öğle ile cümle
öğle kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Öğle yemeği için buluşabilir miyiz?Can we get together for lunch?
Tom bugün bütün öğleden sonra derslerinin hepsini atladı.Tom skipped all of his afternoon classes today.
Öğleyin orada olun.Be there at noon.
Öğleyin orada ol.Be there at noon.
Bu öğleden sonra yağmur yağacağını düşünüyor musun?Do you think it'll rain this afternoon?
Genellikle sağlıklı bir öğle yemeği yemeye çalışırım.I usually try to eat a healthy lunch.
Öğle yemeği zamanı değil mi?Isn't it time for lunch?
Öğle yemeği harika olurdu.Lunch would be great.
Bu öğleden sonra ne yapacaklarını düşünüyorsun?What do you think they'll do this afternoon?
Öğle yemeği saat kaçta?What time is lunch?
Her gün o restoranda öğle yemeği yerim.I lunch in that restaurant every day.
Ne yazık ki bugün seninle öğle yemeği yiyemeyeceğim.I'm afraid I won't be able to have lunch with you today.
O restoranda her gün öğle yemeği yerim.I eat lunch in that restaurant every day.
Öğle yemeğinde kaç tane içki içtin?How many drinks did you have at lunch?
Onlar bu öğleden sonra saat 2'de bir toplantı düzenleyecekler.They will hold a meeting at 2 o'clock this afternoon.
Onlar bugün öğleden önce bizimle iletişime geçecekler.They will contact us before midday today.
Bu öğleden sonra uğrayıp bana yardım eder misin?Could you come over and help me this afternoon?
Yarın benimle öğle yemeğine kim geliyor?Who's coming to lunch with me tomorrow?
Bu öğleden sonraki toplantıda olacak mısın?Are you going to be at this afternoon's meeting?
Bu öğleden sonra yüzmeye gidecek misin?Are you going to go swimming this afternoon?
Yarın öğleden sonra Tom'un bizimle alışverişe gideceğini düşünüyor musun?Do you think Tom will go shopping with us tomorrow afternoon?
Öğle yemeğine gitmek ister misin?Do you want to go to lunch?
Bu öğleden sonra yapacak bir şeyim var.I have something to do this afternoon.
Bu öğleden sonra bir toplantıya katılmak zorundayım.I have to attend a meeting this afternoon.
Tom'un bu öğleden sonra bizimle tenis oynayacağını duydum.I heard that Tom is going to play tennis with us this afternoon.
Tom'un bu öğleden sonra yüzmek istediğini duydum.I heard that Tom wants to swim this afternoon.
Bu öğleden sonraki toplantıda olamayabilirim.I may not be able to be at this afternoon's meeting.
Bu öğleden sonra seninle yüzmeye gidemeyebilirim.I may not be able to go swimming with you this afternoon.
Ne yapmam gerektiğini düşünerek tüm öğleden sonrayı geçirdim.I spent all afternoon thinking about what I should do.
Bu öğleden sonra Tom'la birlikte laboratuvarda üç saat geçirdim.I spent three hours in the lab with Tom this afternoon.
Dün öğleden sonra nerede olduğunu bilmek istiyorum.I want to know where you were yesterday afternoon.
Bu öğleden sonra sana yardım etmek için zamanım olmayacak.I won't have time to help you this afternoon.
Bu öğleden sonra geç saatlerde Tom'la tenis oynayacağım.I'll play tennis with Tom later this afternoon.
Bu öğleden sonra yüzmemeye karar verdim.I've decided not to swim this afternoon.
Zor bir öğleden sonra geçirdim.I've had a tough afternoon.
Eğer istersen her gün öğle yemeğini yapacağım.If you want me to, I'll make you lunch every day.
Öğle yemeği hazır mı?Is lunch ready?
Bu öğleden sonra en şaşırtıcı şey oldu.The most amazing thing happened this afternoon.
Dün öğleden sonra izlediğim film oldukça iyiydi.The movie I saw yesterday afternoon was quite good.
Öğle yemeğini tamamen unuttuk.We totally forgot about lunch.
Biz öğle yemeğini tamamen unuttuk.We totally forgot about lunch.
Bu öğleden sonra gideceğiz.We'll go this afternoon.
Öğle yemeği ne zaman hazır olacak?When will lunch be ready?
Neden ansızın dün öğleden sonra gittin?Why did you suddenly leave yesterday afternoon?
Öğle yemeğine davetli değilsin.You're not invited to lunch.
Tom neredeyse öğleden önce asla bira içmez.Tom almost never drinks beer before noon.
Tom her zaman pazar günleri öğleye kadar yatakta kalır.Tom always stays in bed until noon on Sundays.
Tom ve Mary öğleden sonrayı bal kabaklı turta pişirerek geçirdiler.Tom and Mary spent the afternoon baking pumpkin pies.
Tom dün öğleden sonra beni görmeye geldi.Tom came to see me yesterday afternoon.
Tom dün öğleden sonra benimle konuşmaya geldi.Tom came to talk to me yesterday afternoon.
Tom bu öğleden sonra üç balık yakaladı.Tom caught three fish this afternoon.
Tom bütün öğleden sonra bir kelime söylemedi.Tom didn't say a word all afternoon.
Tom öğleyin geliyor olmalı.Tom should be arriving at noon.
Tom dün öğleden sonra üç saat yüzdü.Tom swam for three hours yesterday afternoon.
Tom dün öğleden sonra bizimle kütüphanedeydi.Tom was in the library with us yesterday afternoon.
Tom bu öğleden sonra ne yapacağımıza karar verecek.Tom will decide what we'll do this afternoon.
Tom muhtemelen bütün öğleden sonra burada olacak.Tom will probably be here all afternoon.
Öğle yemeğini yemeyi reddetti.He refused to eat his lunch.
O, öğle yemeğini yemeyi reddetti.She refused to eat her lunch.
Öğleye kadar kalırım.I stay until midday.