öğüt ile cümle

öğüt kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ne mutlu Onun öğütlerine uyanlara, Bütün yüreğiyle Ona yönelenlere!ldogok, a kik megõrzik az õ bizonyságait, [és] teljes szívbõl keresik õt.
Ne mutlu Onun öğütlerine uyanlara, Bütün yüreğiyle Ona yönelenlere!Phước cho những người gìn giữ chứng cớ Ngài, Và hết lòng tìm cầu Ngài.
Ne mutlu Onun öğütlerine uyanlara, Bütün yüreğiyle Ona yönelenlere!Phước cho những người gìn_giữ chứng_cớ Ngài , Và hết_lòng tìm cầu Ngài .
Ne mutlu Onun öğütlerine uyanlara, Bütün yüreğiyle Ona yönelenlere!Saliga äro de som taga hans vittnesbörd i akt, de som av allt hjärta söka honom,
Ne mutlu Onun öğütlerine uyanlara, Bütün yüreğiyle Ona yönelenlere!Salige de, der agter på hans Vidnesbyrd, søger ham af hele deres Hjerte.
Ne mutlu Onun öğütlerine uyanlara, Bütün yüreğiyle Ona yönelenlere!Salige er de som tar vare på hans vidnesbyrd, som søker ham av hele sitt hjerte
Ne mutlu Onun öğütlerine uyanlara, Bütün yüreğiyle Ona yönelenlere!Wohl denen, die seine Zeugnisse halten, die ihn von ganzem Herzen suchen!
Ne mutlu Onun öğütlerine uyanlara, Bütün yüreğiyle Ona yönelenlere!Μακαριοι οι φυλαττοντες τα μαρτυρια αυτου, οι εκζητουντες αυτον εξ ολης καρδιας
Ne mutlu Onun öğütlerine uyanlara, Bütün yüreğiyle Ona yönelenlere!Блажени които пазят изявленията Му, И Го търсят от все сърце;
Ne mutlu Onun öğütlerine uyanlara, Bütün yüreğiyle Ona yönelenlere!אשרי נצרי עדתיו בכל לב ידרשוהו׃
Ne mutlu Onun öğütlerine uyanlara, Bütün yüreğiyle Ona yönelenlere!‎طوبى لحافظي شهاداته. من كل قلوبهم يطلبونه‎.
Ne mutlu Onun öğütlerine uyanlara, Bütün yüreğiyle Ona yönelenlere!遵 守 他 的 法 度 、 一 心 尋 求 他 的 、 這 人 便 為 有 福
Ne mutlu Onun öğütlerine uyanlara, Bütün yüreğiyle Ona yönelenlere!遵守 他 的 法度 、 一心尋求 他 的 、 這人 便 為 有福
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.(105:13) Но скоро забыли дела Его, не дождались Его изволения;
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Aber sie vergaßen bald seiner Werke; sie warteten nicht auf seinen Rat.
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Cedo, porém, se esqueceram das suas obras; não esperaram pelo seu conselho;
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Dar au uitat curînd lucrările Lui, şi n'au aşteptat împlinirea planurilor Lui.
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Hirtelen elfeledék cselekedeteit; nem várák az õ tanácsát!
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Họ lại mãi mãi quên các công việc Ngài, Không chờ đợi lời chỉ giáo Ngài,
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Họ lại mãi_mãi quên các công_việc Ngài , Không chờ_đợi lời chỉ_giáo Ngài ,
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.저희가 미구에 그 행사를 잊어버리며 그 가르침을 기다리지 아니하고
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Maar al gauw vergaten zij weer wat Hij allemaal had gedaan; zij vroegen God niet om raad.
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Mais ils oublièrent bientôt ses oeuvres, Ils n`attendirent pas l`exécution de ses desseins.
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Ma presto dimenticarono le sue opere, non ebbero fiducia nel suo disegno
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Men de glemte snart hans Gerninger, biede ej på hans Råd;
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Men snart glemte de hans gjerninger, de bidde ikke på hans råd;
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Men snart glömde de hans gärningar, de förbidade icke hans råd.
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Mutta pian he unhottivat hänen tekonsa eivätkä odottaneet hänen neuvoansa.
