öğle yemeği ile cümle
öğle yemeği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
10
ORT. KELİME
Bir öğle yemeği kutusuna benziyor.يبدو انه علبه غداء
Bir öğle yemeği kutusuna benziyor.お弁当を持ってきたから 食欲がないって?
Biz hergün 400 insana öğle yemeği veriyoruz.우리는 매일 400명의 점심을 준비하는데요.
Biz hergün 400 insana öğle yemeği veriyoruz.A pranzo diamo da mangiare ogni giorno a 400 persone.
Biz hergün 400 insana öğle yemeği veriyoruz.Asigurăm zilnic prânzul pentru 400 de oameni.
Biz hergün 400 insana öğle yemeği veriyoruz.Chúng tôi làm bữa trưa cho 400 người mỗi ngày.
Biz hergün 400 insana öğle yemeği veriyoruz.Damos de comer a 400 personas todos los días
Biz hergün 400 insana öğle yemeği veriyoruz.Kami memberi makan siang untuk 400 orang sehari.
Biz hergün 400 insana öğle yemeği veriyoruz.Karmimy 400 osób dziennie.
Biz hergün 400 insana öğle yemeği veriyoruz.Naponta 400 embernek adunk ebédet.
Biz hergün 400 insana öğle yemeği veriyoruz.Nós preparamos almoço para 400 pessoas todos os dias.
Biz hergün 400 insana öğle yemeği veriyoruz.Nous nourrissons 400 personnes par jour.
Biz hergün 400 insana öğle yemeği veriyoruz. Ve bu normal bir yemek değil.Každý den u nás obědvá 400 lidí a není to obvyklý oběd.
Biz hergün 400 insana öğle yemeği veriyoruz. Ve bu normal bir yemek değil. Yakıt yok.Правим обяд за 400 души ежедневно, но не обикновен обяд - нямаме гас.
Biz hergün 400 insana öğle yemeği veriyoruz. Ve bu normal bir yemek değil.אנחנו מאכילים 400 בכל יום ארוחת צהריים.
Biz hergün 400 insana öğle yemeği veriyoruz.We verzorgen iedere dag voor 400 mensen de lunch.
Biz hergün 400 insana öğle yemeği veriyoruz.Wir verpflegen jeden Mittag 400 Leute.
Biz hergün 400 insana öğle yemeği veriyoruz.Živíme na obed 400 ľudí každý deň.
Biz hergün 400 insana öğle yemeği veriyoruz.Ταΐζουμε 400 ανθρώπους κάθε μέρα.
Biz hergün 400 insana öğle yemeği veriyoruz.Ежедневно мы готовим обед для 400 человек.
Biz hergün 400 insana öğle yemeği veriyoruz.نحن نقدم وجبة غداء ل 400 شخص يومياً.
Biz hergün 400 insana öğle yemeği veriyoruz.ここでも普通でないことがあります ガスがありません
Bölümümüzdeki üst sınıf öğrencileri bizi öğle yemeğine davet etti.Các sunbae ở khoa mình mời sinh viên mới ăn trưa.
Bölümümüzdeki üst sınıf öğrencileri bizi öğle yemeğine davet etti.De laatsejaarsstudenten van onze hoofdvak hebben de eerstejaarsstudenten uitgenodigd voor lunch.
Bölümümüzdeki üst sınıf öğrencileri bizi öğle yemeğine davet etti.Die Älteren haben uns Studienanfänger zum Essen eingeladen.
Bölümümüzdeki üst sınıf öğrencileri bizi öğle yemeğine davet etti.I sunbae del mio corso hanno invitato le matricole a pranzo.
Bölümümüzdeki üst sınıf öğrencileri bizi öğle yemeğine davet etti.Les seniors de notre promotion à l'université ont invité les étudiants de première année à manger.
Bölümümüzdeki üst sınıf öğrencileri bizi öğle yemeğine davet etti.Para senior di mata kuliah kami mengundang anak-anak baru untuk makan siang.
Bölümümüzdeki üst sınıf öğrencileri bizi öğle yemeğine davet etti.Seniorerna från våran kurs har bjudit nybörjarna på lunch.
Bölümümüzdeki üst sınıf öğrencileri bizi öğle yemeğine davet etti.Seniorii din facultatea noastra au invitat bobocii la pranz.
Bölümümüzdeki üst sınıf öğrencileri bizi öğle yemeğine davet etti.Starsi studenci z naszego kierunku zaprosili nas na wspólny posiłek.
