öğle yemeği ile cümle

öğle yemeği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
7
ORT. KELİME
Öğle yemeğinde biraz ekmek ve bir haşlanmış yumurta yedim.Eu comi um pouco de pão e um ovo cozido no almoço.
Öğle yemeği Öğle namazıOntbijt Middagmaaltijd Avondmaaltijd
Filistinliler günde birçok kez yerler; öğle yemeği günün en büyük yemeğidir.De lunch is de grootste maaltijd van de dag; ontbijt de kleinste.
Öğle yemeği öğlen civarında yenir.Rond twaalf uur in de middag wordt de middagmaaltijd genuttigd.
Işte nefis bir öğle yemeği olacak.Het heeft een aangename smaak.
Kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeği gibi bir öğündür.Een ontbijt, middagmaal en avondeten.
Pencigah Makamı’nın öğle yemeğinden sonra icra edildiği bilinmektedir.Die woorden worden dan samengevoegd tot "lunch gisteren".
Carol, Therese'yi öğle yemeğine çağırır.Doris ontmoet Montgomery tijdens de lunch.
İngilizce breakfast (kahvaltı) ve lunch (öğle yemeği) sözcüklerinin kaynaşması ile oluşmuştur.Het woord stamt uit het Engels en is samengesteld (een porte-manteau) uit breakfast (ontbijt) en lunch.
Ben öğle yemeği için bir sosisli sandviç yedim.Ik heb tijdens de middagpauze een hotdog op.
Biz erken bir öğle yemeği yedik.We hadden een vroege lunch.
Onunla birlikte öğle yemeği yemeği planlıyorum.Ik ben van plan om met hem te lunchen.
Öğle yemeği için, acaba ne yapabilirim.Ik vraag mij af wat ik kan maken voor het middageten.
Öğle yemeği Öğle namazıObiad brunch Śniadanie Kolacja Lunch Podkurek
Kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeği gibi bir öğündür.Są one spożywane na śniadanie, lunch i kolację.
Filistinliler günde birçok kez yerler; öğle yemeği günün en büyük yemeğidir.Pod wieloma względami śniadanie jest najważniejszym posiłkiem w ciągu dnia.
Çift birlikte öğle yemeğine gider.Później para przygotowuje się do obiadu.
Öğle yemeği, öğle saatlerinde yenilen, genellikle günün ikinci öğünü olarak tercih edilen yemek.Śniadanie – pierwszy posiłek dnia, najczęściej spożywany w godzinach porannych.
Sabah kahvaltısı ve öğle yemeğinin yerini alır.Pytanie na śniadanie. .
Bir öğle yemeğinde arkadaşlıkları ilerler.Podczas kolacji dochodzi do pogodzenia rodziców.
Öğle yemeği ister misiniz?Chcecie drugie śniadanie?
Öğle yemeği ister misiniz?Czy mają Państwo ochotę na drugie śniadanie?
Kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeği gibi bir öğündür.Måltiderna benämns frukost, middag och kvällsmat.
Çift birlikte öğle yemeğine gider.De äter lunch tillsammans.
Öğle vakti mutlaka mola verilecek ve öğle yemeği yenilecekti.Ett försök gjordes på förmiddagen men fick avbrytas och paus togs för lunch.
İngilizce breakfast (kahvaltı) ve lunch (öğle yemeği) sözcüklerinin kaynaşması ile oluşmuştur.Brunch är en sammandragning av de engelska orden breakfast och lunch.
Olympia boyut olarak Kırda Öğle Yemeği'nden daha küçüktür.Middag är ett mycket mindre mål än lunch.
Sabah kahvaltısı ve öğle yemeğinin yerini alır.Enkelt uttryckt var det frukost och lunch sammanslaget.
Çift birlikte öğle yemeğine gider.Чарлі і Една знайомляться під час обіду.
Carol, Therese'yi öğle yemeğine çağırır.Евері ЛеКлер запрошує її на обід.
Hat düzeninde bulunan askerlerini öğle yemeği yemek üzere hat gerisine çağırdı.Після служби родичі померлої запросили кількадесят осіб на поминальний обід.
Tom öğle yemeğini genellikle tek başına yer.Том зазвичай обідає сам.
Öğle yemeği için ne yiyelim?Що у нас буде на обід?
Öğle yemeği yiyorum.Я обідаю.
Tom öğle yemeğini sık sık bu restoranda yer.Том досить часто обідає в тому ресторані.
Tom benim öğle yemeğimi yedi.Том з'їв мій обід.
Tom Meryem'i öğle yemeğine davet etti.Том запросив Мері на обід.
Erkekler öğle yemeği yiyor.Чоловіки обідають.
Tom, Mary'nin öğle yemeğini çaldı.Том украв обід Мері.
İngilizce breakfast (kahvaltı) ve lunch (öğle yemeği) sözcüklerinin kaynaşması ile oluşmuştur.Slovo je spojení slov breakfast (snídaně) a lunch (oběd).
Carol, Therese'yi öğle yemeğine çağırır.Nechá se pozvat Masonem na oběd.
Filistinliler günde birçok kez yerler; öğle yemeği günün en büyük yemeğidir.Abcházci jedí tři jídla denně, z nichž je největší večeře.
Kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeği gibi bir öğündür.Mesele principale sunt micul dejun, prânzul și cina.
Öğle yemeği öğlen civarında yenir.Discuție în timpul prânzului.
Filistinliler günde birçok kez yerler; öğle yemeği günün en büyük yemeğidir.Un prânz sau dejun este masa principală a zilei.
Carol, Therese'yi öğle yemeğine çağırır.Eközben Flynn meghívja Sweet-et vacsorázni.
Çift birlikte öğle yemeğine gider.Épp hozzájuk indulnak ebédre.
Genellikle öğle yemeği ve ikindi çayından sonra alınır.Gyakran fogyasztanak ebéd és vacsora végén teát.
Esnafın öğle yemeğidir.A főétkezés az ebéd.
Işte nefis bir öğle yemeği olacak.Se on erinomainen ruokasieni.
Filistinliler günde birçok kez yerler; öğle yemeği günün en büyük yemeğidir.Päivässä syödään kolme ateriaa, joista lounas on suurin.
Esnafın öğle yemeğidir.Miehet lounaalla.
Biz öğleyin öğle yemeği yedik.Söimme lounasta puolilta päivin.
Bahçede öğle yemeği yiyorlar.He syövät lounasta puutarhassa.
Öğle yemeğinden önce neredeyse hiç bir şey yemedim.Söin tuskin mitään ennen lounasta.
Öğle yemeği Öğle namazıΜεσημερίου -- το Μεσημέρι Δ.δ.
Öğle yemeği öğlen civarında yenir.Ενεργούν κατά τις μεσημεριανές ώρες.
Sabah kahvaltısı ve öğle yemeğinin yerini alır.Francis" για να πάρει το πρωινό του.
Tom bugün öğle yemeğini getirdi.Ο Τομ έφερε το μεσημεριανό του σήμερα.
İngilizce breakfast (kahvaltı) ve lunch (öğle yemeği) sözcüklerinin kaynaşması ile oluşmuştur.Ordet stammer fra engelsk, og er en sammentrækning af ordene breakfast (morgenmad) og lunch (frokost).

İlgili Sayfalar