öğle ile cümle
öğle kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom öğleden sonranın ortasında Mary'nin evine vardı.Tom arrived at Mary's house in the middle of the afternoon.
Onu sıcak bir mayıs öğleden sonrasında ziyaret ettim.I visited him on a warm May afternoon.
Onun için öğle yemeği pişirdi.He cooked dinner for her.
Bu öğleden sonra yağmur yağabileceğini düşünüyorum.I think it might rain this afternoon.
Tom genellikle öğle yemeğini okul kafeteryasında yer.Tom usually eats lunch in the school cafeteria.
Öğle yemeğinden sonra yürüyüşe gidelim.Let's go for a walk after lunch.
Sanırım bu öğleden sonra bizimle tenis oynamakla ilgilenmiyorsun.I assume you're not interested in playing tennis with us this afternoon.
Tom dün öğleden sonra Boston'da tutuklandı.Tom was arrested in Boston yesterday afternoon.
Bugün öğleden sonra kızak kaymaya gidelim.Let's go sledding this afternoon.
Bostonlu arkadaşın bu öğleden sonra ziyaret etmek için uğradı.Your friend from Boston dropped by to visit this afternoon.
Tom yarın öğleden sonra geri dönecek.Tom will be back tomorrow afternoon.
Tom yarın öğleden sonra Boston'a varacak.Tom will arrive in Boston tomorrow afternoon.
Tom dün öğleden sonra geç saatlerde ziyaret etmek için uğradı.Tom came by to visit late yesterday afternoon.
Öğle yemeği arasına kadar Boston'a varmalıyım.I should get to Boston by lunchtime.
Dün öğleden sonra Boston'a vardım.I got to Boston yesterday afternoon.
Öğle yemeği için rezervasyonum var.I've got reservations for lunch.
Tom seninle öğle yemeğine gitmek istemiyor.Tom doesn't want to go to lunch with you.
Tom yemek odasında Mary ile öğle yemeği yiyor.Tom is eating lunch with Mary in the dining room.
Tom bana senin dün öğleden sonra onunla beraber olduğunu söyledi.Tom told me that you were with him yesterday afternoon.
Tom öğle yemeği tepsisini masaya koydu.Tom put his lunch tray on the table.
Öğle yemeğinden sonra alışverişe gideceğim.I'm going to go shopping after lunch.
Öğle yemeği için vaktin var mı?Do you have time for lunch?
Öğle yemeği için neredeyse hiç zamanım yoktu.I barely had time for lunch.
Öğle yemeği için zar zor zamanım vardı.I barely had time for lunch.
Öğlen saat üçte buluşacağız.We'll meet at three o'clock in the afternoon.
Yarın öğleden önce Boston'da olmalıyım.I should be in Boston before noon tomorrow.
Sana öğle yemeği ısmarlayayım.Let me buy you lunch.
Size iki öğle yemeği alıyorum.I'm buying you two lunch.
Sana öğle yemeği ısmarlayabilir miyim?Can I buy you lunch?
Çok öğle yemeği yemedin.You didn't eat much lunch.
Kimle birlikte öğle yemeği yiyeceğim.Who am I going to eat lunch with?
Öğle yemeğini ne zaman yiyorsun?What time do you eat lunch?
Bazen birlikte öğle yemeği yemeliyiz.We should eat lunch together sometime.
Otobüste öğle yemeği yiyebiliriz.We can eat lunch on the bus.
Tom bazen öğle yemeğini bizimle yer.Tom sometimes eats lunch with us.
Tom öğle yemeğini yemeyi reddetti.Tom refused to eat his lunch.
Tom muhtemelen öğle yemeği yemedi.Tom probably didn't eat lunch.
Tom öğle yemeğini çoğunlukla arkadaşlarıyla yer.Tom often eats lunch with his friends.
Tom şu anda öğle yemeği yiyor.Tom is eating lunch right now.
Tom her gün tek başına öğle yemeği yer.Tom eats lunch by himself every day.
Tom öğle yemeğini sık sık bu restoranda yer.Tom eats lunch at this restaurant quite often.
Tom masasında öğle yemeği yiyor.Tom eats lunch at his desk.
Tom ve Mary öğle yemeği yiyorlar.Tom and Mary are eating lunch.
Burası genellikle öğle yemeği yediğim yerdir.This is where I usually eat lunch.
İş yerinde birisi öğle yemeğimi yedi.Someone at work ate my lunch.
Erken bir öğle yemeği yedim, bu yüzden şimdi oldukça açım.I ate an early lunch, so I'm pretty hungry now.
Herkes masada öğle yemeği yiyordu.Everyone was at the table eating dinner.
Bu öğleden sonra parka gidiyorum.I am going to the park this afternoon.
Tom ve Mary yarın öğleden sonra tenis oynayacaklar.Tom and Mary will play tennis tomorrow afternoon.
Tom öğle yemeği pişirmeye yardımcı oldu.Tom helped cook lunch.
Yarın öğleden sonra bir toplantımız olabilir.We may have a meeting tomorrow afternoon.
Tom bütün öğleden sonra beni bekletti.Tom kept me waiting all afternoon.
Öğle vakti.It's midday.
Öğle yemeğinde konuşabiliriz.We can talk over lunch.
Öğle yemeğinden sonra bunun hakkında konuşabilir miyiz?Can we talk about this after lunch?
Tom bu öğleden sonra benimle konuşmaya geldi.Tom came to talk to me this afternoon.
Öğle yemeğinden sonra Tom'la konuşabileceksin.You'll be able to talk to Tom after lunch.
Tüm öğleden sonra burada mı kalacaksın?Are you going to stay here all afternoon?
Tom bu öğleden sonra seni ziyaret edecek.Tom is going to pay you a visit this afternoon.
Saat şu anda öğleden sonra on. Yatma vakti.It's already almost ten p.m. It's time for bed.