Tom'u çocukluktan beri bilirimConozco a Tom desde la infancia.
O, ona çocukluğu hakkında her şeyi anlattı.Ella le contó todo acerca de su niñez.
Tom Mary'yi çocukluğundan beri tanıyor.Tom conoce a Mary desde que era niño.
Bu fotoğraf çocukluk hatıralarımı yeniden canlandırdı.Esa fotografía revivió recuerdos de mi niñez.
Şarkı her zaman çocukluğumu hatırlatır.Esa canción siempre me recuerda a mi infancia.
María, çocukluk yapma!¡María, no seas infantil!
Zor bir çocukluğu vardı.Ella tuvo una infancia difícil.
Çocukluğun ilk kırk yılı en zorudur.Los primeros 40 años de la infancia son los más difíciles.
Çocukluğumda beyzbolu futbola tercih ederdim.En mi infancia prefería el béisbol al fútbol.
Bize çocukluğundan bahset.Háblanos de tu niñez.
Tom asla çocukluğu hakkında konuşmaz.Tom no habla nunca de su infancia.
Tom'un çocukluğu hakkında bir şey biliyor musunuz?¿Sabéis algo acerca de la infancia de Tom?
Tom çocukluk arkadaşı olan Mary'ye âşık oldu.Tom se enamoró de Mary, su amiga de la infancia.
Çocukluğumdan beri caz söylüyorum ve bu tarzın gerçek yüzünü göstermek istedim."He estado cantando jazz desde que era una niña y realmente quería mostrar el lado auténtico del género».
Çocukluğunu Rio de Janeiro ve Birleşik Devletler arasında geçirmiştir.Pasó su niñez entre Río de Janeiro y los Estados Unidos.
Ayrıca Aaron Stark'ın kızı Tracy Stark'ın çocukluk arkadaşı.Era amiga de la infancia de la hija de Aaron Stark, Tracy.
Narayan Udaipur'da doğdu ve sarangi çalmayı çocukluk çağında öğrendi.Narayan nació en Udaipur y aprendió tocar el sarangi cuando era joven.
Çocukluğunu Hamburg'da geçirdi.Pasó su juventud en Hamburgo.
Bunlardan birincisi çocukluk aşkı olan John Campbell'dı; ancak evlilikleri yürümedi.La primera con John Campbell, pero el matrimonio no duró.
Çocukluğu sırasında ailesini kaybetti ve Almatı'da amcasıyla birlikte yaşamaya başladı.Perdió a sus padres durante la infancia por lo que pasó a vivir con su tío en Almatý.
Çocukluğundaki futbol idolü Dejan Savićević, favori futbol takımı ise Crvena Zvezda'ydı.Su ídolo en la infancia era el futbolista Dejan Savićević, mientras que su club favorito era el Estrella Roja.
Çocukluğu ve gençliğinin bir kısmını Malatya'da geçirdikten sonra ailesi ile birlikte İstanbul'a geldi.Después de pasar parte de su infancia y juventud en Malatya llegó a Estambul con su familia.
Çocukluğunda Andronikos, ağabeyi Konstantinos ve iki kızkardeşini öldüren hastalıktan kurtuldu.Durante su infancia Andrónico sobrevivió a la enfermedad que mató a sus hermanos Miguel y Constantino.
Zor bir çocukluk geçirdi.Tuvo una infancia difícil.
Bu onun çocukluğunu yansıtır.Recuerda su infancia.
Lakabı çocukluğundan beri "Mutt" idi.Él y T:mo han sido amigos desde la niñez.
Güzel ve eğlenceli bir çocukluk geçirdi.Tuvo una feliz y modesta infancia.
Çocukluğunda babası Roma Katolik kilisesinden olmasına rağmen annesinin Episkopal kilisesine katıldı.De niño, Warner asistió a la iglesia episcopal de su madre, aunque su padre era católico romano.
Mutsuz bir çocukluk geçirdi.Tuvo una infancia desafortunada.
Kral Bumi: Omashu şehrinin kralıdır ve Aang'in çocukluk arkadaşıdır.Rey Bumi: Es el rey del reino de Omashu, uno de los amigos de Aang.
Çocukluğunda, yetimhanede kaldı.Durante su adolescencia vivió en un orfanato.
