çocukluğu ile cümle

çocukluğu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Çocukluğu Philadelphia'da geçti ve ordayken Katolik okuluna gitti.Passou a infância na Filadélfia e estudou em escolas católicas.
Çocukluğundan itibaren İzmir’de yaşadı.Vivia em Alphen desde a sua infância.
Çocukluğunda ailesi Arizona'nın Scottsdale kentine taşındı.A sua família mudou-se para Scottsdale, Arizona, durante a sua infância.
Çocukluğunun büyük bölümü Adana'da geçmiştir.Grande parte da sua infância foi passada no Alentejo.
Çocukluğunda ve gençliğinde biyoloji, özellikle de botanik ve entomoloji ile ilgilenmiştir.Quando criança era naturalmente curioso e muito interessado em ciências naturais, especialmente botânica.
Çocukluğunda Susam Sokağı'nı izleyerek Amerikan aksanını öğrendiğini ifade eder.Disse que aprendeu o sotaque americano ao assistir Sesame Street quando criança.
Çocukluğu Kırım'ın Sudak şehrinde geçti ve burada ilk müzik çalışmalarına başladı.Passou a maior parte de sua infância na Cidade da Guatemala, onde iniciou seus estudos musicais.
Çocukluğu süresince ABD'nin farklı eyaletlerinde ikamet etmiş ve çeşitli okullara devam etmiştir.Ela passou sua infância entre o Reino Unido e os Estados Unidos, cursando 18 escolas diferentes.
Çocukluğunda hiperaktivite problemleri yüzünden Ritalin kullanmaktaydı.Ela precisou de Ritalina devido a sua hiperatividade desde a infância.
Çocukluğunda eğitimini özel öğretmenlerden aldı.Em sua juventude foi educado por professores particulares.
Çocukluğu Rize'de geçti.Passou sua infância em Riga.
Çocukluğunu Hamburg'da geçirdi.Acredita-se que tenha passado a sua infância em Hamburgo, na Alemanha.
Genç yaşta müzikle ilgilenmeye başlamış ve çocukluğunda okulunda konserler vermeye başlamıştır.Interessa-se por música na adolescência, começando a tocar instrumentos na escola.
Niklasdorf yakınlarında çocukluğunu geçirdi.Passou sua infância em Likhoslavl.
Muzaffer, bir bahar günü çocukluğunu geçirdiği Çanakkale`nin Yenice kasabasına döner.No mesmo ano muda-se para a Vila de Cachoeira onde passaria toda a sua infância.
Hikâye Egil'in gelecekteki âsiliğine dair belirtiler içeren çocukluğunu anlatarak devam eder.Nessa altura serão evidentes os laços de amor que a criança estabeleceu ao seu redor.
Çocukluğundan beri müzik dersleri almaktaydı, ama babası gibi bir ressam olmak istiyordu.Desde pequena quis ser uma cantora, por incentivo do pai.
Çocukluğunda, yetimhanede kaldı.Na infância, viveu numa Serrinha.
Çocukluğumdan beri böyleyim.Dat had ik als kind al."
Çocukluğu bu şehirde geçti.Hij bracht zijn kindertijd in deze stad door.
Budapeşte'de çocukluğunu geçirdi, 1924 yılında ailesi Paris'e taşınmıştır.Ze bracht haar jeugd door in Boedapest, maar in 1924 verhuisde haar familie naar Parijs.
Çocukluğunda babasının işi yüzünden sürekli seyahat etmiştir.In zijn kinderjaren verhuisde hij voortdurend vanwege zijn vaders werk.
Çocukluğunun çoğunu New York'a yerleşmeden önce Fransa ve İtalya'da geçirdi.Ze bracht haar jeugd voornamelijk door in Frankrijk en Italië voordat ze in de Verenigde Staten ging wonen.
Çocukluğu sırasında ailesi boşanmıştır.Haar ouders scheidden tijdens haar kindertijd.
Madison Ivy Almanya'da doğmuştur ve çocukluğu Teksas'ta geçmiştir.Madison Ivy werd geboren in Duitsland, maar ze groeide op in Texas.
Bunlardan sadece Adolf ve Paula çocukluğun ardından hayatta kalabildi.Slechts twee kinderen (Adolf en Paula) overleefden hun prille jeugd.
Bu onun çocukluğunu yansıtır.Deze zijn een gevolg van uit zijn kindertijd.
Çocukluğunu babasının doktor olması sebebiyle eski bir Portekiz sömürgesi olan Angola'da geçirdi.Zijn jeugd bracht hij door in Angola, een kolonie van Portugal, waar zijn vader geneeskunde bedreef.
Çocukluğum sadece neşeden ibaretti.Zijn jeugd was niet gelukkig.
