öğüt ile cümle

öğüt kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ama aynı zamanda bazı öğüter de veriyor.Dar conține și avertismente.
Ama aynı zamanda bazı öğüter de veriyor.De figyelmeztetéseket is tartalmaz.
Ama aynı zamanda bazı öğüter de veriyor.그러나 그것은 경고도 포함하고 있습니다.
Ama aynı zamanda bazı öğüter de veriyor.Maar het houdt ook waarschuwingen in.
Ama aynı zamanda bazı öğüter de veriyor.Ma contiene anche degli avvertimenti.
Ama aynı zamanda bazı öğüter de veriyor.Mais elle contient aussi des avertissements.
Ama aynı zamanda bazı öğüter de veriyor.Mas que também contém avisos.
Ama aynı zamanda bazı öğüter de veriyor.Má v sebe však aj varovania.
Ama aynı zamanda bazı öğüter de veriyor.Men den indeholder også advarsler.
Ama aynı zamanda bazı öğüter de veriyor.Men den innehåller också varningar.
Ama aynı zamanda bazı öğüter de veriyor.Mutta siihen sisältyy myös varoituksia.
Ama aynı zamanda bazı öğüter de veriyor.Namun kisah ini juga mengandung peringatan.
Ama aynı zamanda bazı öğüter de veriyor.Nhưng nó cũng tồn tại những cảnh báo nguy hiểm
Ama aynı zamanda bazı öğüter de veriyor.Y es una historia en la que los humanos juegan un papel sorprendente y creativo.
Ama aynı zamanda bazı öğüter de veriyor.Αλλά περιέχει επίσης και προειδοποιήσεις.
Ama aynı zamanda bazı öğüter de veriyor.Но история также предупреждает о чем-то.
Ama aynı zamanda bazı öğüter de veriyor.Но тя също така съдържа предупреждения.
Ama aynı zamanda bazı öğüter de veriyor.אבל הוא מכיל גם אזהרות.
Ama aynı zamanda bazı öğüter de veriyor.لكنّها تنطوي على إشارات تحذيرٍ.
Ama aynı zamanda bazı öğüter de veriyor.集合学習は大変強力な力ですが
Ancak Malcolm, siyahi insanların kendi problemlerini beyazların yardımı olmadan çözmelerini öğütlüyordu.하지만 말 콤 그 흑인 설 교 백색의 도움 없이 자신의 문제를 해결할 수 있었다.
Ancak Malcolm, siyahi insanların kendi problemlerini beyazların yardımı olmadan çözmelerini öğütlüyordu.Malcolm jedoch predigte, dass die Schwarzen ihre Probleme alleine lösen könnten. Ohne HIlfe der Weißen.
Anne babasının öğütlediği Garvey gururundan ve bağımsızlığından çok uzaktaydı.Er war weit vom Garvey-Stolz und der Freiheit die seine Eltern lehrten abgekommen.
Anne babasının öğütlediği Garvey gururundan ve bağımsızlığından çok uzaktaydı.그가 비 긍지와 그의 부모를 전파 했다 독립까지 어 슬 렁 했다.
Anne babasının öğütlediği Garvey gururundan ve bağımsızlığından çok uzaktaydı.Είχε ξεμακρύνει από την περηφάνεια του Γκάρβεϊ και την ανεξαρτησία που κήρυτταν οι γονείς του.
Anne babasının öğütlediği Garvey gururundan ve bağımsızlığından çok uzaktaydı.كان قد تجول بعيداً عن كبرياء قارفي و الاستقلال الذي و عظ به والديه.
Aralık ayındaki bir röportajında verdiği öğütler.이사람이 12월에 인터뷰를 한적이 있었는데,
Aralık ayındaki bir röportajında verdiği öğütler.Decemberben készítettek vele egy interjút.
Aralık ayındaki bir röportajında verdiği öğütler.Hij gaf een interview in december.
Aralık ayındaki bir röportajında verdiği öğütler.Il a donné une interview en décembre 2008.
Aralık ayındaki bir röportajında verdiği öğütler.Şi a dat un interviu în decembrie.
Aralık ayındaki bir röportajında verdiği öğütler.Und hat im Dezember ein Interview gegeben.
Aralık ayındaki bir röportajında verdiği öğütler.W grudniu udzielił wywiadu.
Aralık ayındaki bir röportajında verdiği öğütler.Και έδωσε μία συνέντευξη το Δεκέμβριο.
Aralık ayındaki bir röportajında verdiği öğütler.Даде интервю през декември.
Aralık ayındaki bir röportajında verdiği öğütler.И он дал интервью в декабре
Aralık ayındaki bir röportajında verdiği öğütler.והוא התראיין בדצמבר.
Aralık ayındaki bir röportajında verdiği öğütler.وقد أعطى مقابلة فى ديسمبر .
Aralık ayındaki bir röportajında verdiği öğütler.彼の一つ目のご意見 (スポンサーには親切に)
Artık biliyoruz ki, bu öğüt yanlış, hem de ÇOK yanlış.이제 우리는 이것이 잘못된 조언이라는 걸 압니다 잘못돼도 아주 잘못된 조언이죠
Artık biliyoruz ki, bu öğüt yanlış, hem de ÇOK yanlış.Nous savons maintenant que ce conseil est simplement faux. Et pas qu'un peu.
Artık biliyoruz ki, bu öğüt yanlış, hem de ÇOK yanlış.Teraz už vieme, táto rada bola jednoducho zlá. Nie tak zlá ale veľmi zlá.
Artık biliyoruz ki, bu öğüt yanlış, hem de ÇOK yanlış.Teraz wiemy, że ta rada była zwyczajnie zła - i to nie umiarkowanie, ale bardzo zła.
Artık biliyoruz ki, bu öğüt yanlış, hem de ÇOK yanlış.Ми тепер знаємо, що порада була просто неправильною - не зовсім неправильною, але дуже неправильною.
Artık biliyoruz ki, bu öğüt yanlış, hem de ÇOK yanlış.Сейчас мы знаем, что этот совет был просто неправильным - не просто неправильным, а совершенно неправильным.
Artık biliyoruz ki, bu öğüt yanlış, hem de ÇOK yanlış.نعرف الآن أن النصيحة خاطئة تمامًا، وخاطئة جدًّا كذلك.
Artık biliyoruz ki, bu öğüt yanlış, hem de ÇOK yanlış.これまで知らなかった新しい発見に気がついたのです
Aslında o kadar düzgün iş yapmayabilirlerdi çünkü kağıtların öğütüldüğünü gördüler.Nemuseli odvést tak dobrou práci, protože si všimli, že ji jiní lidé skartují.
Avşalom Ahitofele, ‹‹Ne yapmalıyız, bize öğüt ver›› dedi.Absalom a zis lui Ahitofel: ,,Sfătuiţi-vă împreună; ce avem de făcut?``
Avşalom Ahitofele, ‹‹Ne yapmalıyız, bize öğüt ver›› dedi.Absalom dit à Achitophel: Consultez ensemble; qu`avons-nous à faire?
Avşalom Ahitofele, ‹‹Ne yapmalıyız, bize öğüt ver›› dedi.Absalom wendde zich tot Achitofel en vroeg hem: "Wat gaan we nu doen?"
Avşalom Ahitofele, ‹‹Ne yapmalıyız, bize öğüt ver›› dedi.Absalon sagde så til Akitofel: "Kom med eders Råd! Hvad skal vi gøre?"
Avşalom Ahitofele, ‹‹Ne yapmalıyız, bize öğüt ver›› dedi.Allora Assalonne disse ad Achitòfel: «Consultatevi su quello che dobbiamo fare»
Avşalom Ahitofele, ‹‹Ne yapmalıyız, bize öğüt ver›› dedi.Áp - sa-lôm bèn nói cùng A-hi-tô-phe rằng : Hai ngươi hãy mưu cùng nhau đặng định đều chúng_ta phải làm .
Avşalom Ahitofele, ‹‹Ne yapmalıyız, bize öğüt ver›› dedi.Áp-sa-lôm bèn nói cùng A-hi-tô-phe rằng: Hai ngươi hãy mưu cùng nhau đặng định đều chúng ta phải làm.
Avşalom Ahitofele, ‹‹Ne yapmalıyız, bize öğüt ver›› dedi.Então disse Absalão a Aitofel: Dai o vosso conselho sobre o que devemos fazer.
Avşalom Ahitofele, ‹‹Ne yapmalıyız, bize öğüt ver›› dedi.Entonces Absalón dijo a Ajitofel: --Da tu consejo sobre lo que debemos hacer
Avşalom Ahitofele, ‹‹Ne yapmalıyız, bize öğüt ver›› dedi.In Absalom veli Ahitofelu: Svetuj, kaj nam je storiti?
Avşalom Ahitofele, ‹‹Ne yapmalıyız, bize öğüt ver›› dedi.Kemudian Absalom berkata kepada Ahitofel, "Katakanlah apa yang harus kita lakukan.
Avşalom Ahitofele, ‹‹Ne yapmalıyız, bize öğüt ver›› dedi.압살롬이 아히도벨에게 이르되 너는 어떻게 행할 모략을 우리에게 가르치라

İlgili Sayfalar