çocuksu ile cümle

çocuksu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kasım 1189'da Guglielmo, Palermo'da çocuksuz olarak öldü.In November 1189 William died at Palermo, leaving no children.
Çocuksu davranır fakat cesurdur.He is childish but very brave.
Çocuksuzluk çocuk sahibi olmama ya da olamama durumudur.Childlessness is the state of not having children.
24:4 Yibbum (çocuksuz ve merhum kardeşin karısıyla evlilik) uygula Deut.24:4 To perform yibbum (marry the widow of one's childless brother) — Deut.
Bu evlilik çocuksuz oldu.This marriage was childless.
Anlatıcı, Ligeia'ya bir çocuk gibi bağlanır, "çocuksu bir güvenle" onun kontrolüne girer.The narrator relies on Ligeia as if he were a child, looking on her with "child-like confidence".
Ayrica bu ameliyet onun çocuksuz olmasına neden olduğu da iddia edilmektedir.Some accounts suggest this resulted in her later inability to have children.
Bu evlilik çocuksuz olup 515de kocasından önce ölmüştür.The marriage remained childless and when her husband died in 1411.
Kısacası özde çocuksu bir bencillik yatmaktadır.Instead, the egocentric young man decides to.
Kim böyle çocuksu iç çamaşırını çalar ki?Who would steal childish panties like those?
Saucy bir çocuksun.You are a saucy boy.
Ne kadar saf ve çocuksu bir masumiyet.And such pure childlike innocence as well.
Sen iyi bir çocuksun.Birlikte eğlenelim. jump,buraya gel.You are a good kid. Let's have fun together. Jump, come here.
Aslında burada gerçekten muhteşem bir çocuksuluk var.Zucker: Oh that's true.
En son ne zaman "çocuksu" olarak nitelendirildiniz?When was the last time you were called "childish"?
Benim gibi çocuklar için, çocuksu olarak nitelenmek normal bir durumdur.For kids like me, being called childish can be a frequent occurrence.
Çocuksun daha ! Tanık olamayacak yaştasın!You're only a kid; too young to be a witness.
Çok havalı bir terim: neoteni -- Yetişkinlerde oynama ve çocuksu davranışların sürmesi.Really cool term: neoteny -- the retention of play and juvenile traits in adults.
Sen iyi bir çocuksun.Hyung is working on an assignment with a friend. It's a 2 person assignment. Really?!
Nadavın oğulları: Selet, Appayim. Selet çocuksuz öldü.The sons of Nadab: Seled, and Appaim; but Seled died without children.
Şammayın kardeşi Yadanın oğulları: Yeter ve Yonatan. Yeter çocuksuz öldü.The sons of Jada the brother of Shammai: Jether, and Jonathan; and Jether died without children.
Bundan böyle artık sen insan yemeyecek, ulusunu çocuksuz bırakmayacaksın. Egemen RAB böyle diyor.therefore you shall devour men no more, neither bereave your nation any more, says the Lord Yahweh;
Yedisi de çocuksuz öldü. Hepsinden sonra kadın da öldü.and the seven took her and left no children. Last of all the woman also died.
Yedi kardeş vardı. Birincisi kendine bir eş aldı, ama çocuksuz öldü.There were therefore seven brothers. The first took a wife, and died childless.
De ki: "Allah, 'çocuksuz ve babasız olanın (kelale’nin)' mirasına ilişkin hükmü açıklar.Say: 'God pronounces to you concerning the indirect heirs.
Geri kalanın üçte biri çocuklu ve çocuksuz ailelere gidiyor.One third of the remainder goes to families with children and single parent families.
Ashly daha sonra ona bölümün oyununu çocuksu aksanla cevaplar.Ashly then answers him with the episode's game in a childlike accent.
Ona çocuksu bir görünüm veren kısa, kıvırcık, bob kesim saçları vardır.She has short hair, and a curly bob hairstyle that gives her a childlike appearance.
Sesi ve konuşma kalıpları da çocuksudur.Her voice and speech patterns are also childlike.