Bölümümüzdeki üst sınıf öğrencileri bizi öğle yemeğine davet etti.Starší z nášho odboru pozvali prvákov na obed.
Bölümümüzdeki üst sınıf öğrencileri bizi öğle yemeğine davet etti.Οι τελειόφοιτοι του κλάδου μας κάλεσαν τους φοιτητές του πρώτου έτους για φαγητό.
Bölümümüzdeki üst sınıf öğrencileri bizi öğle yemeğine davet etti.Старшекурсники с нашего отделения пригласили первокурсников на обед.
Bölümümüzdeki üst sınıf öğrencileri bizi öğle yemeğine davet etti.הגדולים הזמינו את תלמידי שנה ראשונה שלנו לארוחת צהרים
Bölümümüzdeki üst sınıf öğrencileri bizi öğle yemeğine davet etti.طلاب المرحلة الأخيرة قاموا بدعوة طلاب السنة الأولى للغداء
Bölümümüzdeki üst sınıf öğrencileri bizi öğle yemeğine davet etti.それなら一人で食べなきゃね?
Böylece öğlen yemeğine gittik -- Ve söylemeliyim ki bu çok ciddi bir öğle yemeği oldu.Așa că am mers să luăm prânzul -- (Râsete)
Böylece öğlen yemeğine gittik -- Ve söylemeliyim ki bu çok ciddi bir öğle yemeği oldu.Así que nos fuimos a comer -- (Risas)
Böylece öğlen yemeğine gittik -- Ve söylemeliyim ki bu çok ciddi bir öğle yemeği oldu.Così andammo a pranzo - (Risate)
Böylece öğlen yemeğine gittik -- Ve söylemeliyim ki bu çok ciddi bir öğle yemeği oldu.Donc nous sommes allés déjeuner - (Rires)
Böylece öğlen yemeğine gittik -- Ve söylemeliyim ki bu çok ciddi bir öğle yemeği oldu.Tak sme šli na obed -- (Smiech)
Böylece öğlen yemeğine gittik -- Ve söylemeliyim ki bu çok ciddi bir öğle yemeği oldu.Więc poszliśmy na lunch - (Śmiech)
Böylece öğlen yemeğine gittik -- Ve söylemeliyim ki bu çok ciddi bir öğle yemeği oldu.Wir gingen also zum Mittagessen -- (Gelächter)
Böylece öğlen yemeğine gittik -- Ve söylemeliyim ki bu çok ciddi bir öğle yemeği oldu.Итак, мы отправились на обед — (Смех)
Böylece öğlen yemeğine gittik -- Ve söylemeliyim ki bu çok ciddi bir öğle yemeği oldu.После отидохме на обяд - (Смях)
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlarAlors ils stationnent là et ont un formidable déjeuner avec une vue spectaculaire.
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlarAșadar, parchează acolo și au parte de un prânz pe cinste și o priveliște spectaculoasă.
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlarDus ze parkeren daar en hebben een heerlijke lunch met een spectaculair uitzicht.
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlar여행선을 착륙시킨 후에, 베아트릭스와 아약스는 아주 맛있는 점심을 화려한 전망을 감상하며 먹습니다.
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlarParan allí y tienen un magnífico almuerzo con una vista espectacular.
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlarParcheggiano lì e fanno un magnifico pranzo, con una vista spettacolare.
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlarTak więc parkują tam i zjadają cudowny posiłek, rozkoszując się fantastycznym widokiem.
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlarИ така, паркират там, обядват прекрасно и имат зрелищна гледка.
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlarОни приземляются и устраивают потрясающий обед, наслаждаясь едой и чудесным видом.
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlarוכך הם מחנים עצמם שם ואוכלים ארוחת צהריים נפלאה ויש להם מראה מרהיב.
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlarفيتوقفون ويتناولون وجبة غداء رائعه ويستمتعون بالمنظر الرائع
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlarその上最高の景色も堪能しました お昼を済ませてアンカーをほどき
Böylelikle "Tamam öğle yemeği almaya sevinirim. herkesin istediğini alın." dedim.Alors j'ai dit: "OK, je suis content de payer le déjeuner. Prenez ce que vous voulez".
Böylelikle "Tamam öğle yemeği almaya sevinirim. herkesin istediğini alın." dedim.Also sagte ich: "O. k., ich bezahle gerne das Mittagessen. Holen Sie einfach, was jeder möchte."