Mutsuz bir çocukluk geçirdi.A sua infância foi infeliz.
Ergenlik, çocukluk çağı ile yetişkinlik çağı arasındaki geçiş dönemidir.Adolescência é a fase que marca a transição entre a infância e a idade adulta.
Nikolas dört çocuklu bir ailenin en küçüğü idi.Nicolau era o mais jovem de quatro filhos.
Taylor Lautner, Jacob Black: Bella'nın çocukluk arkadaşı ve Quileute kabilesi üyesi olan kızılderili.Taylor Lautner como Jacob Black, um amigo de infância de Bella, membro da tribo Quileute.
Elin çocukluğunu ailesinin küçük çiftliğinde geçirdi.Ele passou sua infância na fazenda da família.
Çocukluğunda saraç çıraklığı yapmıştır.Desde criança usou o escapulário.
Çocukluğu ve gençliği Kayseri’de geçti.Passou a infância e a juventude em Kaysersberg.
Köy rahibi Seishin Muroi ve Mikiyasu Yasumori ile çocukluk arkadaşıdır.Ele é amigo de infância de Seishin Muroi e Yasumori Mikiyasu.
Musikiye çocukluğunda başladı.Começou sua vida musical ainda na infância.
Çocukluktan her şeyle ilgilenmiştir.Ouviu de tudo na infância.
Çocukluğumdan beri böyleyim.Eramos amigos desde a infância.
Çocukluğunu ve erken yetişkinliğini üst sınıf bir Mısır hareminde münzevi bir şekilde geçirdi.Huda passou sua infância e adolescência enclausurada em um harém da classe alta egípcia.
Zundert, ünlü ressam Vincent van Gogh'un doğum yeri ve çocukluğunda büyüdüğü yeridir.Foi em Zundert que o famoso pintor Vincent van Gogh nasceu.
Çocukluğu Philadelphia'da geçti ve ordayken Katolik okuluna gitti.Passou a infância na Filadélfia e estudou em escolas católicas.
Çocukluğundan itibaren İzmir’de yaşadı.Vivia em Alphen desde a sua infância.
Çocukluğunda ailesi Arizona'nın Scottsdale kentine taşındı.A sua família mudou-se para Scottsdale, Arizona, durante a sua infância.
Üç çocuklarından hiçbir tanesi çocukluk yaşlarından sağ olarak kurtulamadı.Curiosamente, nenhum de seus filhos deixou geração.
Sürekli ilgi isteyen, genellikle agresif olmayan puglar, çocuklu aileler için uygundur.Relativamente não-agressiva e raramente exibindo comportamento de enxameação, é ideal para a apicultura.
Grubun üyeleri çocukluklarından beri birbirlerini tanımaktadırlar.Estas são inculcadas aos membros de cada grupo desde a infância.
Belirtileri genellikle erken çocukluk döneminde anlamak zordur.Esta condição pouco usual é geralmente detectada cedo, na infância.
Çocukluğunun büyük bölümü Adana'da geçmiştir.Grande parte da sua infância foi passada no Alentejo.
Altı çocuklu dul bir kadın olarak zor günler geçirdi.No entanto, teve uma vida curta como viúva.
Franklin'in çocukluk ve en iyi arkadaşıdır.É o melhor amigo de Franklin.
Çocukluğunda ve gençliğinde biyoloji, özellikle de botanik ve entomoloji ile ilgilenmiştir.Quando criança era naturalmente curioso e muito interessado em ciências naturais, especialmente botânica.
Çocukluğunda Susam Sokağı'nı izleyerek Amerikan aksanını öğrendiğini ifade eder.Disse que aprendeu o sotaque americano ao assistir Sesame Street quando criança.
Bunlar arasından Masal'da kendi çocukluk yıllarına atıfta bulunmuştur.Ela passou um tempo em ambos os países durante a sua infância.
Musa Sadr çocukluk ve gençlik yıllarını bu mahallede geçirdi.Dorothy passou seus anos de formação e a infância de nesta casa.
Çocukluğu Kırım'ın Sudak şehrinde geçti ve burada ilk müzik çalışmalarına başladı.Passou a maior parte de sua infância na Cidade da Guatemala, onde iniciou seus estudos musicais.
Çocukluğu süresince ABD'nin farklı eyaletlerinde ikamet etmiş ve çeşitli okullara devam etmiştir.Ela passou sua infância entre o Reino Unido e os Estados Unidos, cursando 18 escolas diferentes.
Çocukluğunda hiperaktivite problemleri yüzünden Ritalin kullanmaktaydı.Ela precisou de Ritalina devido a sua hiperatividade desde a infância.
Çocukluğunda eğitimini özel öğretmenlerden aldı.Em sua juventude foi educado por professores particulares.
Çocukluğu Rize'de geçti.Passou sua infância em Riga.
Çocukluğunu Hamburg'da geçirdi.Acredita-se que tenha passado a sua infância em Hamburgo, na Alemanha.
Eminem'in çocukluk arkadaşıydı.Ele é amigo de infância de Safu.
Genç yaşta müzikle ilgilenmeye başlamış ve çocukluğunda okulunda konserler vermeye başlamıştır.Interessa-se por música na adolescência, começando a tocar instrumentos na escola.
1942 yılında çocukluk aşkı Fleecie Moore ile evlendi.Após o divórcio com Fields, ele casou com a sua namorada de infância, Fleecie Moore, em 1942.
Aslında her ne kadar göstermese de, çocukluk arkadaşını sevmektedir.Apesar disso, ela gosta de um amigo de infância.
Niklasdorf yakınlarında çocukluğunu geçirdi.Passou sua infância em Likhoslavl.
Ailesiyle birlikte çocukluk yıllarını Rantoul, Illinois'te geçirmiştir.Durante sua infância, sua família se mudou para Rantoul (Illinois).
Muzaffer, bir bahar günü çocukluğunu geçirdiği Çanakkale`nin Yenice kasabasına döner.No mesmo ano muda-se para a Vila de Cachoeira onde passaria toda a sua infância.
Bernhard Riemann altı çocuklu bir ailenin ikinci çocuğuydu.Heinrich Timmerevers nasceu como o segundo dos seis filhos da família de um fazendeiro.
Asla, asla, asla sinir bozucu bir çocukluk geçirdiğimi söyleyemem.O detalhe é que ela nunca viveu um romance.
Evli ve Çocuklu (Özgün adı: Married... with Children), ABD yapımı sitkom dizisi.Baseado na série americana Married... with children.
Hikâye Egil'in gelecekteki âsiliğine dair belirtiler içeren çocukluğunu anlatarak devam eder.Nessa altura serão evidentes os laços de amor que a criança estabeleceu ao seu redor.
8 çocuklu bir aileden gelmekte olup, 2 çocuk babasıdır.Joey pertence a uma família italiana de oito crianças, das quais ele é o único homem.
Yoksul bir çocukluk ve gençlik dönemi geçirdi.Teve uma infância e juventude atribuladas.
Çocukluğundan beri müzik dersleri almaktaydı, ama babası gibi bir ressam olmak istiyordu.Desde pequena quis ser uma cantora, por incentivo do pai.
İstasyon yöneticileri küçük çocuklu yolcular, yaşlılar ve engelliler için istisna yapabilmektedirler.As dependências do parque são acessíveis a portadores de necessidades especiais, crianças e idosos.
"Çocuğu olmayan aday '3 çocuklu' diye anons edildi".«ONG propõe 'menos filhos' contra o aquecimento».
Çocukluk döneminin baronluk ihtişamından uzak, mütevazi bir dairede yaşadı.Teve vida simples e humilde no meio rural do seu município natal.
Çocukluktan kalan takma adı olan "Cubby", hayat boyunca ona eşlik etti.Jean Harlow era apelidade de "O Bebê", nome que a acompanhou por toda a vida.
Landon'un çocukluk ve gençlik yılları çok yitik geçmiştir.A infância e juventude de Pirro foram bastante atribuladas.
Çocukluğunda, yetimhanede kaldı.Na infância, viveu numa Serrinha.
Onlar birbirlerini çocukluklarından beri tanırlar.Ele se conhecem desde a infância.
Çocuklukta, zaman yavaşça geçiyor.Na infância, o tempo passa lentamente.
Çocukluğumdan beri böyleyim.Dat had ik als kind al."
Çocukluğu bu şehirde geçti.Hij bracht zijn kindertijd in deze stad door.
Budapeşte'de çocukluğunu geçirdi, 1924 yılında ailesi Paris'e taşınmıştır.Ze bracht haar jeugd door in Boedapest, maar in 1924 verhuisde haar familie naar Parijs.
Çocukluk çağında lösemi tipleri diğer kanser tiplerine göre daha sık görülmektedir.De ziekte komt ook vaker op jongere leeftijd voor dan andere soorten kanker.
Zor bir çocukluk geçirdi.Hij had een moeilijke jeugd.