çocukluğu ile cümle

çocukluğu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Çocukluğu bir düğün sırasında attan düşmesinden dolayı sağlık sorunlarıyla geçti.Ihre Kindheit wurde von einem Unfall überschattet, als sie an einem Hochzeitsfest vom Pferd fiel.
Çocukluğunda ayakkabı boyadı, elektrikçide çalıştı, su sattı.Als Junge putzte er Schuhe und arbeitete als Schlafwagenschaffner bei der Eisenbahn.
Kurosava'nın çocukluğunda etkisi olan bir başka faktör ise kendinden 4 yaş büyük abisi Heigo Kurosava'ydı.Weiteren großen Einfluss auf Kurosawas späteres Schaffen nahm sein älterer Bruder Heigo.
Safa, çocukluğunu pilot olarak hayal etmesi onu Bakü Havaalanı'na getirdi.Arcadio erzählt ihr von seinem Traum, als Pilot durch die Welt zu reisen.
Bu yeri, çocukluğumun geçtiği mahalleyi, asla unutmayacağım.Ich werde nie etwas zustande bringen, wenn ich das Kind in mir rauslasse.
Çocukluğunda geçirdiği bir göz rahatsızlığı sonucu bir gözü neredeyse kördür.Nach einem Augengeschwür in ihrer Kindheit litt sie an Kurzsichtigkeit.
Çocukluğundan beri piyano çalmaktadır.Er spielt Klavier seit seiner Kindheit.
Çocukluğunun çoğu Mersin'de geçti.Seine Kindheit verbrachte er größtenteils in Marlin.
Çocukluğundan itibaren çeşitli sporlarla uğraştı.Seit seiner Kindheit liebte er den Sport über alles.
Ebeveynleri, onu çocukluğu boyunca kanalizasyondan izlemiştir.Timmy kennt sie seit dem Kindergarten.
Çocukluğunda, yetimhanede kaldı.In jungen Jahren kam Bebé in ein Waisenhaus.
Çocukluğundan beri aktör olmak istediğini biliyordu.Sie wollte seit ihrer Kindheit Schauspielerin werden.
Çocukluğu bu şehirde geçti.In dieser Stadt verbrachte er seine Kindheit.
Çocukluğunda Dakota kızılderili müziklerini dinleyerek yetişmiştir.Bereits in ihrer Kindheit erwachte Densmores Interesse an indianischer Musik.
Feliks çocukluğunda bir rahip (Rusça: Ксёндз, Lehçe:Ksiądz ) olmayı hedefliyordu..In der Kindheit träumte Felix davon, Priester zu werden.
Çocukluğunda piyano dersleri aldı, 15 yaşındayken Carnegie Hall'de iki kez sahneye çıktı.Er nahm Klavierunterricht und trat mit elf Jahren in der Carnegie Hall auf.
Kendi yazdığı otobiyografisi Boy, Roald Dahl'ın çocukluğunu anlatmaktadır.Kathleen Kelly liest in ihrer Vorlesestunde aus der Autobiographie Boy von Roald Dahl.
Çocukluğum 13 yaşında bitti.Bekanntschaft schlossen wir, als ich 13 war.
Çektiği konu onu çocukluğu ile ilgili şeylerle, karşılaştığı antisemitizm gibi, yeniden yüzleşmeye zorluyordu.Sie fleht ihn an, sich ihr noch einmal so zu zeigen wie in ihrer Kindheit.
Çocukluğu, diğer çocukların hayatlarından farksız geçmiştir.In seiner Kindheit ist er stets anders als die anderen Kinder.
Çocukluğu babasının alkolik oması yüzünden zor geçti.Scheidungsgrund waren die Alkoholprobleme ihres Vaters.
Çocukluğunda Katolik rahip olan amcası de Sade’nin yanında eğitim gördü.Ein Onkel von ihm, katholischer Priester, nahm sich seiner an.
Çocukluğundan beri SüngerBob'la arkadaştırlar.Bernd Hirschbichler war seit seiner Kindheit vom Fußball geprägt.
Çocukluğunda halasının oğluyla yazma eskizlerine başlayan Süreya, bunları kimseyle paylaşmamıştır.Er fing – wenn er für Kinder schrieb – mit dem Komponieren nicht von vorne an.
Çocukluğundan itibaren önemli gruplarda dansetmeye başladı.Schon in der frühen Kindheit gründete er erste Bands.
Evet, biz çocukluğumuzdan beri arkadaşız.Oui, nous sommes amis depuis notre enfance.
Onu çocukluğumdan beri tanırım.Je la connais depuis mon enfance.
Müzik beni çocukluğuma götürdü.La musique m'a ramené à mon enfance.
