öğle ile cümle
öğle kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Öğle yemeğinden sonra seninle o konuda konuşacağım.I'll talk to you about it after lunch.
Seni yarın öğle yemeğinde göreceğim.I'll see you at lunch tomorrow.
Öğle yemeğinden sonra görüşürüz.I'll see you after lunch.
Ben genellikle öğle yemeğim saatinde gazete okurum.I usually read the newspaper during my lunch hour.
Tom'u öğle yemeğine götürdüm.I took Tom to lunch.
Öğle yemeğini atladım, bu yüzden oldukça açım.I skipped lunch, so I'm pretty hungry.
Öğle yemeğini yememeyi planlıyorum.I plan to skip lunch.
Ben asla öğle yemeğimi bitirmek zorunda değilim.I never got to finish my lunch.
Tom'la öğle yemeği yedim.I had lunch with Tom.
Öğle yemeği için sığır eti güveç yedim.I had beef stew for lunch.
Öğle yemeği sonrasına kadar hiç kimseyi göremem.I can't see anyone until after lunch.
Belki öğle yemeği yapamam.I can't possibly make lunch.
Öğlen yemeği için seninle buluşamam.I can't meet you for lunch.
Size biraz öğle yemeği getirdim.I brought you some lunch.
Ben öğlen yemeğini kaeteryada yedim.I ate lunch in the cafeteria.
Neredeyse öğle yemeğimi unuttum.I almost forgot my lunch.
Öğle yemeği nasıldı?How was lunch?
Niçin Tom öğle yemeği hazırlamıyor?How come Tom isn't making lunch?
Neden Tom öğle yemeği yapmıyor?Why isn't Tom making lunch?
İşte öğle yemeğin.Here's your lunch.
Öğle yemeği almak ister misin?Do you want to grab lunch?
Biraz öğle yemeği almaya gitmek ister misin?Do you want to go grab some lunch?
Öğle yemeği için ne istediğini biliyor musun?Do you know what you want for lunch?
Evden öğle yemeğini getirdin mi?Did you bring your lunch from home?
Hadi, öğle yemeği yemeye gidelim.Come on, let's go get some lunch.
Şimdi öğle yemeği yemek için gidebilir miyiz?Can we go to lunch now?
Hem Tom hem de Mary öğle yemeği için geliyor.Both Tom and Mary are coming over for lunch.
Öğle yemeği için müsait misin?Are you free for lunch?
Bu öğleden sonra sana şehri gezdireyim.Let me show you around town this afternoon.
Bana öğle yemeği için ne yediğini söyle.Tell me what you ate for lunch.
Bana bu öğleden sonra ne aldığını söyle.Tell me what you bought this afternoon.
Bana neden bu öğleden sonraki toplantıda olmadığını söyle.Tell me why you weren't at this afternoon's meeting.
Bu öğleden sonra 2.30'da nerede olduğunu bize söyleyebilir misin?Can you tell us where you were at 2:30 this afternoon?
Tom'u ara ve ona bu öğleden sonra onunla buluşamayacağımı söyle.Call Tom and tell him I can't meet him this afternoon.
Bu öğleden sonra arabamı kullanamayacağını zaten sana bir kez söyledim.I've told you once already that you can't use my car this afternoon.
Sana daha önce söylediğim gibi, bu öğleden sonraki toplantıda olmayı planlamıyorum.As I told you before, I don't plan to be at this afternoon's meeting.
Bana bu öğleden sonra kütüphanede ne olduğu hakkında ne bildiğini söyle.Tell me what you know about what happened at the library this afternoon.
Tom ve Mary bir ağacın altında piknik öğle yemeği yiyerek oturdu.Tom and Mary sat under a tree eating a picnic lunch.
Öğleden sonra izin alıyorum.I'm taking the afternoon off.
Bu öğleden sonra bavullarım için geri geleceğim.I'll come back for my suitcases this afternoon.
Çalışma günü monotonluğunu kırmak için Tom öğle vakti koşusuna can atıyor.Tom looks forward to his lunchtime run, to break up the monotony of his working day.
Öğle ve akşam yemeklerini saat kaçta yersin?At what time do you eat lunch and supper?
Tom öğleden sonrayı garajında oyalanarak geçirdi.Tom spent the afternoon messing around in his garage.
Öğle yemeğinden sonra dinlenebiliriz.We can rest after lunch.
Tren öğleden sonra 3.00'te gider.The train leaves at 3:00 p.m.
Mağazalar sıcak nedeniyle öğleden sonra kapalıdırlar.Stores are closed in the afternoon because of the heat.
O, çalıştığı ofis yakınında öğle yemeği yer.She eats lunch near the office where she works.
Fransa'da öğle yemeği iki civarında yenir.In France, lunch is eaten at around two.
Birlikte öğle yemeği yedik ve sonra bir saat boyunca sohbet ettik.We ate lunch together and then we chatted for an hour.
Biz genellikle, öğlenleyin öğle yemeği yeriz.We have lunch at noon, usually.
Bugün çok yoğunum ama yarın seninle öğle yemeği yemeyi çok isterim.I am very busy today, but tomorrow I should like very much to have lunch with you.
Birlikte öğle yemeği yediğim profesörün adı Peter'di.The professor with whom I had lunch is named Peter.
O cumartesi öğleden sonraları ne yapıyor?What does he do on Saturday afternoons?
Biz tüm öğleden sonra dışarıda kaldık, çok güzeldi.We stayed outside all afternoon, it was so nice.
Bu öğleden sonraki İngilizce dersini atlattım.I skipped English class this afternoon.
Bu öğleden sonra şehirde Michael ve Caroline'e rastladım.I ran into Michael and Caroline in town this afternoon.
O, bu öğleden sonra kıl payı kurtuldu.He had a narrow escape this afternoon.
Bu arabayı çalıştırmaya çalışırken zaten birkaç öğleden sonrayı boşa harcadım.I've already wasted a couple of afternoons trying to get this car running.
Bu öğleden sonra yapmam gereken bir şey var.There's something I need to do this afternoon.
Yarın öğleden sonra Tom'la birlikte bir şey yapabilirim.I might do something with Tom tomorrow afternoon.