Bu fotoğraf çocukluk hatıralarımı yeniden canlandırdı.Cette photo m'a rappelé des souvenirs d'enfance.
"Çocukluk arkadaşları" korkutucu.Les "amis d'enfance" font peur.
Beni yenemezsin Tom, ben çocukluğumdan beri tenis oynuyorum.Tu ne peux pas me battre, Tom : je joue au tennis depuis que je suis petit.
Çocukluğumdan beri burada yaşıyorum.J'habite ici depuis mon enfance.
Onu çocukluğundan beri tanır.Elle le connait depuis l’enfance.
Çocukluk döneminde atlarla olan olumsuz deneyimler bu fobiyi doğurabilir.Des expériences négatives avec des chevaux au cours de l'enfance peuvent donner lieu à cette phobie.
Mary Garth'ı çocukluğundan beri sevmektedir.Il est amoureux de Mary Garth depuis d'enfance.
Çocukluklarında, Edsel ve onun erkek kardeşi olan Simon Dope, ebeveynleri boşandığında ayrıldılar.Enfant, Edsel et son frère, Simon Dope, se séparent à la suite du divorce de leurs parents.
Çocukluğumdan beri böyleyim.J'ai été comme ça depuis que j'étais jeune.
Ocak 1900'da çocukluk aşkı Emma Hulbert ile evlendi.Il épouse son amour de jeunesse Emma Hulbert en janvier 1900.
Çocukluğunu Viyana ve Paris'te geçirdi.Elle passe sa petite enfance à Vienne et à Paris.
Temel çekimler 16 Ocak 2015'te Jobs'un çocukluk evi Los Altos, Kaliforniya'da başladı.Le tournage débute le 16 janvier 2015 dans la maison d'enfance de Steve Jobs à Los Altos en Californie.
"Seyyar Sahne'de 'Çocukluğun Soğuk Geceleri'".Romans Çocukluğun Soğuk Geceleri.
Çocukluğundan beri fotoğrafçılık ona saplantı oldu.Depuis l’enfance, il a pour obsession la photographie.
Çocukluğunun büyük kısmını yetimhanede geçirdi.Aussi passa-t-elle la majeure partie de son enfance dans un orphelinat.
Çocukluğunda geçirdiği bir göz rahatsızlığı sonucu bir gözü neredeyse kördür.Une maladie d'enfance le laissa pratiquement aveugle.
Çocukluğum sadece neşeden ibaretti.Seule son enfance a été heureuse.
Ocak 2004'te çocukluk arkadaşı Jason Allen Alexander ile Las Vegas'ta evlendi.Le 3 janvier 2004, à tout juste 22 ans, elle épouse son ami d'enfance, Jason Allen Alexander, à Las Vegas.
Aynada çocukluğunun geçtiği evi gören Jack; sinirlenir ve sonunda aynaları kırar.Jack découvre dans un miroir la maison de son enfance et frustré, Jack brise tous les miroirs.
Çocukluğunu Barış Manço, Britney Spears ve Justin Timberlake dinleyerek geçirdi.Durant son enfance, il a surtout écouté Barış Manço, Britney Spears et Justin Timberlake.
Genç yaşta müzikle ilgilenmeye başlamış ve çocukluğunda okulunda konserler vermeye başlamıştır.Il prend goût à la musique à un très jeune âge, et faisait des concerts dans son école pendant son enfance.
Çocukluğu sırasında ailesi boşanmıştır.Ses parents divorcent durant son enfance.
Akamedisyen Malcolm Kerr'in oğlu olan Steve Kerr, çocukluk yıllarının büyük bölümünü Ortadoğu'da geçirdi.Fils de Malcolm Kerr, il passa une partie de son enfance au Moyen-Orient.
Kurosava'nın çocukluğunda etkisi olan bir başka faktör ise kendinden 4 yaş büyük abisi Heigo Kurosava'ydı.L'enfance d'Akira Kurosawa est également très influencée par son frère Heigo, de quatre ans son aîné.
Ancak çocukluğu Teksas'ın San Antonio kentinde geçti.Son doigt a pointé sur la ville de San Antonio au Texas.
Rachel Dawes, Bruce Wayne'nin çocukluk arkadaşıdır.Rachel Dawes est amie avec Bruce Wayne depuis l'enfance.
Aktris ise sık sık çocukluğunun travmalarına döner.Les adultes réinterprètent souvent les comportements de leur enfance.
Bu onun çocukluğunu yansıtır.Elle évoque son enfance.
Margaret çocukluk yıllarının çoğunu ablası ve ebeveynleriyle geçirdi.L’enfance de Marie fut heureuse, elle passait la plupart de son temps auprès de ses parents et de ses sœurs.
Çocukluğu bu şehirde geçti.Il passe son enfance dans cette ville.
Çocukluğunda babasından fiziksel şiddet görmüş.Elle dit avoir subi des violences physiques de la part de son père durant son enfance.
Yakup İncili, bir çocukluk incilidir.C’est une autobiographie, un voyage en enfance.
Çocukluğu Londra ve Chicago arasında geçmiş ve hem İngiliz hem de Amerikan vatandaşlığına sahiptir.Son enfance a été partagée entre Londres et Chicago, il a les deux nationalités, britannique et américaine,,.
Üç çocuklarından hiçbir tanesi çocukluk yaşlarından sağ olarak kurtulamadı.Aucun de leurs trois fils ne survit.
Çocukluğu yoksulluk içinde geçti.Son enfance se déroule dans la pauvreté.
Çocukluk ve ilk gençlik yıllarını bu kasabada geçirdi.Elle passe les premières années de son enfance dans cette ville.
Berlin'de çocukluk yıllarının çoğunu geçirdi ve ilk tıp çalışmalarına burada başladı.Il a passé son enfance à Berlin, où il a commencé ses études de médecine.
Çocukluk ve gençlik zamanları savaş dönemlerine denk gelmiştir.Leur enfance et leur jeunesse a été marquée par la guerre civile.
Sorunsuz bir çocukluk dönemi geçirdi, küçük yaşta ressamlığa merak saldı.Après une enfance malheureuse, il se dirige vers la peinture.
1981 yılında Mardin’de beş çocuklu bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi.L’année suivante, Mary donne naissance au premier de leurs cinq enfants, John.
Çocukluğu Moskova’da geçti.Elle se remémore son enfance heureuse à Moscou.
6 yaşında evlat edinilmiş, çocukluğunu Cezayir ve Senegal'de geçirmiştir.Fils d'un pasteur, il a vécu son enfance en Algérie et au Maroc.
Skin Diamond Ventura, Kaliforniya'da doğmuş ve çocukluğu Dunfermline, İskoçya'da geçmiştir.Skin Diamond est née à Ventura, en Californie, et a été élevée à Dunfermline, en Écosse.
Projenin başlangıcı; Ryan Ross'la Spencer Smith çocukluktan beri arkadaşlar.Le groupe commence avec le guitariste/chanteur Ryan Ross et le batteur Spencer Smith, amis d'enfance.
Köy rahibi Seishin Muroi ve Mikiyasu Yasumori ile çocukluk arkadaşıdır.C'est un ami d'enfance de Seishin Muroi et Mikiyasu Yasumori.
Kötü bir çocukluktu; mutlu bir çocukluğun pek kayda değer yanı yoktur zaten.Elle était très pauvre, et ne connut pas une enfance typique.
Sarah imtiyazlı bir çocukluk geçirmiştir.Marie était une enfant précoce.
Çocukluğu İskoçya ve İngiltere'de geçti.Il a passé de ce fait son enfance entre Angleterre et Écosse.
Cecilia "Cece" Meyers = Hannah Simone; Jess'in çocukluğundan beri tanıdığı en iyi arkadaşı.Cecilia « Cece » Parekh Cece est la meilleure amie de Jess, elles se connaissent depuis l'enfance.
Çocukluğu Seattle'da geçti.Il a vécu dans son enfance à Seattle.
Beş çocuklu bir ailede büyüdü.Il grandit dans une famille de cinq enfants.
Grubun üyeleri çocukluklarından beri birbirlerini tanımaktadırlar.Les deux se connaissent depuis la maternelle.
Özeren, çocukluğundan beri Kafkas melodilerini çok sevdiğini dile getirmiştir.Salta explique qu'il aime les oiseaux depuis son plus jeune âge.
Kitapta padişah, çocukluğundan itibaren hayvanlara düşkün ve meraklı biri olarak resmedilir.Le personnage principal de l'histoire est, depuis son enfance, « fou » des animaux.
Çocukluk yılları yine Illinois'in Glenview şehrinde geçti ve Glenbrook South High School'a (lise) katıldı.Il a grandi à Glenview, Illinois, et est allé à Glenbrook South High School (en).
Çocukluğunu burada geçirdi.Elle y passe son enfance.
Gröning'in çocukluğunda "disiplinli, itaatkar ve otoriter" biri olduğunu belirtiyor.Selon Gröning, son enfance est marquée par la discipline, l’obéissance et l’autorité.
Çocukluk döneminde bazı yapımlarda çocuk rollerinde rol aldı.Il la fit commencer très jeune dans des rôles d'enfant.
Çocukluk dönemlerinde Enid Blyton ve Gülten Dayıoğlu'nun eserlerini okudu.Étant enfant, elle lisait des livres d'Enid Blyton.
Çocukluktan beri oynadıkları teperek koşma oyunu da şüphesiz bu geleneğin önemli bir parçasıdır.La danse, à laquelle elle a été formée dès son enfance, constitue une partie importante de ses recherches.