Ana içeriğe geç
Sözlük

çocuklu ile cümle

çocuklu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Henri çocukluğunu Coarraze'de bulunan kırsal şatoda geçirdi.Henri passe une partie de sa petite enfance dans la campagne de son pays au château de Coarraze.
Solingen'de doğan Fahriye Evcen, çocukluğunda Almanya'da ailesi ile zor zamanlar geçirdiğini belirtti.Fahriye Evcen, née à Solingen, passe des moments difficiles durant son enfance en Allemagne.
Çocukluk ve gençliği hakkında pek kesin bilgi bulunmamaktadır.On ne connait rien de définitif de l’enfance et de sa jeunesse.
Dört çocuklu bir ailenin ikinci çocuğu ve tek kızıdır.Elle est la cadette de quatre enfants et l'unique fille.
Biel ailesi, onun çocukluk çağında sık sık taşınmıştır.La famille déménage fréquemment pendant son enfance.
Büyük tarihçi Halil İnalcık bir konuşmasında, çocukluk yıllarında bu camide zaman geçirdiğini belirtmiştir.Edea dit au Squall adolescent qu'il s'est trompé d'époque.
Bu albümde çocukluğunda dinlediği şarkılara yer vermiştir.Cet album reprend des airs que sa mère lui chantait quand il était enfant.
1964 yılında İsrail’de doğan Ilan Hatsor, çocukluğunu ve ilk gençliğini Hayfa kentinde geçirdi.Elle avait découvert l'Orient pendant la période de sa vie la plus heureuse, son enfance à Jérusalem.
Benim için, çocukluğumun mecazlarla geçmesinden dolayı birçok şeyi geride bırakmak bir alışkanlık olmuştu.Ma chance a peut-être été toute une suite de longues maladies infantiles qui m’ont retenu à la maison.
Doğumda başlar, çocukluğa kadar devam eder.Préparation pour l'initiation commence dès l'enfance.
Nazan, Nilgün ve Ayşin çok yakın arkadaştırlar ve çocuklukları bebaber geçmektedir.Le bébé d'Hélène et Nicolas va bien, ce sont des parents comblés.
Çocukluğunun ilk yıllarını Botoşani ve İpoteşti'de ailesi ile birlikte geçirdi.Il passe ses premières années à Botoșani et à Ipotești, dans la maison de famille de ses parents.
Çocukluğumdan beri vücutça rahatsız olduğumdan layikiyle tahsil edemedim.Je n'ai connu dans mon enfance que la tristesse.
Ailesiyle birlikte çocukluk yıllarını Rantoul, Illinois'te geçirmiştir.Pendant son enfance, sa famille déménagea à Rantoul dans l'Illinois.
Paul McCartney ve George Harrison'ın çocukluk arkadaşıydı.Paul McCartney et George Harrison sont amis depuis leur enfance.
Çocukluğun Soğuk Geceleri (11. bas.).(Les nuits froides de l'enfance.
"Kún" lakabını, çocukluğunda çok sevdiği çizgi filmdeki "el Kun" karakterinden almıştır.Il aimait aller sur le motif dans « sa » campagne d'enfance.
Onun çocukluğu ve gençliği hakkında çok az bilgi vardır.On dispose de très peu d’informations sur son enfance et son adolescence.
Çocukluğundan itibaren topallıyor ve bir koltuk değneğinin yardımı ile yürüyordu.Du coup, elle s'est tordu la cheville et marche en s'aidant d'un bâton.
Avusturyalı psikolog Freud'a göre bireylerde çocukluktan beri bilinçaltına itilmiş birçok şey vardır.Sarah Jane révèle avoir peur des clowns depuis l'enfance.
Çocukluk yıllarında yüzücülük yapmaktaydı.Dans mon enfance, j'ai appris à nager.
"Çocukluğum oynar serin avluda." 13.Grand chœur en mi bémol majeur – 13.
Çocukluğunda hayvanlara karşı özel bir hayranlığı vardı.Dès l'enfance, elle éprouve un vif intérêt pour les animaux.
Çocukluğunda kullandığı ad ise Sōjirō’dur.Si elles viennent à enfanter, elle guériront ».
Sekiz çocuklu bir ailenin üçüncü çocuğudur.Il est le troisième enfant d'une famille qui en comptera huit.
Tarkan'ın müziğe olan ilgisi ise çocukluk yıllarında başladı.L'intérêt de Cook pour la musique a débuté à un jeune âge.
Eric Bana, Melbourne, Avustralya'da iki çocuklu bir ailenin en küçük çocuğu olarak dünyaya geldi.Né à Melbourne en Australie, Cester est le frère aîné d’une famille de quatre garçons.
Çocukluğunda başladığı piyanoyu Cleveland'da profesyonel olarak çalmaya başladı.À l'adolescence, il joue déjà professionnellement du piano à Toledo.
