çocukluğu ile cümle

çocukluğu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Özeren, çocukluğundan beri Kafkas melodilerini çok sevdiğini dile getirmiştir.Salta explique qu'il aime les oiseaux depuis son plus jeune âge.
Kitapta padişah, çocukluğundan itibaren hayvanlara düşkün ve meraklı biri olarak resmedilir.Le personnage principal de l'histoire est, depuis son enfance, « fou » des animaux.
Çocukluğunu burada geçirdi.Elle y passe son enfance.
Gröning'in çocukluğunda "disiplinli, itaatkar ve otoriter" biri olduğunu belirtiyor.Selon Gröning, son enfance est marquée par la discipline, l’obéissance et l’autorité.
Henri çocukluğunu Coarraze'de bulunan kırsal şatoda geçirdi.Henri passe une partie de sa petite enfance dans la campagne de son pays au château de Coarraze.
Solingen'de doğan Fahriye Evcen, çocukluğunda Almanya'da ailesi ile zor zamanlar geçirdiğini belirtti.Fahriye Evcen, née à Solingen, passe des moments difficiles durant son enfance en Allemagne.
Bu albümde çocukluğunda dinlediği şarkılara yer vermiştir.Cet album reprend des airs que sa mère lui chantait quand il était enfant.
1964 yılında İsrail’de doğan Ilan Hatsor, çocukluğunu ve ilk gençliğini Hayfa kentinde geçirdi.Elle avait découvert l'Orient pendant la période de sa vie la plus heureuse, son enfance à Jérusalem.
Benim için, çocukluğumun mecazlarla geçmesinden dolayı birçok şeyi geride bırakmak bir alışkanlık olmuştu.Ma chance a peut-être été toute une suite de longues maladies infantiles qui m’ont retenu à la maison.
Çocukluğunun ilk yıllarını Botoşani ve İpoteşti'de ailesi ile birlikte geçirdi.Il passe ses premières années à Botoșani et à Ipotești, dans la maison de famille de ses parents.
Çocukluğumdan beri vücutça rahatsız olduğumdan layikiyle tahsil edemedim.Je n'ai connu dans mon enfance que la tristesse.
Çocukluğun Soğuk Geceleri (11. bas.).(Les nuits froides de l'enfance.
"Kún" lakabını, çocukluğunda çok sevdiği çizgi filmdeki "el Kun" karakterinden almıştır.Il aimait aller sur le motif dans « sa » campagne d'enfance.
Onun çocukluğu ve gençliği hakkında çok az bilgi vardır.On dispose de très peu d’informations sur son enfance et son adolescence.
Çocukluğundan itibaren topallıyor ve bir koltuk değneğinin yardımı ile yürüyordu.Du coup, elle s'est tordu la cheville et marche en s'aidant d'un bâton.
"Çocukluğum oynar serin avluda." 13.Grand chœur en mi bémol majeur – 13.
Çocukluğunda hayvanlara karşı özel bir hayranlığı vardı.Dès l'enfance, elle éprouve un vif intérêt pour les animaux.
Çocukluğunda kullandığı ad ise Sōjirō’dur.Si elles viennent à enfanter, elle guériront ».
Çocukluğunda başladığı piyanoyu Cleveland'da profesyonel olarak çalmaya başladı.À l'adolescence, il joue déjà professionnellement du piano à Toledo.
Şairin çocukluğu seyahat ederek geçti.Le poète revisite son passé d'enfant.
Çocukluğunun büyük kısmını ailesi ile seyahat ederek geçirmiştir.Il passe la plupart de son temps à voyager avec sa sœur.
Hareketleri, çocukluğunda yaşadığı travmaya, yüksek düzeyli tacize karşı bir tepkidir.Le milieu dans lequel il passe son enfance est plus que modeste.
Kendisi de çocukluğu ve gençliği hakkında bir sey zikretmemistir.Un récit de son enfance et de sa jeunesse.
Yoksulluk içinde geçen çocukluğunda sık sık ailesiyle ev değiştirdi.Dans son enfance, il a souvent déménagé avec sa famille.
Çocukluğundan beri çizmeye hevesliydi, ve amcası ona eski eserleri nasıl restore edebileceğini öğretti.Il y a passé son enfance et ses souvenirs imprègnent son œuvre.
Yokluk ve sefalet içinde geçen çocukluğu sırasında horgörülmüştür.Ils ont souffert de privations et de maltraitance pendant leur enfance.
Çocukluğunda, yetimhanede kaldı.Elle a habité dans un orphelinat quand elle était petite.
