çocukluğu ile cümle
çocukluğu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Otto çocukluğunda arkadaşlarıyla birlikte boş vakitlerinde senaryolar yazar, kostümler ve afişler tasarlardı.W latach dzieciństwa, z przyjaciółmi w wolnym czasie pisała scenariusze oraz projektowała kostiumy i latawce.
Çocukluğunu burada geçirdi.Tu spędził swoje dzieciństwo.
Çocukluğunda hayvanlara karşı özel bir hayranlığı vardı.Już w dzieciństwie wykazywał zainteresowanie zwierzętami.
Çocukluğundan beri aktör olmak istediğini biliyordu.Od dzieciństwa chciał zostać aktorem.
Çocukluğu Burlington'da geçmiştir.Dzieciństwo spędził w Burlingame.
Bu onun çocukluğunu yansıtır.To przypomina mu historię z jego dzieciństwa.
Çocukluğu Budapeşte'de havaalanı yakınında geçti ve bu sayede o yaşlarda uçmaya ilgi duydu.Wychowywał się w pobliżu lotniska w Budapeszcie gdzie rozwijał swoje zainteresowanie lotnictwem.
Çocukluğundan beri en büyük isteği dünyadaki en iyi kaleci olmaktır.Jego marzeniem od czasów dzieciństwa było wejście na najwyższą górę świata.
Çocukluğu İzmir'de geçti.Jako dziecko spędzał wakacje w Ischia.
Venter çocukluğunda hiç de çalışkan biri değildi.W dzieciństwie niczego mu nie brakowało.
Çocukluğu Amerika'nın doğusunda geçmiştir.Dzieciństwo spędził w Ameryce Południowej.
Ali’nin çocukluğunda bir kuraklık Mekke'yi sarmıştı.W dzieciństwie Daniel doznał poważnego urazu kręgosłupa.
Çocukluğunun büyük kısmını ailesi ile seyahat ederek geçirmiştir.Większość dzieciństwa spędziła podróżując z rodzicami.
Çocukluğu hakkında hiç belge bulunmamaktadır.O jej dzieciństwie nie ma żadnych wiadomości.
"Çocukluğum oynar serin avluda." 13.Grand Prix Juniorów w łyżwiarstwie figurowym - miejsce 13.
Bunlardan sadece Adolf ve Paula çocukluğun ardından hayatta kalabildi.Tylko ona i Małgorzata Kamila przeżyły lata dzieciństwa.
Çocukluğunda çobandı.W młodości był pasterzem.
Çocukluğunda ve gençliğinde biyoloji, özellikle de botanik ve entomoloji ile ilgilenmiştir.W dzieciństwie interesował się bardzo naukami przyrodniczymi, a zwłaszcza botaniką.
Şairin çocukluğu seyahat ederek geçti.Poeta spędził tu lata dziecięce.
Çocukluğu ailesi ile birlikte sürekli yer değiştirerek geçti.W dzieciństwie kilkakrotnie zmieniała razem z rodziną miejsce zamieszkania.
Çocukluğunda ve mekanik aletlere ilgisi vardı.Od dzieciństwa interesował się narzędziami i sprawami technicznymi.
Bu nedenle çocukluğu sürekli yer değiştirerek geçmiştir.Życie chłopca zmienia się wtedy na zawsze.
Çocukluğunda modellik de yapmıştır.W dzieciństwie występował jako model.
Çocukluğunda babasından fiziksel şiddet görmüş.W dzieciństwie doświadczała przemocy ze strony matki.
Çocukluğunu, öz annesini ablası zannederek yaşadı.Od dziecka troszczyła się o samopoczucie mamy.
Kanık, çocukluğunda bazı hastalıklar ve tehlikeler de yaşadı.W dzieciństwie cierpiała na różne choroby i alergie.
Lakabı çocukluğundan beri "Mutt" idi.Opiekuje się Peach, od kiedy ta była dzieckiem.
Çocukluğundaki bu travma onun insanlara güvenememesine yol açmıştır.Traumy z dzieciństwa, uniemożliwiają im normalne funkcjonowanie.
Tülin Şahin, Danimarka'nın Odense şehrinde doğdu ve çocukluğunu orada geçirdi.Tülin urodziła się w Odense w Danii, gdzie spędziła dzieciństwo.
Çocukluğu astım hastalığıyla mücadele ile geçmiştir.W dzieciństwie chorował na astmę.
Çocukluğunda kardeşi Giulio ile birçok ortak ilgi alanı vardı.W dzieciństwie duży wpływ miał na niego starszy brat Julius.
Çocukluğum sadece neşeden ibaretti.Dzieciństwo spędziła w Cieszynie.
Çocukluğunu Portland, Maine'de geçirdi.Pod koniec życia mieszkał w Portland w stanie Maine.
Çocukluğunda en büyük hayali Tokyo’ya gidip şarkıcı olmaktı.W dzieciństwie marzyła o tym, by być misjonarką w Chinach.
Çocukluğu yoğun bir kültür ortamında geçti.Od dzieciństwa wychowywał się w głęboko religijnej atmosferze.
Çocukluğundan beri fotoğrafçılık ona saplantı oldu.Od dzieciństwa fascynował się drukarstwem.
Fotoğrafçı burada, çocukluğundan kalma korkularının olduğunu fark eder.Ten numer jest uświadomieniem sobie, że jestem tak bardzo dziecinny.
Çocukluğunu New York'ta geçirdi.Dzieciństwo spędzają wspólnie w Nowym Jorku.
Çocukluğu ve ilkokul yılları köyde geçti.Wczesne lata dzieciństwa spędził na wsi.
Çocukluğunu Hamburg'da geçirdi.W Hamburgu spędził młodość.
Salt Lake City'de doğmasına rağmen, çocukluğu ve gençliği Arizona'da geçmiştir.Urodził się w Kalifornii, ale dzieciństwo i młodość spędził w Salt Lake City w stanie Utah.
Genç yaşta müzikle ilgilenmeye başlamış ve çocukluğunda okulunda konserler vermeye başlamıştır.Od dziecka marzyli o tworzeniu muzyki i śpiewali już w przedszkolu.
Çocukluğunda annesi Avrupa'ya dans için turneye gittiğinden dadısı ile kalmaktaydı.W dzieciństwie pomagał ojcu w naprawianiu rowerów.
Çocukluğu Paris'te geçti.Dzieciństwo spędziła w Paryżu.
Çocukluğu Ege Uslu tarafından canlandırılmıştır.W dzieciństwie została cudownie uzdrowiona.
Çocukluğun Sonu; İngiliz yazar Arthur C. Clarke tarafından 1953 yılında yazılan bilimkurgu romanı.Childhood’s End) – powieść fantastyczno-naukowa Arthura C. Clarke’a wydana w 1953 roku.
Çocukluğu boyunca bale dersleri aldı.W dzieciństwie uczęszczała na lekcje baletu.
Çocukluğumdan beri böyleyim.Zna się znim od dzieciństwa.
Çocukluğundayken piyano çalmıştır.Jako dziecko grała na fortepianie.
Kondo'nun çocukluğundan beri düzenlemeye ilgisi vardı.Kondo säger att hon har varit intresserad av att organisera sedan barndomen.
Çocukluğunu, öz annesini ablası zannederek yaşadı.Dom tog hand om mig som om jag var deras lillasyster.
Eğer çocukluğunda geçirmemişse, yaşlılığında bile geçirebilir.Skulle han inte gått bort i så ung ålder hade han säkert bidragit med mera.
Çocukluğunun büyük bir kısmını Emet ilçesinde geçirdi.Han gjorde de flesta av sina barn arvlösa i sitt testamente.
Basketbol dışında çocukluğunda bir dönem beyzbol ve Amerikan futbolu da oynamıştır.Han spelade i ungdomen förutom amerikansk fotboll även basket och baseball.
Hikâye Egil'in gelecekteki âsiliğine dair belirtiler içeren çocukluğunu anlatarak devam eder.Berättelsen fortsätter med Egils barndom, som förebådar hans framtida upproriskhet.
Çizgiromanda karakterin çocukluğundan pek bahsedilmez, sadece ailesinin bir yangında ölmesinden bahsedilir.Man kan inte låta bli att tycka synd om farfar när en del av familjehistorian går upp i lågor.
Çocukluğunda futbola ilgi duyuyordu.Fotbollsintresset har funnits sedan barnsben.
Bu onun çocukluğunu yansıtır.Fotot är från deras barndom.
Çocukluğunu Salacak (Üsküdar)'ta bir yalıda dadıların gözetiminde geçirdi.Hon upprättade en fond åt barnmorskor i sitt testamente.
İsveç'te çocukluğunu İkinci Dünya Savaşı'ndan mülteci olarak geçirdi ve on yaşındayken Finlandiya'ya döndü.Laila Kinnunen tillbragte sin barndom som krigsbarn i Sverige och återvände till Finland som 10-åring.
İlgili Sayfalar