Çocukluk hayatı ise Pacific Beach'te geçti.Soledad, limitando con Pacific Beach.
Çocukluğundan beri manga meraklısı olmuş ve yakın zamanda bir manga sanatçısı olmayı hedeflemeye başlamıştır.Es amante del manga desde su niñez y recientemente comenzó con el objetivo de ser un artista de manga.
Ebeveynleri, onu çocukluğu boyunca kanalizasyondan izlemiştir.Vivió su juventud en Caicara de Maturín desde su infancia.
Amelia Earhart'ın çocukluğu Amelia Earhart MüzesiAmelia, película sobre Amelia Earhart.
Ash'e çocukluk arkadaşı Serena ile birlikte abi-kardeş Clemont ve Bonnie eşlik eder.Ash no reconoce a Serena, por lo cual ella decide acompañarlo junto con Clemont y Bonnie.
Çocukluğu yoksulluk içinde geçti.Pasó su infancia en la pobreza.
Çocukluğundan beri aktör olmak istediğini biliyordu.Cuenta que desde su niñez quiso ser actor.
Çocukluğum sadece neşeden ibaretti.Su infancia no fue muy feliz.
Çocukluk zamanlarını Brezilya'da geçirdi.De niño pasó algún tiempo en Brasil.
Erken çocukluk eğitimi konusunda derecesi var.Educación para la Primera Infancia.
Yani daha bir cüceye göre çocukluktan yeni çıkmış gibilerdir.Entre ellos está un joven, del que deduce que será un descendiente suyo.
Erganili 9 çocuklu bir ailenin çocuğudur.La tumba 9 pertenece a un niño.
Çocukluğunda hiperaktivite problemleri yüzünden Ritalin kullanmaktaydı.Cuando yo era joven, mi hiperactividad me hacia meterme en problemas.
Mac (Rob McElhenney): Mac, Charlie'nin çocukluk, Dennis'in lise ve ev arkadaşıdır.Rob McElhenney como Mac: Mac es amigo de Charlie desde la niñez y de Dennis desde secundaria.
Biel ailesi, onun çocukluk çağında sık sık taşınmıştır.Isabella se mudó varias veces durante su infancia.
Yoksul bir çocukluk geçirdi.Tuvo una infancia pobre.
Çocukluğunda bölgenin önde gelen çocuk tiyatrolarında oyuncu olarak çalıştı.Empezó a actuar cuando era niño en los pequeños teatros en la zona.
Alberto çocukluğundan beri sanata büyük ilgi göstermiştir.Tayali estaba muy interesado en el arte desde su nacimiento.
Rachel Dawes, Bruce Wayne'nin çocukluk arkadaşıdır.Rachel es la amiga de la infancia más cercana a Bruce Wayne.
Franz'ın çocukluğunu etrafındaki kardeşleriyle birlikte mutlu bir şekilde geçirdi.Tuvo una infancia feliz rodeado de sus muchos hermanos.
Çocukluğu hakkında hiç belge bulunmamaktadır.Tampoco se tiene información sobre la infancia de sus hijos.
Çocukluğunun büyük kısmını ailesi ile seyahat ederek geçirmiştir.Parte de su niñez la pasó viajando con sus padres.
Sekiz çocuklu bir ailenin üçüncü çocuğudur.Soy uno de los ocho hijos de una modesta familia obrera.
45 yaşında, çocukluk hayali olan yazarlığa adım attı.Hasta los 45 años era un ama de casa que soñaba con viajar.
Çocukluğumdan beri böyleyim.Tebeos de Nuestra infancia.
Çocukluğu ve gençliği otoriter babasının ezici kişiliğinin gölgesinde geçti.Su infancia y su juventud transcurrieron en el ambiente honesto y piadoso de sus padres.
Çocukluk günlerindeki bayramların verdiği neşe ve mutluluk akıllardan kolay kolay çıkmaz.De su niñez y adolescencia no habla con mucho gusto.
Çocukluğu yoksul bir çevrede zorluklar içinde geçti.Su infancia transcurrió en un entorno familiar desgraciado.
Çocukluğunda müzikal yeteneğini gösterdi.Mostró su talento musical desde su infancia.