öğle yemeği ile cümle

öğle yemeği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
İş yerlerinde ve okullarda öğle yemeği vakti genelde saat 11 ve 12 arasıdır.Muun muassa ruisleipä ja erilaiset puurot ovat tärkeä osa suomalaista ruokakulttuuria.
İş yerlerinde ve okullarda öğle yemeği vakti genelde saat 11 ve 12 arasıdır.På arbetsplatser och i skolor serveras lunch vanligtvis kl. 11–12.
İş yerlerinde ve okullarda öğle yemeği vakti genelde saat 11 ve 12 arasıdır.Sur le lieu du travail et dans les écoles, la pause déjeuner se situe entre 11 h et 12 h.
İş yerlerinde ve okullarda öğle yemeği vakti genelde saat 11 ve 12 arasıdır.На рабочих местах и в школах обеденный перерыв обычно с 11 до 12.
İş yerlerinde ve okullarda öğle yemeği vakti genelde saat 11 ve 12 arasıdır.عادة ما يكون موعد طعام الغداء في أماكن العمل وفي المدارس الساعة 11.00 - 12.00.
İzliyor muydun? Birlikte sıcak bir öğle yemeği yemekten çok hoşlanıyor gibiydin.Apakah kamu menonton? kamu tampaknya benar-benar menikmati makan siang bersama-sama nyaman.
İzliyor muydun? Birlikte sıcak bir öğle yemeği yemekten çok hoşlanıyor gibiydin.Apakah kamu menonton? kamu tampaknya benar-benar menikmati makan siang bersama-sama nyaman.
Juan misafirlerini öğle yemeğine çıkardı.Juan Antonio elvitte ebédelni a vendégeit.
Juan misafirlerini öğle yemeğine çıkardı.Juan Antonio llevó a sus huéspedes a almorzar.
Juan misafirlerini öğle yemeğine çıkardı.Juan Antonio nam zijn gasten mee uit lunchen.
Juan misafirlerini öğle yemeğine çıkardı. Sanattan ve aşktan konuştular.خوان أنطونيو أخذ ضيوفه للغداء ناقشا الفن و الرومانسية
[Kadın kendi dilinde konuşur]: Öğle yemeği vakti!Il pranzo è pronto!
[Kadın kendi dilinde konuşur]: Öğle yemeği vakti!여자(현지어): 점심시간이다!
[Kadın kendi dilinde konuşur]: Öğle yemeği vakti!المرأة تتحدث لغتها الأصلية: الغداء!
[Kadın kendi dilinde konuşur]: Öğle yemeği vakti![子供たちの息切れ]
Kahvaltı etmiyorum. Öğle yemeği de yok.Ich habe kein Frühstück, kein Mittagessen.
Kahvaltı etmiyorum. Öğle yemeği de yok.전 아침도, 점심도 먹지 않습니다.
Kahvaltı etmiyorum. Öğle yemeği de yok.Não tomo pequeno-almoço, nem almoço.
Kahvaltı etmiyorum. Öğle yemeği de yok.Niente colazione, niente pranzo.
Kahvaltı etmiyorum. Öğle yemeği de yok.No desayuno, no almuerzo.
Kahvaltı etmiyorum. Öğle yemeği de yok.Pas de petit déjeuner ou de déjeuner.
Kahvaltı etmiyorum. Öğle yemeği de yok.Tôi không ăn sáng, không ăn trưa.
Kahvaltı etmiyorum. Öğle yemeği de yok.Я не завтракаю, не обедаю.
Kahvaltı etmiyorum. Öğle yemeği de yok.אני לא אוכל ארוחת בוקר ולא צהרים.
Kahvaltı etmiyorum. Öğle yemeği de yok.لا أتناول الإفطار. ولا الغداء.
Kahvaltı etmiyorum. Öğle yemeği de yok.現在「勝つための犠牲」という
Kahvaltımı ve öğle yemeğimi...De ha az oktatásba fektetsz meg fogjuk tudni változtatni Afrikát.
Kahvaltımı ve öğle yemeğimi... Kendim kurduğum bir vakfa bağışlıyorum.Завтрак и обед я отдаю в основанную мной благотворительную организацию.
Kahvaltımı ve öğle yemeğimi...그래서 저의 아침, 점심,
Kahvaltımı ve öğle yemeğimi...La mia colazione, il mio pranzo,
Kahvaltımı ve öğle yemeğimi...Micul dejun şi prânzul
Kahvaltımı ve öğle yemeğimi...ואת ארוחות הבוקר והצהרים שלי,
Kahvaltımı ve öğle yemeğimi...اذا وجبة إفطاري، وجبة غدائي،
Kahvaltımı ve öğle yemeğimi...僕がつくった慈善団体に回して
[kendi dilinde]: Öğle yemeğimi pişirir, [kendi dilinde]: sabah kahvaltımı hazırlar.Dia memasakkan makan siangku, membuatkan sarapanku.
