepada ibunya, lalu ibunya memangku dia. Pada sore harinya anak itu meninggal
Uşak çocuğu alıp annesine götürdü. Çocuk öğlene kadar annesinin dizlerinde yattıktan sonra öldü.A vzal ho a zaniesol ho k jeho matke, a sedel na jej kolenách až do poludnia a zomrel.
Uşak çocuğu alıp annesine götürdü. Çocuk öğlene kadar annesinin dizlerinde yattıktan sonra öldü.De jongen werd thuisgebracht en zijn moeder nam hem op schoot. Maar rond het middaguur stierf hij.
Uşak çocuğu alıp annesine götürdü. Çocuk öğlene kadar annesinin dizlerinde yattıktan sonra öldü.Este o tomou, e o levou a sua mãe; e o menino esteve sobre os joelhos dela até o meio-dia, e então morreu.
Uşak çocuğu alıp annesine götürdü. Çocuk öğlene kadar annesinin dizlerinde yattıktan sonra öldü.Han tog, ham og har ham hjem til hans Moder, og han sad på hendes Skød til Middag; så døde han.
Uşak çocuğu alıp annesine götürdü. Çocuk öğlene kadar annesinin dizlerinde yattıktan sonra öldü.Ki mikor felvette õt, vivé az õ anyjához, és az az ölében tartá délig, és akkor meghalt.
Uşak çocuğu alıp annesine götürdü. Çocuk öğlene kadar annesinin dizlerinde yattıktan sonra öldü.곧 어미에게로 데려갔더니 낮까지 어미의 무릎에 앉았다가 죽은지라
Uşak çocuğu alıp annesine götürdü. Çocuk öğlene kadar annesinin dizlerinde yattıktan sonra öldü.Kterýž když ho vzal a přinesl k matce jeho, seděl na klíně jejím až do poledne a umřel.
Uşak çocuğu alıp annesine götürdü. Çocuk öğlene kadar annesinin dizlerinde yattıktan sonra öldü.Który wziąwszy go, zaniósł go do matki jego; i siedział na łonie jej aż do południa i umarł.
Uşak çocuğu alıp annesine götürdü. Çocuk öğlene kadar annesinin dizlerinde yattıktan sonra öldü.Người tôi tớ đem nó về, giao cho mẹ nó; đứa trẻ ngồi trên đầu gối của mẹ cho đến trưa, rồi chết.
Uşak çocuğu alıp annesine götürdü. Çocuk öğlene kadar annesinin dizlerinde yattıktan sonra öldü.Người tôi_tớ đem nó về , giao cho mẹ nó ; đứa trẻ ngồi trên đầu_gối của mẹ cho_đến trưa , rồi chết .
Uşak çocuğu alıp annesine götürdü. Çocuk öğlene kadar annesinin dizlerinde yattıktan sonra öldü.Og han tok ham og bar ham hjem til hans mor, og han satt på hennes kne til om middagen; da døde han.
Uşak çocuğu alıp annesine götürdü. Çocuk öğlene kadar annesinin dizlerinde yattıktan sonra öldü.Ta ga vzdigne in odnese materi njegovi. Ona ga posadi na kolena svoja do opoldne, in nato je umrl.
Uşak çocuğu alıp annesine götürdü. Çocuk öğlene kadar annesinin dizlerinde yattıktan sonra öldü.И като го взе занесе го при маяка му; и детето седна на коленете й до пладне, и тогава умря.
Uşak çocuğu alıp annesine götürdü. Çocuk öğlene kadar annesinin dizlerinde yattıktan sonra öldü.И понес его и принес его к матери его. И он сидел на коленях у неедо полудня, и умер.
Uşak çocuğu alıp annesine götürdü. Çocuk öğlene kadar annesinin dizlerinde yattıktan sonra öldü.וישאהו ויביאהו אל אמו וישב על ברכיה עד הצהרים וימת׃
Uşak çocuğu alıp annesine götürdü. Çocuk öğlene kadar annesinin dizlerinde yattıktan sonra öldü.فحمله وأتى به الى امه فجلس على ركبتيها الى الظهر ومات.
Uşak çocuğu alıp annesine götürdü. Çocuk öğlene kadar annesinin dizlerinde yattıktan sonra öldü.僕 人 抱 去 、 交 給 他 母 親 、 孩 子 坐 在 母 親 的 膝 上 、 到 晌 午 就 死 了
Uşak çocuğu alıp annesine götürdü. Çocuk öğlene kadar annesinin dizlerinde yattıktan sonra öldü.僕人 抱 去 、 交給 他 母親 、 孩子 坐在 母親 的 膝上 、 到 晌午 就 死了