Lucy yemek çubuklarını kullanamıyor.Lucy cannot use chopsticks.
Bay Parker çubuklarla yemeyi denedi.Mr Parker tried eating with chopsticks.
Tracy daha önce yemek çubuklarını hiç kullanmamıştı.Tracy had never used chopsticks before then.
Çocuk çubuklarla yemeğe çalıştı.The boy tried eating with chopsticks.
Kız paralel çubuklarda egzersiz yaptı.The girl exercised on the parallel bars.
En eski Çin yemek çubuklarından bazıları Milattan Önce 1200 yılına kadar uzanmaktadır.Some of the oldest Chinese chopsticks date from 1200 B.C.
Biz bıçak ve çatal yerine yemek çubuklarını kullanırız.We use chopsticks in place of knives and forks.
Sen şimdiye kadar yemek çubuklarını kullanmaya oldukça alışkın olmalısın.You must be quite accustomed to using chopsticks by now.
Ben bir Japon restoranına gittiğimde yanımda eve tek kullanımlık çubuklar götürürüm.Whenever I go to a Japanese restaurant, I take the disposable chopsticks home with me.
Yemek çubuklarıyla yemek zor mu?Is eating with chopsticks difficult?
Kazadan sonra ilk bir ay sadece bir çubuk vasıtasıyla sıvı şeyler içebildi.For the first month after the accident she could only drink liquids through a straw.
Yemek çubukları ile yemek yemek zor mu?Is it difficult eating with chopsticks?
Çubukla Japon yemeği yemekte iyi değilim.I'm not good at eating Japanese food with chopsticks.
Pirinç pilavını genellikle çubuklarla yerim.I usually eat rice with chopsticks.
Pirinç pilavı Japonya'da genellikle çubukla yenir.Rice is usually eaten with chopsticks in Japan.
John bir çubuk aldı ve salladı.John picked up a stick and shook it.
Lucy yemek çubuklarını kullanamaz.Lucy can't use chopsticks.
Bay Parker çubuklarla yemeğe çalıştı.Mr. Parker tried eating with chopsticks.
Mary Tom'un gözüne bir çubuk soktu.Mary poked Tom in the eye with a stick.
Boyayı bir çubuk yardımıyla karıştır.Stir the paint with a stick.
Boyayı bir çubukla karıştır.Stir the paint with a stick.
Onu düzeltmek için bitkiye bir çubuk bağladım.I tied a stick to the plant to straighten it.
Tom yemek çubuklarıyla nasıl yemek yiyeceğini bilmiyor.Tom doesn't know how to eat with chopsticks.
Genellikle çubuklarla yediğiniz bazı gıdalar nedir?What are some foods you usually eat with chopsticks?
Hiç çubukla yemedim.I have never eaten with chopsticks.
Çubuk makarnayı çatalına dolayıp da mı yiyorsun?Do you eat spaghetti by twirling it around your fork?
Affedersiniz, yemek çubuklarımı düşürdüm.Excuse me, I dropped my chopsticks.
Bir çubukla fareyi öldürdüm.I killed the rat with a stick.
Yeni perde çubuklarına ihtiyacımız var.We need new curtain rods.
Biz bir çubukla yemek yaparız.We cook with a stick.
Tom muhtemelen yemek çubuklarını nasıl kullanacağımı bilmediğimi düşündü.Tom probably thought I didn't know how to use chopsticks.
Selfie çubukları, birçok müze ve galeride yasaklandı.Selfie sticks are banned in many museums and galleries.
Ben sadece bir granola çubuk yedim.I only ate one granola bar.
Pamuklu çubuklar kullanarak kulaklarımı temizlerim.I clean my ears using cotton swabs.
Ben bir pamuklu çubukla kulak zarımı patlattım.I punctured my eardrum with a cotton bud.
Tom bir çubukla kumda adını yazdı.Tom wrote his name in the sand with a stick.
Tom adını bir çubukla kumun içinde yazdı.Tom wrote his name in the sand with a stick.
Bu çelik çubuk sertleştirilmeli.This steel bar must be tempered.
Tom bir çubukla yeri dürttü.Tom poked the ground with a stick.
Sana yemek çubuklarını kullanmayı kim öğretti?Who taught you how to use chopsticks?
Yemek çubukları ile nasıl yemek yenilir bilmiyorum.I don't know how to eat with chopsticks.
Tom yemek çubukları ile nasıl yyeceğini biliyor.Tom knows how to eat with chopsticks.
Tom, Mary'ye çubuklarla nasıl yemek yediğini öğretti.Tom taught Mary how to eat with chopsticks.
Tom, Mary'ye çubuklarla nasıl yemek yediğini gösterdi.Tom showed Mary how to eat with chopsticks.
O, yemek çubukları kullanabilir.He can use chopsticks.
Mary bir çubuk kullanarak orkestrayı yönetti.Mary conducted the orchestra using a baton.
Kıvrık çubuk kraker istiyor musun?Do you want a pretzel?
Tom yemek çubukları ile pek iyi değil.Tom isn't very good with chopsticks.
Çubuk makarna sever misin?Do you like spaghetti?
Stefan'ın elinde büyük bir metal çubuk vardı.Stefan had a big metal rod in his hand.
Varsayalım K'deki belirli bir zaman olan t de biz bütün çubukların sonlarını belirledik.Suppose that at a definite time t, of K we determine the ends of all the rods.
10'u ifade etmek için, sağdaki ikinci kutuya tek bir çubuk yerleştirilir.To express 10, a single rod is placed in the second box from the right.
Yakıt çubuklarının nükleer reaktörlerden tekrar işlenmesi sırasında 85Kr serbest bırakıldı.85Kr is released during the reprocessing of fuel rods from nuclear reactors.
Herhangi bir rezonatör yoktu ve hızlı bir şekilde kaşık şeklinde çubuklarla çalınmaktaydı.There were no resonators and it was played fast with spoon-shaped sticks.
Yemek çubukları çatal ve bıçağın yerine kullanılır.Chopsticks are used instead of forks and knives.
Başlık çubukları, sistem menüsü, pencere kenarlıkları veya kontrol düğmeleri yoktur.They have no title bar, system menu, window borders or control buttons.
Farklı bitkide üretilen süt çikolata çubukları popüler kanıtladı ve şirket hızla büyüdü.The milk chocolate bars manufactured at this plant proved popular, and the company grew rapidly.
Örneğin; burada bir çubuk var: I 2, iki.For example, here is one stick: I 2, two.
Çubuk ve disk, çok güçlü bir radyo salınım kaynağıdır.Its bar and disc are the source of very strong radio emissions.
Örneğin; burada beş çubuk var: I I I I I 6, altı.Here are five sticks: I I I I I 6, six.