Alain çocukluğuna bağlıdır, her zaman doğum yerinde kalmak istiyor.Alain désire toujours rester dans sa maison natale, attaché à son enfance.
Ben, çocukluğumdan beri Jim'i tanıyorum.Je connais Jim depuis mon enfance.
Beni yenemezsin Tom, ben çocukluğumdan beri tenis oynuyorum.Tu ne peux pas me battre, Tom : je joue au tennis depuis que je suis petit.
Çocukluğumdan beri burada yaşıyorum.J'habite ici depuis mon enfance.
Onu çocukluğundan beri tanır.Elle le connait depuis l’enfance.
Mary Garth'ı çocukluğundan beri sevmektedir.Il est amoureux de Mary Garth depuis d'enfance.
Çocukluğumdan beri böyleyim.J'ai été comme ça depuis que j'étais jeune.
Çocukluğunu Viyana ve Paris'te geçirdi.Elle passe sa petite enfance à Vienne et à Paris.
"Seyyar Sahne'de 'Çocukluğun Soğuk Geceleri'".Romans Çocukluğun Soğuk Geceleri.
Çocukluğundan beri fotoğrafçılık ona saplantı oldu.Depuis l’enfance, il a pour obsession la photographie.
Çocukluğunun büyük kısmını yetimhanede geçirdi.Aussi passa-t-elle la majeure partie de son enfance dans un orphelinat.
Çocukluğunda geçirdiği bir göz rahatsızlığı sonucu bir gözü neredeyse kördür.Une maladie d'enfance le laissa pratiquement aveugle.
Çocukluğum sadece neşeden ibaretti.Seule son enfance a été heureuse.
Aynada çocukluğunun geçtiği evi gören Jack; sinirlenir ve sonunda aynaları kırar.Jack découvre dans un miroir la maison de son enfance et frustré, Jack brise tous les miroirs.
Çocukluğunu Barış Manço, Britney Spears ve Justin Timberlake dinleyerek geçirdi.Durant son enfance, il a surtout écouté Barış Manço, Britney Spears et Justin Timberlake.
Genç yaşta müzikle ilgilenmeye başlamış ve çocukluğunda okulunda konserler vermeye başlamıştır.Il prend goût à la musique à un très jeune âge, et faisait des concerts dans son école pendant son enfance.
Çocukluğu sırasında ailesi boşanmıştır.Ses parents divorcent durant son enfance.
Kurosava'nın çocukluğunda etkisi olan bir başka faktör ise kendinden 4 yaş büyük abisi Heigo Kurosava'ydı.L'enfance d'Akira Kurosawa est également très influencée par son frère Heigo, de quatre ans son aîné.
Ancak çocukluğu Teksas'ın San Antonio kentinde geçti.Son doigt a pointé sur la ville de San Antonio au Texas.
Aktris ise sık sık çocukluğunun travmalarına döner.Les adultes réinterprètent souvent les comportements de leur enfance.
Bu onun çocukluğunu yansıtır.Elle évoque son enfance.
Çocukluğu bu şehirde geçti.Il passe son enfance dans cette ville.
Çocukluğunda babasından fiziksel şiddet görmüş.Elle dit avoir subi des violences physiques de la part de son père durant son enfance.
Çocukluğu Londra ve Chicago arasında geçmiş ve hem İngiliz hem de Amerikan vatandaşlığına sahiptir.Son enfance a été partagée entre Londres et Chicago, il a les deux nationalités, britannique et américaine,,.
Çocukluğu yoksulluk içinde geçti.Son enfance se déroule dans la pauvreté.
Çocukluğu Moskova’da geçti.Elle se remémore son enfance heureuse à Moscou.
6 yaşında evlat edinilmiş, çocukluğunu Cezayir ve Senegal'de geçirmiştir.Fils d'un pasteur, il a vécu son enfance en Algérie et au Maroc.
Skin Diamond Ventura, Kaliforniya'da doğmuş ve çocukluğu Dunfermline, İskoçya'da geçmiştir.Skin Diamond est née à Ventura, en Californie, et a été élevée à Dunfermline, en Écosse.
Kötü bir çocukluktu; mutlu bir çocukluğun pek kayda değer yanı yoktur zaten.Elle était très pauvre, et ne connut pas une enfance typique.
Çocukluğu İskoçya ve İngiltere'de geçti.Il a passé de ce fait son enfance entre Angleterre et Écosse.
Cecilia "Cece" Meyers = Hannah Simone; Jess'in çocukluğundan beri tanıdığı en iyi arkadaşı.Cecilia « Cece » Parekh Cece est la meilleure amie de Jess, elles se connaissent depuis l'enfance.
Çocukluğu Seattle'da geçti.Il a vécu dans son enfance à Seattle.
İlgili Sayfalar