Ana içeriğe geç
Sözlük

çocuklu ile cümle

çocuklu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Çocukluğunda babasının işi yüzünden sürekli seyahat etmiştir.In zijn kinderjaren verhuisde hij voortdurend vanwege zijn vaders werk.
Çocukluğunun çoğunu New York'a yerleşmeden önce Fransa ve İtalya'da geçirdi.Ze bracht haar jeugd voornamelijk door in Frankrijk en Italië voordat ze in de Verenigde Staten ging wonen.
Narayan Udaipur'da doğdu ve sarangi çalmayı çocukluk çağında öğrendi.Narayan werd geboren in Udaipur en leerde al op jonge leeftijd sarangi spelen.
Çocukluk arkadaşı Syaoran genç bir arkeologtur.Haar jeugdvriend Syaoran is een jonge archeoloog.
Çocukluğu sırasında ailesi boşanmıştır.Haar ouders scheidden tijdens haar kindertijd.
Mieczysław Karłowicz çocukluk yıllarını Litvanya’nın Wiszniewo arazilerinde ailesin yanında geçirdi.Karłowicz bracht zijn jeugdjaren door op het familielandgoed in Wiszniewo.
Madison Ivy Almanya'da doğmuştur ve çocukluğu Teksas'ta geçmiştir.Madison Ivy werd geboren in Duitsland, maar ze groeide op in Texas.
Bunlardan sadece Adolf ve Paula çocukluğun ardından hayatta kalabildi.Slechts twee kinderen (Adolf en Paula) overleefden hun prille jeugd.
Bu onun çocukluğunu yansıtır.Deze zijn een gevolg van uit zijn kindertijd.
Beş çocuklu bir ailede büyüdü.Zij groeide op in een gezin van vijf kinderen.
Biel ailesi, onun çocukluk çağında sık sık taşınmıştır.Gedurende hun jeugd is de familie Solberg vaak verhuisd.
Çocukluğunu babasının doktor olması sebebiyle eski bir Portekiz sömürgesi olan Angola'da geçirdi.Zijn jeugd bracht hij door in Angola, een kolonie van Portugal, waar zijn vader geneeskunde bedreef.
Mutsuz bir çocukluk geçirdi.Ze kende een ongelukkige jeugd.
Çocukluk döneminde bazı yapımlarda çocuk rollerinde rol aldı.Zo kreeg hij als kind verschillende rollen.
Buradan Norman’ın çocukluk odasına geçer.Daarop komt Norman de kamer in.
Çocukluk hayatı ise Pacific Beach'te geçti.Haar kindertijd bracht ze door aan de kust van de Stille Oceaan.
Çocukluğum sadece neşeden ibaretti.Zijn jeugd was niet gelukkig.
Ailesi, öğretmendir; babası UNESCO için çalışmış ve bunun sonucunda, Meksika ve Fransa'da çocukluğunu geçirdi.Haar vader had een baan bij de UNESCO en verbleef daarom met zijn gezin tijdelijk in Mexico en in Frankrijk.
Çocukluğunda da ebeveynlerinin mutlu bir evliliği yoktu.Zijn ouders hadden geen gelukkig huwelijk.
DiCaprio, çocukluğunun bir bölümünü dedesi ve annesi ile Almanya'da geçirdi.DiCaprio heeft als kind vaak vakanties doorgebracht bij zijn grootmoeder in Duitsland, in Oer-Erkenschwick.
Çocukluğunda geçirdiği bir göz rahatsızlığı sonucu bir gözü neredeyse kördür.Hij werd door een oogziekte al op jeugdige leeftijd blind.
Çocukluğunda gitar çalmaya ve resim çizmeye meraklıydı.Als kind schilderde hij en speelde hij gitaar.
Çocukluğu boyunca bale dersleri aldı.Als kind volgde ze balletlessen.
On bir çocuklu bir aileden geliyordu.Hij komt uit een gezin van 10 kinderen.
Çocukluktan her şeyle ilgilenmiştir.Alles voelt hetzelfde als in haar kindertijd.
Karl Marx'ın çocukluğu hakkında çok az bilgi mevcuttur.Er bestaan weinig betrouwbare verslagen over de jeugd van Elizabeth Barry.
Gelin kız ve Çocuklu kız, Ana kız gibi isimlerle de anılır.De voornaam Wies komt voor als jongensnaam of meisjesnaam.
Çocukluğundan beri fotoğrafçılık ona saplantı oldu.Van kindsbeen was hij geobsedeerd door de fotografie.
Çocukluğunu burada geçirdi.Daar heeft ze haar jeugd doorgebracht.
Elazığ'da 3 çocuklu bir ailenin en büyük çocuğu olarak dünyaya gelmiştir.Ze kwam ter wereld als het jongste kind in een groot gezin.
