Çocukluğumdan beri böyleyim.Pojavijo se v otroštvu.
Çocukluğunda babası ile birlikte geliştirdiği "Red Special" adlı gitarı hala kullanmaktadır.Kot otrok je z očetom sestavil svojo kitaro Red Special, ki jo uporablja še danes.
Çocukluğu hakkında hiç belge bulunmamaktadır.O njegovih mladostnih letih ni podatkov.
Büyük İskender'den birkaç yaş daha büyük olmakla beraber onun en yakın çocukluk arkadaşı idi.Bil je nekaj let starejši od Aleksandra in od otroštva njegov intimni prijatelj.
Vitrayın alt tarafında İsa'nın çocukluğundan sahneler gösteren bölüm ise 1225 yıllarında yapılmıştır.Spodnji del okna, ki prikazuje prizore iz Kristusovega otroštva, izvira iz glavne zasteklitve okrog leta 1225.
Zor bir çocukluk geçirdi.Imel je težko otroštvo.
Çocukluğu Brooklyn'de geçti.Mladost je preživel v Brooklynu.
Böylece Goethe daha çocuklukta Dr. Faust’un farklı hikâyelerini öğrenme imkânı bulmuştur.Tako se je Goethe med drugim že kot otrok seznanil z ljudsko knjigo dr. Fausta.
Çocukluğunda eğlencesi yazmak, boyamak ve dans etmekti.Že v otroštvu je pela, plesala in igrala.
Çoçukluk yıllarında sürekli olarak şarkı sözleri yazmıştır.Od tega leta naprej neprekinjeno piše pesmi.
Çocukluk yıllarında Porter, klasiklerden ucuz romanlara kadar her şeyi okuyordu.Porter je kot otrok ves čas bral raznovrstna dela, od klasike do kratkočasne trivialne literature.
Çocukluk yıllarında müzik eğitimi almaya başladı.V mladih letih se je ob šolanju učil glasbe.
Ted'in çocukluğunda da en büyük tutkusu mimar olmaktı.Že od otroških let je bilo gledališče njegova največja strast.
Marx beş çocuklu bir ailenin en küçük çocuğu olarak Linz/Donau’da dünyaya geldi.Marx se je rodil kot najmlajši od petih otrok v Linzu na Donavi.
Beş çocuklu bir ailede büyüdü.Rodila se je v družini s petimi otroki.
Çocukluğunda da ebeveynlerinin mutlu bir evliliği yoktu.Starša ob rojstvu še nista bila poročena.
Ayrıca hata yaşadıklarını belirten çocuklar daha önce çocukluk amnezisi göstermeyen çocuklardır.Manj gre za sramotenje fantov, ki si prav tako niso zagotovili potomstva!
Erken çocukluk eğitimi konusunda derecesi var.Spoznavni razvoj v zgodnjem otroštvu.
Çocukluğunu Washington’da geçirmiştir.Svoje otroštvo je preživljal v Hong Kongu.
Çocukluktan temel hobisi kitap okumak ve sporla uğraşmak olmuştur.V najstniških letih se je rad ukvarjal s športom in bral knjige.
Çocukluğunda ve gençliğinde biyoloji, özellikle de botanik ve entomoloji ile ilgilenmiştir.Že od zgodnje mladosti je pokazal zanimanje za znanost, zlasti za biologijo in botaniko .
Çocukluğunde oldukça meraklı ve üretkendi.Kot otrok je bila zelo živahna in radovedna.
Çocukluğundan başlayarak, kimyaya büyük bir ilgi duymaya başladı.Že v zgodnji mladosti je pokazala zanimanje za kemijo.
"Seyyar Sahne'de 'Çocukluğun Soğuk Geceleri'".Večer slovenskih viž v narečju".
Çocukluğunda gitar çalmaya ve resim çizmeye meraklıydı.Že v otroštvu se je naučil igrati klavir in kitaro.
"Sol" Komünizm, Bir Çocukluk Hastalığı, Bolşevik lider Vladimir Lenin'in 1920 yılında yazmış olduğu eser.Delo »Levičarstvo: otroška bolezen komunizma« je Vladimir Lenin napisal in izdal leta 1920.
Üç çocuklarından hiçbir tanesi çocukluk yaşlarından sağ olarak kurtulamadı.Imela sta tri otroke, noben ni preživel do odraslosti.
Çocukluğunu annesi ve üç öz kardeşiyle geçirdi.Otroštvo je preživel skupaj z dvema bratoma in sestro.
Yoksulluk içinde geçen çocukluğunda sık sık ailesiyle ev değiştirdi.V otroštvu se je pogosto selila s svojo mamo.
Çocukluğu Ege Uslu tarafından canlandırılmıştır.Njeno otroštvo je opisano kot srečno.
