öğüt ile cümle

öğüt kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Dinlendirme işlemi öğütme işlemlerinden önce veya sonra yapılmaktadır.帝嘗厭前代樂章多諛辭,或未雅馴,命凱與詹同更撰,甚稱旨。
Ona çeşitli öğütler vererek yol gösterir.但為引導眾生故,以假名說。
Öğütlenmek üzere çağrıldıkları şeyden nasiplenmeyi unuttular.但人們卻稱之為奇蹟並且崇拜,所以這才麻煩呢。
Örneğin: Bu(nğ)almak, be(:ğ), (ss)öğüt.具慶下,妻仇氏,繼妻麻氏;弟誨;詢。
Kavrulduktan sonra öğütülüp un haline getirilir.發生黨錮之禍後,應奉慨然稱病請辭。
El jesti, oğluna öğüt vermekte olduğu şeklinde yorumlanır.为此役也,子若以君命赐之,其已。
Mîm, Turin ile sıkı dost olur ve ona bolca öğüt verir.結果認為堤格爾勉強合格,並把力量賜給他,並對其強大威力的風險給予警告。
Gerektiği yerde öğüt ve tavsiye dinleyecek kadar erdemli olmak.宜破格褒崇,以為世勸。
Yusuf Firavun'a hayvancılık yaptıklarını söylemelerini öğütledi.約瑟對法老說、法老的夢乃是一個、 神已將所要作的事指示法老了。
Öteki ona anne babasının evine dönmesini öğütler.不信,你回去問問你的父母親。
Bu görüntü onlara tam o noktada yeni evlerini kurmalarını öğütleyen bir kehaneti tamamlamaktaydı.這正應驗了他們要找一個新家園的預言。
Müslümanlar Allah’ın, Kur’an’ı bir öğüt olarak ve anlaşılması için indirdiğine inanır.反對唯經派者認為真主啟示穆罕默德的信息並不限於《古蘭經》,更存在於聖訓當中。
(Genç oyunculara öğüt) "Bu kadar komik olan ne?(你怎么这么搞笑,居然会想出这种事情来。
Fakat bu Haçlılar onun öğütlerini dinlemeyip kendi bildiklerini yapmaya koyuldular.然此諸人豈盡奊詬無節,忍負陛下哉,亦有所懲而不敢耳。
Şiirin içeriği öğütler ve nasihatlerden oluşur ve genelde Naser Xosro'nun şiirlerine benzer.相類似的按鍵組合還有IJKL,用於小數以DHTML或JavaScript寫成的遊戲。
Oğluna verdiği öğütler anlatılır.可见,这是说给她儿子听的。
Ben de ona zorla dinletirim sözümü, Onun öğütlerinden geldi başına, ne geldiyse.朕在此,恐諸王等聞信,前来慰朕,若至,俱令散去」。
Diğerlerini kıskanmadı, öğüt verdi ve dinledi.이 상소를 읽고 정조는 말을 잇지 못하고 오열하였다.
Fakat bu Haçlılar onun öğütlerini dinlemeyip kendi bildiklerini yapmaya koyuldular.관군은 이시애에게 대궐에 나아가 자수(自首)할 것을 권하였으나 듣지 않았다.
Mîm, Turin ile sıkı dost olur ve ona bolca öğüt verir.본관은 청주(淸州), 자는 경보(敬甫), 호는 정견(靜見).
Öğütlü, Adıyaman ilinin Tut ilçesine bağlı bir köydür.남양이라는 지명은 양지바른 남쪽에 위치한 마을이라고 하여 붙여진 이름이다.
Bu görüntü onlara tam o noktada yeni evlerini kurmalarını öğütleyen bir kehaneti tamamlamaktaydı.어떤 저자들은 이 이야기가 그 귀족 가문들에게 환심을 사려고 지어낸 아첨이라고 여기기도 하였다.
Kavrulduktan sonra öğütülüp un haline getirilir.그 후, 관우가 형주를 장악하고 있을 때 관우에게 귀순한다.
Öğüt alsınlar diye Allah insanlara böyle misaller verir.하나님의 백성들은 성경의 학생으로 말씀을 통하여 하나님을 배우고, 순종하며 경외하게 된다고 한다.
(Genç oyunculara öğüt) "Bu kadar komik olan ne?이런 반응들이 재밌더라"라고 말했다.
Samimi dostluk, iyi öğüt takası, adil tutum olmalı, ihanet olmamalı" der.이는 세교(世敎)에 관계되고 치도(治道)에 해로우니, 파직은 실로 너그러운 법이요 과중한 것이 아닙니다."
Nâbi bu eseri oğluna öğüt vermek için yazmıştır.이 저서는 그가 자손에게 준 훈계(訓戒)이다.
Hammaddenin işlenebilirlik özelliği kazanabilmesi için önce öğütme işlemi yapılmaktadır.이전의 개념은 이심원은 이심을 중심으로 하는(지구는 중심에서 벗어나 있으며 천구의 중심이다.)
Olumlu öğütlerin yanı sıra, yalnızca çıkara yönelik olumsuz öğütler veren atasözleri de vardır.유홍석(柳弘錫) 등이 그의 가르침을 받은 인물들로서 이 외에도 훌륭한 이들이 숱하다.