Belirtileri genellikle erken çocukluk döneminde anlamak zordur.Het syndroom is daarom soms moeilijk al op jonge leeftijd te herkennen.
Çocukluğunun ilk yılları erkek çocuklarınkinden farksızdı.Het eerste jaar was het aantal jongens miniem.
Genelde aileler 1-2 çocukludur.De vrouwtjes krijgen meestal 1-5 jongen.
Kişinin geri çağırabileceği çocukluk anısı miktarı birçok faktöre bağlıdır.In hoeverre het kind de arm kan en gaat gebruiken is van zeer veel factoren afhankelijk.
Çocukluğunun büyük çoğunluğunu Ottawa, Ontario'da geçirdi.Gero werd geboren in Zwitserland, maar spendeerde een groot gedeelte van zijn jeugd in Ottawa, Ontario.
Rigby ile çocukluktan beri iyi arkadaşlardır ve bazen onunla birlikte işlerden kaytarır.Ze is sinds haar kinderjaren bevriend met Yuki en zijn daarom vaak samen.
Yuen Biao sekiz çocuklu bir ailenin beşinci çocuğu idi.Christoffel was het vijfde kind in een gezin van acht.
Çocukluğunu babasının diplomatik görevi nedeniyle İsrail'de geçirdi.Al vanaf jonge leeftijd was hij betrokken bij de diplomatieke diensten van zijn vader.
Çocukluğunu Berlin'de geçirdi.Hij bracht zijn jeugd door in Berlijn.
Çocukluk yıllarından itibaren pilotluk hayali kurdu.Als kind droomde hij er al van om te kunnen vliegen.
Ömer çocukluğundan itibaren deve çobanlığı yapmaya başladı.Al op jonge leeftijd begon hij slingeruurwerken te repareren.
Çocukluğunda bir çöp kamyonu sürücüsü olmak istediği söylenir.Zich voordoen als kind in een chatroom om een kinderlokker op te pakken.
Yine çocukluğunda yakalandığı kemik veremi hastalığı onda derin etkiler bırakmıştır.Door een ziekte die hij had opgelopen in zijn kindertijd, was hij slecht ter been.
Çocukluğunun büyük bir kısmını Emet ilçesinde geçirdi.Een groot gedeelte van zijn jeugd bracht hij door in jeugdinrichtingen.
Asla, asla, asla sinir bozucu bir çocukluk geçirdiğimi söyleyemem.Er wordt aangenomen dat hij zelfs nooit een romantische of een seksuele relatie heeft gehad.
Çocukluk yılları, son şiirlerinde derin bir nostalji ile tekrar uyanmıştı.In zijn latere poëzie blikt de dichter nostalgisch terug op zijn onbezorgde jeugdjaren.
Ayrıca garda, çocuklu yolcular için bebek arabası da temin edilmektedir.Kinderwagen Een wagen waarin kinderen vervoerd kunnen worden.
Konan (小南) Painin partneri ve çocukluk arkadaşıdır.Ze is een jeugdvriendin van zowel de graaf als Zwendel.
Kendi deyimiyle muhteşem bir çocukluk geçirmiştir.Hierdoor beleefde hij naar eigen zeggen een verwarrende kindertijd.
Çocukluğu savaş yıllarının yoksulluğuna denk geldi.Hij maakte als kind de oorlogsjaren mee.
Çocukluğundan beri çizmeye hevesliydi, ve amcası ona eski eserleri nasıl restore edebileceğini öğretti.Hij was op jonge leeftijd wees geworden en werd nu opgevoed door zijn oom, die hem piano leerde spelen.
Somerhalder "Harika bir çocukluk geçirdim.Fatkoelina had een moeilijke jeugd.
Başlangıç aşamasında, (çocukluk çağında) çocuktaki "Güç" potansiyeline bakılır.Zij is op jonge leeftijd in aanraking gekomen met De Kracht (The Force).
Çocukluğunun büyük kısmını yetimhanede geçirdi.Hij verbleef zijn hele kindertijd in het weeshuis.
Ada, hastalıklı bir çocukluk geçirdi.Erik was een ziekelijk kind.
Güzel ve eğlenceli bir çocukluk geçirdi.Ze had een gelukkige jeugd.
Çocukluğunu Florida'da geçirdi.Haar jeugd bracht ze door in Florida.
Antoine çocukluk aşkı Christine Darbon (Claude Jade) evlenecek.Antoine Doinel is getrouwd met Christine Darbon (Claude Jade van Baisers volés).
Aslen Erzincanlı olan Güçlü, iki çocuklu bir ailenin küçüğüdür.Het betreft een kleine familie van twee genera.
Gerboldt ve Enbert birbirlerini çocukluktan bu yana tanımaktaydılar.Herman Brood en Van Boeyen leerden elkaar in hun jonge jaren kennen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod