Bir gün Yakup çorba pişirirken Esav avdan geldi. Aç ve bitkindi.وطبخ يعقوب طبيخا فاتى عيسو من الحقل وهو قد اعيا.
Bir gün Yakup çorba pişirirken Esav avdan geldi. Aç ve bitkindi.有 一 天 、 雅 各 熬 湯 、 以 掃 從 田 野 回 來 累 昏 了
Bir gün Yakup çorba pişirirken Esav avdan geldi. Aç ve bitkindi.有一天 、 雅各 熬湯 、 以 掃從 田野 回來 累 昏了
Bir nevi kozmik çorba. Ama bu tam olarak doğru değil.Realmente, como un revuelto cósmico.
Bir nevi kozmik çorba.Było to coś w rodzaju kosmicznej papki.
Bir nevi kozmik çorba.Chúng thật sự là một loại chất đặc sệt thuộc về vũ trụ
Bir nevi kozmik çorba.Dan benar-benar seperti bubur kosmos.
Bir nevi kozmik çorba.De er virkelig en slags kosmisk gård.
Bir nevi kozmik çorba.Det var helt enkelt en kosmisk röra.
Bir nevi kozmik çorba.Efectiv un fel de cosmos amorf.
Bir nevi kozmik çorba.Egyfajta kozmikus katyvasz volt.
Bir nevi kozmik çorba.Ils sont vraiment une sorte de bouillie cosmique.
Bir nevi kozmik çorba.정말로 우주가 질퍽질퍽한 시기였습니다.
Bir nevi kozmik çorba.Na realidade, são uma espécie de desordem cósmica.
Bir nevi kozmik çorba.Ne ovat jonkinlaista kosmista mössöä.
Bir nevi kozmik çorba.Sie sind wirklich eine Art kosmischer Pampe.
Bir nevi kozmik çorba.Sono una sorta di grande poltiglia cosmica.
Bir nevi kozmik çorba.Sú naozaj takou vesmírnou kašou.
Bir nevi kozmik çorba.Taková kosmická šlichta.
Bir nevi kozmik çorba.Ze zijn echt een soort van kosmische brij.
Bir nevi kozmik çorba.Είναι πραγματικά ένα είδος κοσμικού χυλού.
Bir nevi kozmik çorba.Она, действительно, что-то вроде космического месива.
Bir nevi kozmik çorba.Те били наистина нещо като космическа каша.
Bir nevi kozmik çorba.הם היו מין דייסה קוסמית.
Bir nevi kozmik çorba.إنّها عبارة عن عصيدةٍ كونية.
Bir nevi kozmik çorba.でもそれは完全には正しくありません
Bir tür ilkel çorbamız var.Donc nous avons cette sorte de soupe primitive.
Bir tür ilkel çorbamız var.Então nós temos esta espécie de sopa primordial.
Bir tür ilkel çorbamız var.Hay una especie de caldo primigenio.
Bir tür ilkel çorbamız var.Így hát van valamiféle ős-levesünk.
Bir tür ilkel çorbamız var.Jadi ada semacam sup purba.
Bir tür ilkel çorbamız var.그래서 우리에게는 원시적인 수프가 있습니다
Bir tür ilkel çorbamız var.Mamy jakiś rodzaj pierwotnej zupy.
Bir tür ilkel çorbamız var.Și deci avem un fel de supă primordială.
Bir tür ilkel çorbamız var.Takže máme nějakou pravěkou polévku.
Bir tür ilkel çorbamız var. Ve bu tüm 20 amino aside iyi bir kaynak oluyor.Quindi c'è questa specie di brodo primordiale, che si rivela una buona fonte di tutti e 20 gli aminoacidi.
Bir tür ilkel çorbamız var. Ve bu tüm 20 amino aside iyi bir kaynak oluyor.Έτσι έχουμε ένα είδος αρχέγονης σούπας. η οποία τυχαίνει να είναι μια καλή πηγή με όλα τα 20 αμινοξέα.
Bir tür ilkel çorbamız var. Ve bu tüm 20 amino aside iyi bir kaynak oluyor.Отож маємо так звану первинну суміш елементів, яка може служити хорошим джерелом для всіх 20 амінокислот.
Bir tür ilkel çorbamız var.Vì thế chúng tôi có một số loại hỗn hợp căn bản
Bir tür ilkel çorbamız var.We hebben een soort oersoep.
Bir tür ilkel çorbamız var.Wir haben also irgendeine Art Ursuppe.
Bir tür ilkel çorbamız var.Есть некий первичный суп.
Bir tür ilkel çorbamız var.Така че ние имаме някаква първична супа.
Bir tür ilkel çorbamız var.כך שיש לנו מין מרק קדמוני.
Bir tür ilkel çorbamız var.لذا فلدينا ما يشبه الحساء الأولى.
Bir tür ilkel çorbamız var.これがたまたま 20種もの
Bıçak kullanabilmek, et çorbası yapmak için çabalamak... ...ve taze malzemeler...A késhasználási képességem, a leveskészítési fáradozásaim, és a frissen készült végeredmény...
Bıçak kullanabilmek, et çorbası yapmak için çabalamak... ...ve taze malzemeler...Καλό ψιλοκόψιμο και ένα απλό πιάτο με κρέας.
Bıçak kullanabilmek, et çorbası yapmak için çabalamak... ...ve taze malzemeler...مقادير طازجة, والرغبة في صنع الحساء
Bobbie tek seferde çorbanın içine alamadım.Bobbie đã không nhận được vào các món canh cùng một lúc.
Bobbie tek seferde çorbanın içine alamadım.Bobbie ei pääse keittoa kerralla.
Bobbie tek seferde çorbanın içine alamadım.Bobbie fick inte i soppan alla på en gång.
Bobbie tek seferde çorbanın içine alamadım.Bobbie ikke komme ind i suppen på én gang.
Bobbie tek seferde çorbanın içine alamadım.Bobbie nedostal do polévky najednou.
Bobbie tek seferde çorbanın içine alamadım.Bobbie nedostal do polievky naraz.
Bobbie tek seferde çorbanın içine alamadım.Bobbie nem jutott be a levest egyszerre.
Bobbie tek seferde çorbanın içine alamadım.Bobbie ne pas entrer dans la soupe à la fois.
Bobbie tek seferde çorbanın içine alamadım.Bobbie nicht in die Suppe alle auf einmal bekommen.
Bobbie tek seferde çorbanın içine alamadım.Bobbie ni dobil v juho naenkrat.
Bobbie tek seferde çorbanın içine alamadım.Bobbie nie dostać się do zupy wszystkie na raz.