Ergenlik, çocukluk çağı ile yetişkinlik çağı arasındaki geçiş dönemidir.Le passage de l'adolescence à l'âge adulte...
Şairin çocukluğu seyahat ederek geçti.Le poète revisite son passé d'enfant.
Çocukluk hayatı ise Pacific Beach'te geçti.Véhicule des « Lifeguards », sur la plage de Pacific Beach.
Çocukluktan beri modacı olmak istiyordu.Elle souhaite devenir religieuse depuis l'enfance.
Çocukluk çağlarını Büyük Buhran döneminde geçirmiştir.Son enfance se déroule dans l'Alger de la Belle Époque.
Partneri Konan'dır,aynı zamanda çocukluk arkadaşıdır.Son héritier, Conan, est alors mineur.
Çocukluğunun büyük kısmını ailesi ile seyahat ederek geçirmiştir.Il passe la plupart de son temps à voyager avec sa sœur.
Landon'un çocukluk ve gençlik yılları çok yitik geçmiştir.L’enfance et la jeunesse de Renée sont très libres.
On bir çocuklu bir aileden geliyordu.Elle est issue d’une famille de dix enfants.
Julie de boşanmış ve çocuklu bir inşaat müteahhidi olan Kurt’la çıkmaya başlar.Par la suite, Julie sort avec Kurt, un entrepreneur divorcé et également papa.
Hareketleri, çocukluğunda yaşadığı travmaya, yüksek düzeyli tacize karşı bir tepkidir.Le milieu dans lequel il passe son enfance est plus que modeste.
Zor ve yoksul bir çocukluk yaşayan sanatçı, eğitimini ortaokulda yarıda bıraktı.Enfant timide et bagarreur il quitte l'école en troisième.
İki çocuklu ailenin ilk çocuğudur, Naci adında bir kardeşi vardır.Premier enfant de la famille, il a une sœur l'année suivante, Keiko.
İlk çocukluk yıllarını, babasının işi nedeniyle tayin olduğu Stettin'de geçirdi.Il a passé une partie de son enfance en Nouvelle-Zélande à cause du travail de son père.
Kendisi de çocukluğu ve gençliği hakkında bir sey zikretmemistir.Un récit de son enfance et de sa jeunesse.
Hasan, Nilgün’ün çocukluk arkadaşıdır ve ona eğilim duymaktadır.Seul Noa, son ami d'enfance semble le comprendre.
Yoksulluk içinde geçen çocukluğunda sık sık ailesiyle ev değiştirdi.Dans son enfance, il a souvent déménagé avec sa famille.
Çocukluğundan beri çizmeye hevesliydi, ve amcası ona eski eserleri nasıl restore edebileceğini öğretti.Il y a passé son enfance et ses souvenirs imprègnent son œuvre.
Yokluk ve sefalet içinde geçen çocukluğu sırasında horgörülmüştür.Ils ont souffert de privations et de maltraitance pendant leur enfance.
Diğer çocukluk incilleri gibi, İsa'nın yetişkinlik döneminden önceki yıllarını konu edinmektedir.Comme tous les enfants, Jésus a perdu à un certain âge ses dents de lait.
Çocukluğunda, yetimhanede kaldı.Elle a habité dans un orphelinat quand elle était petite.
Gaspare "Aspanu" Pisciotta – Salvatore Giuliano'nun kuzeni ve çocukluk arkadaşı.Gaspare Pisciotta dit « Aspanu », fut l'ami et le complice du célèbre Salvatore Giuliano.
Ebeveynleri, onu çocukluğu boyunca kanalizasyondan izlemiştir.Petros : Votre père, il vous accompagne tout au long de votre enfance.
İlerleyen süt çocukluğu ve çocukluk devrelerinde ise tipik havale nöbetleri görülür.Sauf en période de reproduction et d'éducation des jeunes, les ours sont solitaires.
Erganili 9 çocuklu bir ailenin çocuğudur.Il est le cadet d'une famille de 9 enfants.
Erkek çocukların çok az bir kısmı çocukluktan sonra da eğitimlerine devam etmişlerdir.Les filles ont très peu d'opportunités de poursuivre leur éducation après leurs quatorze ans.
Çocukluğumu çok iyi hatırlıyorum.Recuerdo bien mi infancia.
En sevdiğin çocukluk anın nedir?¿Cuál es tu recuerdo de infancia favorito?
Bu park bana çocukluğumu hatırlatıyor.Este parque me hace recordar mi niñez.
Ben, çocukluğumdan beri Jim'i tanıyorum.Conozco a Jim desde que era pequeño.
Benim mutlu bir çocukluğum vardı.Yo tuve una infancia feliz.
Onun mutlu bir çocukluğu vardı.Ella tuvo una infancia feliz.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod