öğle yemeği ile cümle
öğle yemeği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Londra'ya gitmeden önce bir Pazar öğle yemeğinde tanıştık.Tapasin hänet lounaalla eräänä sunnuntaina ennen kuin lähdin Lontooseen.
Londra'ya gitmeden önce bir Pazar öğle yemeğinde tanıştık.Tôi gặp cô ấy vào bữa trưa một ngày Chúa Nhật trước khi tôi rời Luân Đôn.
Londra'ya gitmeden önce bir Pazar öğle yemeğinde tanıştık.Την γνώρισα στο μεσημεριανό μια Κυριακή πριν φύγω Λονδίνο.
Londra'ya gitmeden önce bir Pazar öğle yemeğinde tanıştık.Срещнах я на обяд, една неделя, преди да напусна Лондон.
Londra'ya gitmeden önce bir Pazar öğle yemeğinde tanıştık.Я познайомився з нею на обід у неділю, перш ніж я виїхав з Лондона.
Londra'ya gitmeden önce bir Pazar öğle yemeğinde tanıştık.Я познакомился с ней на обед в воскресенье, прежде чем я уехал из Лондона.
Londra'ya gitmeden önce bir Pazar öğle yemeğinde tanıştık.التقيت بها في الغداء واحد يوم الاحد قبل مغادرتي لندن.
Londra'ya gitmeden önce bir Pazar öğle yemeğinde tanıştık.非常に悪質な標本。本を書き込みます。
Neden öğle yemeği paketliyorsun?De ce impachetezi pranzul?
Neden öğle yemeği paketliyorsun?Dlaczego pakujesz lunch?
Neden öğle yemeği paketliyorsun?Kenapa kau menyiapkan makan siang?
Neden öğle yemeği paketliyorsun?Perchè stai impacchettando un pranzo?
Neden öğle yemeği paketliyorsun?Pourquoi emballes-tu un déjeuner ?
Neden öğle yemeği paketliyorsun?Tại sao con lại làm cơm trưa?
Neden öğle yemeği paketliyorsun?Varför packar du lunch?
Neden öğle yemeği paketliyorsun?Waarom ben je een lunch aan het inpakkken?
Neden öğle yemeği paketliyorsun?Wieso packst du Lunch ein?
Neden öğle yemeği paketliyorsun?Zakaj pakiraš kosilo?
Neden öğle yemeği paketliyorsun?Γιατί πακετάρεις μεσημεριανό;
Neden öğle yemeği paketliyorsun?Зачем собираешь завтрак?
Neden öğle yemeği paketliyorsun??למה אתה אורז ארוחת צהריים
Neden öğle yemeği paketliyorsun?لماذا توضب الغداء؟
Neden öğle yemeği paketliyorsun?やぁ 手羽まであるぞ
Ne oluyor? Öğle yemeği için ne isteyeceğini düşün.Nieważne, pomyśl co byś zjadła na lunch
Ne oluyor? Öğle yemeği için ne isteyeceğini düşün.Pensa a cosa vuoi per pranzo.
Neyse, bu ikisi ve dayı ertesi gün öğle yemeğine geldiler ve hep birlikte restorandan atıldık.Alors ces deux-là sont venus déjeuner, et nous avons été jetés du restaurant.
Neyse, bu ikisi ve dayı ertesi gün öğle yemeğine geldiler ve hep birlikte restorandan atıldık.Așa că cei doi au venit la masă și am fost dați afară din restaurant.
Neyse, bu ikisi ve dayı ertesi gün öğle yemeğine geldiler ve hep birlikte restorandan atıldık.Así que los dos vinieron a almorzar y terminaron echándonos del restaurante.
Neyse, bu ikisi ve dayı ertesi gün öğle yemeğine geldiler ve hep birlikte restorandan atıldık.Ci dwoje przyszli na lunch i wyrzucono nas z restauracji.
Neyse, bu ikisi ve dayı ertesi gün öğle yemeğine geldiler ve hep birlikte restorandan atıldık.Così questi due vennero a pranzo e e fummo sbattuti fuori del ristorante.
