Ana içeriğe geç
Sözlük

çocuklu ile cümle

çocuklu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Çocukluğun Sonu; İngiliz yazar Arthur C. Clarke tarafından 1953 yılında yazılan bilimkurgu romanı.Childhood's End) ist ein Science-Fiction-Roman von Arthur C. Clarke aus dem Jahr 1953.
Michael'ın Amerika'daki çocukluk arkadaşı.Eine armenische Kindheit in Amerika.
Çocukluğunu büyük ve kalabalık bir kır evinde geçirir.Seine Kindheit verbrachte er in einer dörflichen Großfamilie.
O esnada dokuz çocuklu dul kadın gelmiş.Am Start waren elf Rodlerinnen.
Mitchell, çocukluğunda Amy'ye sık sık Frank Sinatra şarkıları söylerdi.Hall wurde in seiner Kindheit durch seine Mutter stark von der Musik von Frank Sinatra beeinflusst.
Sanatçı kişiliği çok zor koşullar altında geçen çocukluğu sırasında oluştu.Sein künstlerisches Schaffen wurde durch seine schwierige Kindheit geprägt.
Çocukluğunda da ebeveynlerinin mutlu bir evliliği yoktu.Zum Zeitpunkt seiner Geburt waren seine Eltern nicht verheiratet.
Çocukluğu Moskova’da geçti.Seit ihrer Kindheit lebte sie in Moskau.
Çocukluğunda ve gençliğinde biyoloji, özellikle de botanik ve entomoloji ile ilgilenmiştir.Er war seit seiner Jugend hauptsächlich an Zoologie und Botanik interessiert.
Çocukluğunda "İngiliz öğrenci tiyatrosu"na katılmıştır.Im Jahr 1990 wurde der „Studentenclub Engelsburg“ ein eingetragener Verein.
Çocukluğu bir düğün sırasında attan düşmesinden dolayı sağlık sorunlarıyla geçti.Ihre Kindheit wurde von einem Unfall überschattet, als sie an einem Hochzeitsfest vom Pferd fiel.
Çocukluğunda ayakkabı boyadı, elektrikçide çalıştı, su sattı.Als Junge putzte er Schuhe und arbeitete als Schlafwagenschaffner bei der Eisenbahn.
Kurosava'nın çocukluğunda etkisi olan bir başka faktör ise kendinden 4 yaş büyük abisi Heigo Kurosava'ydı.Weiteren großen Einfluss auf Kurosawas späteres Schaffen nahm sein älterer Bruder Heigo.
Safa, çocukluğunu pilot olarak hayal etmesi onu Bakü Havaalanı'na getirdi.Arcadio erzählt ihr von seinem Traum, als Pilot durch die Welt zu reisen.
Bu yeri, çocukluğumun geçtiği mahalleyi, asla unutmayacağım.Ich werde nie etwas zustande bringen, wenn ich das Kind in mir rauslasse.
Çocukluğunda geçirdiği bir göz rahatsızlığı sonucu bir gözü neredeyse kördür.Nach einem Augengeschwür in ihrer Kindheit litt sie an Kurzsichtigkeit.
Sonuç olarak Kontes, Russell Bertrand’ın çocukluk ve gençlik yıllarında ailenin reisi konumundaydı.Kronprinzessin Cecilie erinnerte sich gerne an den Ort ihrer Kindheit und Jugend.
Çocukluklarından beri Prusya ile sürekli kavga ederler.Sie haben sich seit der Reise mit Luisa immer weniger getroffen.
Belirtileri genellikle erken çocukluk döneminde anlamak zordur.In der Regel werden die Symptome im frühen Kindesalter auffällig.
Çocukluğundan beri piyano çalmaktadır.Er spielt Klavier seit seiner Kindheit.
Çocukluğunun çoğu Mersin'de geçti.Seine Kindheit verbrachte er größtenteils in Marlin.
Çocukluğundan itibaren çeşitli sporlarla uğraştı.Seit seiner Kindheit liebte er den Sport über alles.
Ebeveynleri, onu çocukluğu boyunca kanalizasyondan izlemiştir.Timmy kennt sie seit dem Kindergarten.
Aal, çocukluk yıllarından itibaren dindar bir ailenin oğlu olarak yetişti.Niejahr wuchs als Kind einer Pfarrersfamilie auf.
Çocukluktan beri artistlik hayalini kuruyordu.Der Vater weckte bereits in der Kindheit ihr künstlerisches Interesse.
Çocukluğunda, yetimhanede kaldı.In jungen Jahren kam Bebé in ein Waisenhaus.
Çocukluğundan beri aktör olmak istediğini biliyordu.Sie wollte seit ihrer Kindheit Schauspielerin werden.
Köyün en güzel kızı olan Philothei ile köyün çobanı İbrahim, çocukluklarından beri birbirlerine aşıktır.Davids ältester noch lebender Sohn Amnon verliebte sich in sie.
1908 yılında Teksas eyaletinde 6 çocuklu bir ailenin üyesi olarak dünyaya geldi.Er beschrieb sie im Jahre 1908 an sechs Kindern.