Ancak, uzun saltanatından sonra çocuksuz ve mirasçısız ölür.However, after his long reign, he died childless and heirless.
Kral Asterius çocuksuz öldü, ve taht Minos'a geçti.King Asterius died childless, Minos would be given the throne.
Çocuksuz kalan Savoy Prensi Eugene koleksiyonundan da resimler aldı.He also received paintings from the collection of Prince Eugene of Savoy who had remained childless.
Sen zeki bir erkek çocuksun.Du bist ein kluger Junge.
Sen sadece bir çocuksun.Du bist erst ein Kind.
Yaşlı çocuksuz bir kadın onu nehir kenarında çamaşır yıkarken bulur.Ihr dreckig gewordenes Kleid versucht sie daraufhin im Fluss zu waschen.
Bu evlilik çocuksuz olup 515de kocasından önce ölmüştür.Die Ehe blieb kinderlos, ihr Mann starb 1245.
Çoğu hareketleri çocuksudur.Die meisten Kämpfer seien jung.
Çocuksuz olan evlilikleri 2008 yılında sona ermiştir.Die kinderlose Ehe wurde im Jahr 1990 geschieden.
Fakat I. Alfonso 1134'te çocuksuz ölünce krallık karıştı.König Alfons I. von Aragonien und Navarra starb im Jahr 1134 kinderlos.
Sen bir çocuksun.Tu es une enfant.
Maria, evliliğinden çok uzun bir zaman geçmeden çocuksuz olarak ölmüştür.Marie meurt sans enfants peu de temps après leur mariage.
Çocuksu davranır fakat cesurdur.Il est enfantin mais très courageux.
İoannis tekrar evlenmedi ve çocuksuz olarak 31 Ekim 1448 tarihinde öldü.Après la mort de Marie, l'empereur ne se remaria jamais et mourut sans enfant le 31 octobre 1448.
Yaşlı çocuksuz bir kadın onu nehir kenarında çamaşır yıkarken bulur.Hermeline est une pauvre femme qui lave le linge à la rivière.
Çoğu hareketleri çocuksudur.Beaucoup de ses œuvres représentent des enfants.
Luffy çocuksu bir görünüme sahiptir.Clarisse attend un enfant.
Bütün bunlardan bahsederken çocuksu bir hikâye tarzını elden bırakmamaktadır.Ne pas parler à un enfant c'est nier sa qualité de sujet.
Bazı vakalarda da "çocuksu" anne ya da baba baskın olan diğerinin çocuklarını istismar etmelerine izin verir.Dans certains cas, un parent « enfantin » laissera le parent dominant abuser leurs enfants.
Sen yaramaz bir çocuksun.Eres un chico travieso.
Sen bir Amerikalı çocuksun.Sos un chico americano.
Peter çocuksu kızlardan bıkmıştı.Peter estaba harto de niñas pueriles.
Sizler çocuksunuz.Ustedes son niños.
Siz çocuksunuz.Sois unos niños.
Sen sadece bir çocuksun.Solo eres un niño.
Romalılar ve Piktler, daha büyük bir tehdit göz önüne alındığında kavgalarının çocuksu olduğunu kabul eder.Los romanos y los pictos coinciden en que su disputa es infantil dada la amenaza de la criatura.
Ayrica bu ameliyet onun çocuksuz olmasına neden olduğu da iddia edilmektedir.Aquí, tal vez, encontramos la razón por la que es acusada de ser poco artística.
Kadının ölümüyle, "el yordamıyla ilerleyen bir çocuk" hâline gelir ve "çocuksu bir sapkınlıkla" hareket eder.Cuando la diva se encontró con él de camino al camerino, le dijo: «Muchacho, tú llegarás...
Evlilik, kısa ve çocuksuz bitti.El matrimonio fue breve y sin descendencia.
Evlilik, kısa ve çocuksuz bitti.Il matrimonio fu breve e senza figli.
Çocuksu davranır fakat cesurdur.È un bambino calmo ma coraggioso.

İlgili Sayfalar