Neyse, bu ikisi ve dayı ertesi gün öğle yemeğine geldiler ve hep birlikte restorandan atıldık.Die zwei kamen also zum Mittagessen, und wir wurden aus dem Restaurant geworfen.
Neyse, bu ikisi ve dayı ertesi gün öğle yemeğine geldiler ve hep birlikte restorandan atıldık.Dus deze twee komen lunchen, en we werden het restaurant uit gezet.
Neyse, bu ikisi ve dayı ertesi gün öğle yemeğine geldiler ve hep birlikte restorandan atıldık.그래서 그들 둘은 점심때 나왔습니다. 그리고 곧 우리는 레스토랑 밖으로 쫓겨났죠.
Neyse, bu ikisi ve dayı ertesi gün öğle yemeğine geldiler ve hep birlikte restorandan atıldık.Và rồi, cả hai đến ăn trưa, chúng tôi bị đuổi ra nhà hàng.
Neyse, bu ikisi ve dayı ertesi gün öğle yemeğine geldiler ve hep birlikte restorandan atıldık.Έτσι ήρθαν το μεσημέρι και μας πέταξαν έξω από το εστιατόριο.
Neyse, bu ikisi ve dayı ertesi gün öğle yemeğine geldiler ve hep birlikte restorandan atıldık.Двамата дойдоха на обяда и ни изхвърлиха от ресторанта.
Neyse, bu ikisi ve dayı ertesi gün öğle yemeğine geldiler ve hep birlikte restorandan atıldık.И вот эти двое пришли на ланч, и нас выкинули из ресторана.
Neyse, bu ikisi ve dayı ertesi gün öğle yemeğine geldiler ve hep birlikte restorandan atıldık.אז שניהם הגיעו לארוחת צהריים, וזרקו אותנו מהמסעדה.
Neyse, bu ikisi ve dayı ertesi gün öğle yemeğine geldiler ve hep birlikte restorandan atıldık.فجاء هذان الاثنان إلى الغذاء، و طردنا من المطعم.
Neyse, bu ikisi ve dayı ertesi gün öğle yemeğine geldiler ve hep birlikte restorandan atıldık.私達はレストランから放り出されました ヒョンスクのおじさんはどなり散らし
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,Adiante, a Gillian e eu almoçámos um dia e eu disse:
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,Almorcé con Gillian un día y le pregunté:
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,Comunque, abbiamo pranzato insieme un giorno e ho detto
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,En tout cas, en déjeunant avec elle, je lui demande,
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,(Gelach) We lunchten samen en ik vroeg:
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,"Gillian, wie wurdest du zur Tänzerin?"
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,I vilket fall, Gillian och jag åt lunch en dag och jag sa,
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,Jadi, suatu hari Gillian dan saya sedang makan siang dan saya berkata,
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,Kakorkoli že, ko sva z Gillian nekega dne imela kosilo, sem ji rekel:
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,어쨌던, 어느 날 질리안과 점심을 같이 먹고 있었는데,
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,Mindegy is, Gillian és én együtt ebédeltünk, és megkérdeztem,
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,Một ngày, tôi và Gillian cùng ăn trưa, và tôi nói,
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,Nå, men Gillian og jeg spiste frokost en dag, og jeg spurgte
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,Odată la masă am întrebat-o: "Cum ai devenit dansatoare?"
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,Podczas wspólnego obiadu zapytałem: jak to się stało, że zostałaś tancerką?
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,V jeden deň som obedoval s Gillian a povedal som:
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,Yhtenä päivänä olimme lounaalla ja sanoin:
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,Zkrátka jsem byl s Gillian jednoho dne na obědě a zeptal se,
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,Τέλος πάντων, η Τζίλιαν κι εγώ γευματίσαμε και τη ρώτησα:
Neyse, Gillian ve ben bir gün öğle yemeği yedik ve dedim ki,Както и да е, веднъж обядвах с Джилиан и я питах,