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Pa hitro so pozabili del njegovih, čakali niso sveta njegovega,
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Pero pronto se olvidaron de sus obras y no esperaron su consejo
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Przecież prędko zapomnieli na sprawy jego, i nie czekali na rady jego.
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.rýchle zabudli jeho skutky a nečakali na jeho radu.
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Tetapi mereka segera melupakan perbuatan TUHAN dan bertindak tanpa minta nasihat-Nya
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Však rychle zapomenuli na skutky jeho, a nečekali na radu jeho;
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Πλην ταχεως ελησμονησαν τα εργα αυτου δεν περιεμειναν την βουλην αυτου
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.Но скоро забравиха делата Му, Не чакаха изпълнението на намерението Му,
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.מהרו שכחו מעשיו לא חכו לעצתו׃
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.‎اسرعوا فنسوا اعماله. لم ينتظروا مشورته‎.
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.等 不 多 時 、 他 們 就 忘 了 他 的 作 為 、 不 仰 望 他 的 指 教
Ne var ki, RABbin yaptıklarını çabucak unuttular, Öğüt vermesini beklemediler.等 不 多 時 、 他 們 就 忘 了 他 的 作為 、 不 仰望 他 的 指教
Neyi öğütleyeceğimize çalışmalıyız.Dobbiamo mettere in pratica ciò che predichiamo.
Neyi öğütleyeceğimize çalışmalıyız.Kita perlu mempraktekkan perkataan kita.
Neyi öğütleyeceğimize çalışmalıyız.우리가 내세우는 것을 실행해야 합니다.
Neyi öğütleyeceğimize çalışmalıyız.Nós temos que praticar o que pregamos.
Neyi öğütleyeceğimize çalışmalıyız.Nous devons mettre en pratique ce que nous prêchons.
Neyi öğütleyeceğimize çalışmalıyız.Tenemos que practicar lo que predicamos.
Neyi öğütleyeceğimize çalışmalıyız.Trebuie să aplicăm ce predicăm.
Neyi öğütleyeceğimize çalışmalıyız.We moeten doen wat we zeggen.
Neyi öğütleyeceğimize çalışmalıyız.Wir müssen vorleben, was wir predigen.
Neyi öğütleyeceğimize çalışmalıyız.Мы должны жить так, как мы проповедуем.
Neyi öğütleyeceğimize çalışmalıyız.עלינו לנהוג בהתאם למה שאנו מטיפים.
Neyi öğütleyeceğimize çalışmalıyız.علينا أن نطبق ما ننصح الآخرين به.
Neyi öğütleyeceğimize çalışmalıyız.でも 例えばブランドを攻撃するときに
O bana öğüt verdi ve onu gözlerini ödünç verdi. Ben hiçbir pilotu; henüz kadar thou wert그는 나에게 조언을 빌려, 나는 그에게 눈을 빌려. 난 파일럿 아냐, 아직 멀리 그대를 wert
O bana öğüt verdi ve onu gözlerini ödünç verdi. Ben hiçbir pilotu; henüz kadar thou wertהוא השאיל לי לייעץ, ואני השאיל לו את העיניים. אני לא טייס, עדיין, ורט אתה רחוק
O bana öğüt verdi ve onu gözlerini ödünç verdi. Ben hiçbir pilotu; henüz kadar thou wertقدم المحامي قال لي ، وأنا قدمت له العيون. أنا لست التجريبية ، ومع ذلك ، بقدر ما انت يرت
O bana öğüt verdi ve onu gözlerini ödünç verdi. Ben hiçbir pilotu; henüz kadar thou wert遠い海でwash'dその広大な海岸として、私はそのような商品のための冒険でしょう。
O bana öğüt verdi ve onu gözlerini ödünç verdi.Dia meminjami saya nasihat, dan aku meminjamkan mata.
O bana öğüt verdi ve onu gözlerini ödünç verdi.El a împrumutat-mi sfat, şi l-am împrumutat ochi.
O bana öğüt verdi ve onu gözlerini ödünç verdi.Ele emprestou-me conselhos e eu emprestei-lhe os olhos.

İlgili Sayfalar