Üçü çocukluk, dördü gençlik, dördü orta yaşlılık, dördü de sosyal hayatla ilgilidir.Povprečni razpolovni čas znaša 3 ure pri otrocih, 4 ure pri mladostnikih in 5 ur pri odraslih.
Çocukluğu astım hastalığıyla mücadele ile geçmiştir.Že v otroštvu se je bojevala tudi z astmo.
Çocukluğunda bale eğitim aldı.Kot otrok se je Blake šolala doma.
İskender ile çocukluk arkadaşıdır.Nemškega za polnoletnega.
Jean de çocukluğunu geçirdiği eve gider.Družina se je preselila v Francijo, kjer je preživel vse otroštvo.
Çocukluktan her şeyle ilgilenmiştir.V njem zatira vse, kar je otroško.
Çocukluğunda birçok aile bireyinin yanında kalmak zorunda kaldı.Ko sem bila mlajša, sem odšla z veliko ženskami.
Altı çocuklu dul bir kadın olarak zor günler geçirdi.Živela je zelo skromno kot tretjerednica.
Müziğe ilgisi çocukluk yıllarında başladı.Glasbi se je posvetil že v otroških letih.
İsveç'te çocukluğunu İkinci Dünya Savaşı'ndan mülteci olarak geçirdi ve on yaşındayken Finlandiya'ya döndü.Savo vaikystę praleido Švedijoje kaip Antrojo pasaulinio karo pabėgėlė, būdama dešimties metų grįžo į Suomiją.
Çocukluğumdan beri böyleyim.Tapo nuo vaikystės.
Çocukluğunda futbola ilgi duyuyordu.Vaikystėje domėjosi futbolu.
Sebastian Bieniek 13 yaşında ailesiyle beraber Almanya'ya göç etmeden önceki çocukluğunu Polonya'ya geçirdi.Sebastianas Bieniekas leido savo vaikystę Lenkijoje, būdamas 12 metų emigravo su tėvais į Vokietiją.
Annelik Madalyası beş ya da altı çocuklu annelere verilir.Motinystės medaliu apdovanojamos motinos, pagimdžiusios ir išauginusios penkis ir šešis vaikus.
Çocukluğunu burada geçirdi.Ten praleido savo vaikystę.
Büyük İskender'den birkaç yaş daha büyük olmakla beraber onun en yakın çocukluk arkadaşı idi.Jis buvo keleriais metais vyresnis už Aleksandrą ir artimas vaikystės draugas.
Ocak 2004'te çocukluk arkadaşı Jason Allen Alexander ile Las Vegas'ta evlendi.2004 m. sausio 3 d. Spears ištekėjo už draugo Jason Allen Alexander mažoje sutuoktuvių koplytėlėje Las Vegase.
Çocukluğum sadece neşeden ibaretti.Vaikystė nebuvo laiminga.
Çocukluğunda Yahudi okulunda okudu.Jaunystėje mokėsi Jėzuitų kolegijoje.
Çocukluğu yoksulluk içinde geçti.Jo vaikystė buvo skurdi.
Çocukluğundan beri SüngerBob'la arkadaştırlar.Vaikystėje draugavo su Ponu Krabu.
Blatz ile çocukluktan beri arkadaştırlar.Nuo vaikystės iki brandos.
Erken çocukluk döneminde çocuğa çeşitli duyusal deneyimler sağlamanın gereği üzerinde önemle durdu.Per pirmus metus, kūdikiai greitai sužino, kad kitų elgesys perduoda reikšmingą informaciją.
Sonuç olarak Kontes, Russell Bertrand’ın çocukluk ve gençlik yıllarında ailenin reisi konumundaydı.Galiausiai jo našlė grafienė Raselas buvo šeimos galva likusią Raselo vaikystę ir jaunystę.
Beş çocuklu ailesinin iki erkek çocuğundan birisiydi.Buvo antruoju iš šeimos penkių vaikų.
Babasını çocukluk çağında kaybetti ve anneannesinin evinde diğer dört kardeşiyle birlikte büyüdü.Tėvo Vladas neteko jaunystėje, augo su trimis vyresniais broliais.
Jawlensky altı çocuklu ailenin beşinci çocuğudur.Domenikas buvo šeštasis šeimos vaikas.
Bunun üzerine Richmond'a dönen Poe çocukluk aşkı Sarah Elmira Royster ile görüşmeye başladı.Tada Po grįžo į Ričmondą ir atnaujino santykius su vaikystės mylimąją Sara Elmira Royster.
İlk çocukluk yılları ve ilköğretimi Eskisehir'de geçti.Vaikystė ir pirmieji mokslo metai prabėgo Pušalote.
On iki çocuklu ailesinin onbirinci çocuğuydu.Jis buvo dešimtasis iš 12 šeimos vaikų.