Ailesi, öğretmendir; babası UNESCO için çalışmış ve bunun sonucunda, Meksika ve Fransa'da çocukluğunu geçirdi.Haar vader had een baan bij de UNESCO en verbleef daarom met zijn gezin tijdelijk in Mexico en in Frankrijk.
Çocukluğunda da ebeveynlerinin mutlu bir evliliği yoktu.Zijn ouders hadden geen gelukkig huwelijk.
DiCaprio, çocukluğunun bir bölümünü dedesi ve annesi ile Almanya'da geçirdi.DiCaprio heeft als kind vaak vakanties doorgebracht bij zijn grootmoeder in Duitsland, in Oer-Erkenschwick.
Çocukluğunda geçirdiği bir göz rahatsızlığı sonucu bir gözü neredeyse kördür.Hij werd door een oogziekte al op jeugdige leeftijd blind.
Çocukluğunda gitar çalmaya ve resim çizmeye meraklıydı.Als kind schilderde hij en speelde hij gitaar.
Çocukluğu boyunca bale dersleri aldı.Als kind volgde ze balletlessen.
Karl Marx'ın çocukluğu hakkında çok az bilgi mevcuttur.Er bestaan weinig betrouwbare verslagen over de jeugd van Elizabeth Barry.
Çocukluğundan beri fotoğrafçılık ona saplantı oldu.Van kindsbeen was hij geobsedeerd door de fotografie.
Çocukluğunu burada geçirdi.Daar heeft ze haar jeugd doorgebracht.
Çocukluğunun ilk yılları erkek çocuklarınkinden farksızdı.Het eerste jaar was het aantal jongens miniem.
Çocukluğunun büyük çoğunluğunu Ottawa, Ontario'da geçirdi.Gero werd geboren in Zwitserland, maar spendeerde een groot gedeelte van zijn jeugd in Ottawa, Ontario.
Çocukluğunu babasının diplomatik görevi nedeniyle İsrail'de geçirdi.Al vanaf jonge leeftijd was hij betrokken bij de diplomatieke diensten van zijn vader.
Çocukluğunu Berlin'de geçirdi.Hij bracht zijn jeugd door in Berlijn.
Ömer çocukluğundan itibaren deve çobanlığı yapmaya başladı.Al op jonge leeftijd begon hij slingeruurwerken te repareren.
Çocukluğunda bir çöp kamyonu sürücüsü olmak istediği söylenir.Zich voordoen als kind in een chatroom om een kinderlokker op te pakken.
Yine çocukluğunda yakalandığı kemik veremi hastalığı onda derin etkiler bırakmıştır.Door een ziekte die hij had opgelopen in zijn kindertijd, was hij slecht ter been.
Çocukluğunun büyük bir kısmını Emet ilçesinde geçirdi.Een groot gedeelte van zijn jeugd bracht hij door in jeugdinrichtingen.
Çocukluğu savaş yıllarının yoksulluğuna denk geldi.Hij maakte als kind de oorlogsjaren mee.
Çocukluğundan beri çizmeye hevesliydi, ve amcası ona eski eserleri nasıl restore edebileceğini öğretti.Hij was op jonge leeftijd wees geworden en werd nu opgevoed door zijn oom, die hem piano leerde spelen.
Çocukluğunun büyük kısmını yetimhanede geçirdi.Hij verbleef zijn hele kindertijd in het weeshuis.
Çocukluğunu Florida'da geçirdi.Haar jeugd bracht ze door in Florida.
Çocukluğunda birçok okul değiştirdi.Jako dziecko kilkakrotnie zmieniała szkołę.
Adı çocukluğunda Tokutarō idi.W dzieciństwie nosił imię Tokutarō.
Çocukluğunu Viyana ve Paris'te geçirdi.Spędziła dzieciństwo w Wiedniu i Paryżu.
Çocukluğundan beri en yakın arkadaşı Paris Hilton'dur.Jej koleżanką z dzieciństwa jest Paris Hilton.
Mitchell, çocukluğunda Amy'ye sık sık Frank Sinatra şarkıları söylerdi.Jej ojciec, Mitch, często śpiewał jej piosenki Franka Sinatry.
Film Jack'in çocukluğundan başlar.Film zaczyna się od wspomnień z dzieciństwa Alexa.
Çocukluğu Wisconsin eyaletinin Madison şehrinde geçmiştir.Dzieciństwo spędził w Madison w stanie Wisconsin.
Çocukluğu Philadelphia'da geçti ve ordayken Katolik okuluna gitti.Dzieciństwo spędziła w Filadelfii, gdzie uczęszczała do katolickich szkół.
Çocukluğu, New Jersey, Oregon ve California arasında geçmiştir.Spędzał dzieciństwo i młodość również w New Jersey, Oregonie i Kalifornii.
Çocukluğu Yunanistan'da geçti.Dzieciństwo spędził w Grecji.
İlgili Sayfalar