(Uyarıcı Kur’an’a and olsun ki! / Bu öğütle dolu Kur’an’a bak.)알되 네가 스스로 깨달아 알아라'고 하였다.
Fasulye kakao kütlesine (kakao ezmesi) öğütülür.조림 - 돼지 고기 조림이나 참치 조림 등.
6 Doğru öğüt ağzındaydı.이때 종6위 훈6등에 서위되어 있었다.
Birleşik Krallık’ta bulunan, National Autistic Society, gazetecilere bu terimi kullanmalarını öğütler.בממלכה המאוחדת, האגודה האוטיסטית הלאומית ממליצה לעיתונאים לאמץ את המונח.
Öteki ona anne babasının evine dönmesini öğütler.טום מקווה שסבא שלו ייקח אותו הביתה.
Fosillere göre öğütücü dişleri 10 ila 20 bin yıl önce boz ayılardan farklılaştı.מאובנים מראים כי השיניים הטוחנות של דוב הקוטב השתנו משמעותית מאלו של הדוב החום לפני כ-10 עד 20 אלפי שנים בלבד.
Dünyanın dönüşünü, tıpkı öğüttüğü tahıllar gibi zamanın yokoluşunu temsil ederler.הוא נודע בנסיונותיו להשיב לקדמותם נוהלי ביצוע מתקופת המלחין, כגון אלתור קדנצות.
Diyalogda, Sokrates Callias’a oğlu Hipponicus’u eğitim alması için Aspasia’ya göndermesini öğütler.בדיאלוג על כל פנים, ממליץ סוקרטס שקאליאס ישלח לאספאסיה את בנו, היפוניקוס, לשם קבלת הוראות.
Yiyecekleri tam olarak öğütemez.למרות זאת הם מצליחים לאתר את מזונם.
(Genç oyunculara öğüt) "Bu kadar komik olan ne?'אלהים, האם היא תהיה מצחיקה?
Ayrıca kadının hayalinde gördüğü kadın çocuğuna (çocuğun adı Sonny'dir.)ölürken bir öğütte bulunmuştur.Ако жената на човек е завлякла друг човек, и той е спал с нея, той (т.е. мъжът й) да убие тази жена.
(Genç oyunculara öğüt) "Bu kadar komik olan ne?Случаят с врачани е доста смешен.
Binit bulamayan hayvan sahipleri pazardan buğday alır öğütür ve unu Akseki yörelerinde satardı.Който не отглежда животни за курбан, си купува, ако има възможност.
Tam veya öğütülmüş olabilir.Той може да бъде прав или наклонен.
Gisaku, köyün savunmasına yardımcı olacak samurayları kiralayarak karşı çıkmalarını öğütler.Той им казва да наемат самураи, които да се опълчат на мародерите.
Oğluna verdiği öğütler anlatılır.Po Mudrosti koju ti je podijelio Sin.
Kavrulduktan sonra öğütülüp un haline getirilir.Poslije potresa (After the Quake) također je zbirka priča.
Akatça sözcük Akatça samādu "öğütmek" fiilinden türetilmiştir.I sama reč „kajun“ potiče od akadijskog načina izgovora riječi „Akadija“.
Bu görüntü onlara tam o noktada yeni evlerini kurmalarını öğütleyen bir kehaneti tamamlamaktaydı.Tento výjav bol naplnením proroctva, ktoré hovorilo, že nájdu svoj nový domov na takomto mieste.
(Genç oyunculara öğüt) "Bu kadar komik olan ne?Kto je "radostiplný"?
Eser; dinî, tasavvufî, ahlakî bir kitaptır "Öğütler kitabı" anlamına gelmektedir.Koran (arabsko: أَلْقُرآن, al-qurʾān) je sveta knjiga islama.
Tam veya öğütülmüş olabilir.Lahko je pridobljen ali prirojen.
Öğütme işi değirmenlerde yapılır.Študijo so izvedli na miših.
(Genç oyunculara öğüt) "Bu kadar komik olan ne?"Uspešnica »How Bizarre«".
Ardından gelen takipçilerine öğütlerle ve girişimlerle yardımcı olmuştur.V zadnjem trenutku si je poskusila poiskati tudi zaveznike in pomoč.
Ortadoğu mutfağında öğütülmüş küçük hindistan cevizi lezzetli yemekler için baharat olarak kullanılır.V kulinariki Bližnjega vzhoda se mleti muškatni orešček uporablja kot začimba slanih jedi.
Polat Alemdar ve Profesör Altay'a sık sık öğütler vermektedir.Naposled postaneta dobri prijateljici in Catherine Frances pogosto pomaga z nasveti.
Bu görüntü onlara tam o noktada yeni evlerini kurmalarını öğütleyen bir kehaneti tamamlamaktaydı.Ši vizija jiems reiškė, kad toje vietoje turėtų būti jų naujieji namai.
Tam veya öğütülmüş olabilir.Gali būti atviras arba uždaras.
(Genç oyunculara öğüt) "Bu kadar komik olan ne?Kad per mane viskas yra taip kaip dabar?“ (Musių Valdovas) „Tai juokinga.
(Genç oyunculara öğüt) "Bu kadar komik olan ne?Kas loodrist inimest teha on naljaasi? - Vastus: ei ole.

İlgili Sayfalar