[kendi dilinde]: Öğle yemeğimi pişirir, [kendi dilinde]: sabah kahvaltımı hazırlar.Er kocht mein Mittagessen, bereitet mein Frühstück zu.
[kendi dilinde]: Öğle yemeğimi pişirir, [kendi dilinde]: sabah kahvaltımı hazırlar.Gotuje mi obiad, robi śniadanie.
[kendi dilinde]: Öğle yemeğimi pişirir, [kendi dilinde]: sabah kahvaltımı hazırlar.Han lagar min lunch, gör frukost till mig.
[kendi dilinde]: Öğle yemeğimi pişirir, [kendi dilinde]: sabah kahvaltımı hazırlar.Hän tekee lounasta ja aamupalaa.
[kendi dilinde]: Öğle yemeğimi pişirir, [kendi dilinde]: sabah kahvaltımı hazırlar.Hij maakt mijn middageten, maakt mijn ontbijt.
[kendi dilinde]: Öğle yemeğimi pişirir, [kendi dilinde]: sabah kahvaltımı hazırlar.Il prépare le déjeuner et le petit-déjeuner.
[kendi dilinde]: Öğle yemeğimi pişirir, [kendi dilinde]: sabah kahvaltımı hazırlar.Mi cucina il pranzo, mi fa la colazione.
[kendi dilinde]: Öğle yemeğimi pişirir, [kendi dilinde]: sabah kahvaltımı hazırlar.Ő főzi meg az ebédem, és ő készít nekem reggelit.
[kendi dilinde]: Öğle yemeğimi pişirir, [kendi dilinde]: sabah kahvaltımı hazırlar.Vaří mi oběd, dělá mi snídani.
[kendi dilinde]: Öğle yemeğimi pişirir, [kendi dilinde]: sabah kahvaltımı hazırlar.Ετοιμάζει το μεσημεριανό, μου φτιάχνει πρωινό.
[kendi dilinde]: Öğle yemeğimi pişirir, [kendi dilinde]: sabah kahvaltımı hazırlar.Готовит обед, завтрак.
Londra'ya gitmeden önce bir Pazar öğle yemeğinde tanıştık.Aku bertemu dengannya di suatu Minggu siang sebelum aku meninggalkan London.
Londra'ya gitmeden önce bir Pazar öğle yemeğinde tanıştık.Am întâlnit-o la prânz într-o duminică înainte de a pleca la Londra.
Londra'ya gitmeden önce bir Pazar öğle yemeğinde tanıştık.Én találkoztam vele, egy vasárnap ebéd előtt elmentem Londonba.
Londra'ya gitmeden önce bir Pazar öğle yemeğinde tanıştık.Ich traf sie am Mittag an einem Sonntag, bevor ich London verlassen.
Londra'ya gitmeden önce bir Pazar öğle yemeğinde tanıştık.Ik ontmoette haar tijdens de lunch een zondag voordat ik vertrok Londen.
Londra'ya gitmeden önce bir Pazar öğle yemeğinde tanıştık.Jag träffade henne på lunch en söndag innan jag lämnade London.
Londra'ya gitmeden önce bir Pazar öğle yemeğinde tanıştık.Jeg mødte hende til frokost en søndag, inden jeg forlod London.
Londra'ya gitmeden önce bir Pazar öğle yemeğinde tanıştık.Je l'ai rencontrée au déjeuner un dimanche avant mon départ de Londres.
Londra'ya gitmeden önce bir Pazar öğle yemeğinde tanıştık.제가 런던을 떠나기 전에 한 일요일 점심 시간에 그녀를 만났다.
Londra'ya gitmeden önce bir Pazar öğle yemeğinde tanıştık.L'ho incontrata una Domenica a pranzo prima di lasciare Londra.
Londra'ya gitmeden önce bir Pazar öğle yemeğinde tanıştık.Potkal jsem ji na oběd v neděli, než jsem odjel z Londýna.
Londra'ya gitmeden önce bir Pazar öğle yemeğinde tanıştık.Poznałem ją na lunch w jedną niedzielę przed wyjazdem Londynie.
Londra'ya gitmeden önce bir Pazar öğle yemeğinde tanıştık.Sem jo srečal na kosilu Neko nedeljo, preden sem zapustil London.
Londra'ya gitmeden önce bir Pazar öğle yemeğinde tanıştık.Stretol som ju na obed v nedeľu, ako som odišiel z Londýna.

İlgili Sayfalar