Ebeveynleri, onu çocukluğu boyunca kanalizasyondan izlemiştir.Petros : Votre père, il vous accompagne tout au long de votre enfance.
İlerleyen süt çocukluğu ve çocukluk devrelerinde ise tipik havale nöbetleri görülür.Sauf en période de reproduction et d'éducation des jeunes, les ours sont solitaires.
Çocukluğumu çok iyi hatırlıyorum.Recuerdo bien mi infancia.
Bu park bana çocukluğumu hatırlatıyor.Este parque me hace recordar mi niñez.
Ben, çocukluğumdan beri Jim'i tanıyorum.Conozco a Jim desde que era pequeño.
Benim mutlu bir çocukluğum vardı.Yo tuve una infancia feliz.
Onun mutlu bir çocukluğu vardı.Ella tuvo una infancia feliz.
O, ona çocukluğu hakkında her şeyi anlattı.Ella le contó todo acerca de su niñez.
Tom Mary'yi çocukluğundan beri tanıyor.Tom conoce a Mary desde que era niño.
Şarkı her zaman çocukluğumu hatırlatır.Esa canción siempre me recuerda a mi infancia.
Zor bir çocukluğu vardı.Ella tuvo una infancia difícil.
Çocukluğun ilk kırk yılı en zorudur.Los primeros 40 años de la infancia son los más difíciles.
Çocukluğumda beyzbolu futbola tercih ederdim.En mi infancia prefería el béisbol al fútbol.
Bize çocukluğundan bahset.Háblanos de tu niñez.
Tom asla çocukluğu hakkında konuşmaz.Tom no habla nunca de su infancia.
Tom'un çocukluğu hakkında bir şey biliyor musunuz?¿Sabéis algo acerca de la infancia de Tom?
Çocukluğumdan beri caz söylüyorum ve bu tarzın gerçek yüzünü göstermek istedim."He estado cantando jazz desde que era una niña y realmente quería mostrar el lado auténtico del género».
Çocukluğunu Rio de Janeiro ve Birleşik Devletler arasında geçirmiştir.Pasó su niñez entre Río de Janeiro y los Estados Unidos.
Çocukluğunu Hamburg'da geçirdi.Pasó su juventud en Hamburgo.
Çocukluğu sırasında ailesini kaybetti ve Almatı'da amcasıyla birlikte yaşamaya başladı.Perdió a sus padres durante la infancia por lo que pasó a vivir con su tío en Almatý.
Çocukluğundaki futbol idolü Dejan Savićević, favori futbol takımı ise Crvena Zvezda'ydı.Su ídolo en la infancia era el futbolista Dejan Savićević, mientras que su club favorito era el Estrella Roja.
Çocukluğu ve gençliğinin bir kısmını Malatya'da geçirdikten sonra ailesi ile birlikte İstanbul'a geldi.Después de pasar parte de su infancia y juventud en Malatya llegó a Estambul con su familia.
Çocukluğunda Andronikos, ağabeyi Konstantinos ve iki kızkardeşini öldüren hastalıktan kurtuldu.Durante su infancia Andrónico sobrevivió a la enfermedad que mató a sus hermanos Miguel y Constantino.
Bu onun çocukluğunu yansıtır.Recuerda su infancia.
Lakabı çocukluğundan beri "Mutt" idi.Él y T:mo han sido amigos desde la niñez.
Çocukluğunda babası Roma Katolik kilisesinden olmasına rağmen annesinin Episkopal kilisesine katıldı.De niño, Warner asistió a la iglesia episcopal de su madre, aunque su padre era católico romano.
Çocukluğunda, yetimhanede kaldı.Durante su adolescencia vivió en un orfanato.
Çocukluğundan beri manga meraklısı olmuş ve yakın zamanda bir manga sanatçısı olmayı hedeflemeye başlamıştır.Es amante del manga desde su niñez y recientemente comenzó con el objetivo de ser un artista de manga.
Ebeveynleri, onu çocukluğu boyunca kanalizasyondan izlemiştir.Vivió su juventud en Caicara de Maturín desde su infancia.
Amelia Earhart'ın çocukluğu Amelia Earhart MüzesiAmelia, película sobre Amelia Earhart.
Çocukluğu yoksulluk içinde geçti.Pasó su infancia en la pobreza.
Çocukluğundan beri aktör olmak istediğini biliyordu.Cuenta que desde su niñez quiso ser actor.
Çocukluğum sadece neşeden ibaretti.Su infancia no fue muy feliz.
İlgili Sayfalar