12 çocuklu bir aile babasıdır.Er war Vater von 12 Kindern.
Toplam 12 başlıktan oluşur: Temuçin'in kökeni ve çocukluk yılları.Jugendbilder aus sechs Jahrzehnten: Zwischen Kindheit und Erwachsensein.
Tarkan'ın müziğe olan ilgisi ise çocukluk yıllarında başladı.Lukans erste Auseinandersetzung mit Musik begann schon in seiner Jugend.
Çocukluğu bu şehirde geçti.In dieser Stadt verbrachte er seine Kindheit.
Çocukluğunda Dakota kızılderili müziklerini dinleyerek yetişmiştir.Bereits in ihrer Kindheit erwachte Densmores Interesse an indianischer Musik.
Feliks çocukluğunda bir rahip (Rusça: Ксёндз, Lehçe:Ksiądz ) olmayı hedefliyordu..In der Kindheit träumte Felix davon, Priester zu werden.
Çocukluğunda piyano dersleri aldı, 15 yaşındayken Carnegie Hall'de iki kez sahneye çıktı.Er nahm Klavierunterricht und trat mit elf Jahren in der Carnegie Hall auf.
Kendi yazdığı otobiyografisi Boy, Roald Dahl'ın çocukluğunu anlatmaktadır.Kathleen Kelly liest in ihrer Vorlesestunde aus der Autobiographie Boy von Roald Dahl.
Yani daha bir cüceye göre çocukluktan yeni çıkmış gibilerdir.In einem jeden neuen Kreise man zuerst wieder als Kind anfangen.
Çocukluğum 13 yaşında bitti.Bekanntschaft schlossen wir, als ich 13 war.
Çektiği konu onu çocukluğu ile ilgili şeylerle, karşılaştığı antisemitizm gibi, yeniden yüzleşmeye zorluyordu.Sie fleht ihn an, sich ihr noch einmal so zu zeigen wie in ihrer Kindheit.
Çocukluğu, diğer çocukların hayatlarından farksız geçmiştir.In seiner Kindheit ist er stets anders als die anderen Kinder.
Çocukluğu babasının alkolik oması yüzünden zor geçti.Scheidungsgrund waren die Alkoholprobleme ihres Vaters.
Çocukluğunda Katolik rahip olan amcası de Sade’nin yanında eğitim gördü.Ein Onkel von ihm, katholischer Priester, nahm sich seiner an.
Çocukluk adı Michinomiya idi.Sein Eigenname war Michiyasu.
Çocukluğundan beri SüngerBob'la arkadaştırlar.Bernd Hirschbichler war seit seiner Kindheit vom Fußball geprägt.
Çocukluğunda halasının oğluyla yazma eskizlerine başlayan Süreya, bunları kimseyle paylaşmamıştır.Er fing – wenn er für Kinder schrieb – mit dem Komponieren nicht von vorne an.
Çocukluk çağında özellikle ergenlikte hipertansiyon, altta yatan bir bozukluğun sonucudur.Bei der ungewöhnlichen Geschichte steht das ausgetauschte Kind im Mittelpunkt.
Çocukluğundan itibaren önemli gruplarda dansetmeye başladı.Schon in der frühen Kindheit gründete er erste Bands.
Akamedisyen Malcolm Kerr'in oğlu olan Steve Kerr, çocukluk yıllarının büyük bölümünü Ortadoğu'da geçirdi.Steve Kerrs Vater Malcolm Kerr war Spezialist für den Nahen Osten.
Çocukluk yıllarından itibaren pilotluk hayali kurdu.Der Regisseur selbst ist seit seiner Kindheit begeistert von Kriegsflugzeugen.
Grubun üyeleri çocukluklarından beri birbirlerini tanımaktadırlar.Sie kannten einander größtenteils bereits seit ihrer Kindheit.
Rouen'de mutlu bir çocukluk dönemi yaşadı.Ich habe in Wien als Kind glückliche Stunden erlebt.
Güntekin, çocukluk anılarının dile getirildiği eski İstanbul günlerini anlatmaktadır.Bei ihren Sitzungen werden alte Erinnerungen an ihre Kindheit wach.
Henry, genellikle yoksulluk içinde kalan sekiz çocuklu ailenin yedinci çocuğuydu.Thomas Henry war ihr siebtes Kind und gleichzeitig das jüngste überlebende von insgesamt acht.
Çocukluk çağında evde özel eğitim görüp Fransızca ve Almanca öğrendi.In seiner Kindheit wurde er privat in Deutsch und Französisch unterrichtet.
Evet, biz çocukluğumuzdan beri arkadaşız.Oui, nous sommes amis depuis notre enfance.
Onu çocukluğumdan beri tanırım.Je la connais depuis mon enfance.
Müzik beni çocukluğuma götürdü.La musique m'a ramené à mon enfance.
Alain çocukluğuna bağlıdır, her zaman doğum yerinde kalmak istiyor.Alain désire toujours rester dans sa maison natale, attaché à son enfance.
Ben, çocukluğumdan beri Jim'i tanıyorum.Je connais Jim depuis mon enfance.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod