çocukların ile cümle
çocukların kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Kibutz, ilke olarak çocukların yetiştirilmesini ve eğitilmesini ortaklaşa yapar.Kasper Købke lægger stor vægt på i forbindelse med workshops at oplære og inspirere børn.
Aynı zamanda göçmen çocukların sayısı da artmaktadır.Det er også et voksende antal flygtninge fra Peru.
Kruplu çocukların olabildiğince sakin kalmaları sağlanmalıdır.Børn med strubehoste holdes normalt så rolige som muligt.
Çocuklarından biri, Théoden'di.En af hendes mænd var Tithonus.
Bazı Asyalı toplumlarda çocukların gözlerinin etrafına siyah boya sürülür.Desuden mener nogen at de har fået besøg af asiatisk udseende mænd i sort.
Çocukların bakımını da unutmamak gerekir.Der skal lyttes til børnenes behov.
Üç çocuklarından hiçbir tanesi çocukluk yaşlarından sağ olarak kurtulamadı.Ingen af husets tre beboere er heldigvis hjemme.
Boşanma sonucunda çocukların bakımı anneye ya da babaya kalmaktadır.I zoologi er yngelpleje moder- eller faderdyrets pasning af afkommet.
İlköğretimden sonra özellikle kız çocuklarında liseleşme oranı düşüktür.Og navnlig efter brylluppet faldt lærergerningen jo tit en smule trælsom.
Ancak bu okullar, okul çağındaki çocukların eğitildiği öbür okullardan pek farklı değildi.Dog var forholdene på skolen ikke meget anderledes end for tiggere.
Çocuklarına ve torunlarına çok düşkündür.Hun har haft megen glæde af det og et barnebarn.
“Kendiniz ve çocuklarınız için ağlayın.For vores børn og for dig, Samantha.
Çocuklarından birinin adı Devlin Shepard Baldwin'dir.En af deres sønner var Bird (eller Birdsong) Doublehead.
Chomsky’nin çocukların dil öğrenimi ile ilgili araştırmaları da vardır.Suzuki drager paralleller til hvordan børn lærer sit modersmål.
Çünkü müzenin hedefi çocukların ilgisini çekmektir.Museets formål er at inspirere industrien.
Çocukların hepsi ayrı bir soy adı aldı.Men nu får de hver anden gang et drengenavn.
Au-Pair olarak temel göreviniz ailenin çocuklarının ihtiyaçları üzerine yoğunlaşacaktır.Sherrys forældre er alt for optaget af deres arbejde til at kunne dække deres barns følelsesmæssige behov.
Çiftin on dört çocuğu oldu ve bu çocukların altı tanesi yetişkinliğe kadar yaşayabildiler.De fik 14 børn, hvoraf fire levede til voksenalderen.
Ailesi çocuklarına doğadan isim vermekteydiler.En enkelt havde sagt et forkert navn til sine forældre.
Çocuklarınızı en son ne zaman gördünüz?Hvornår så du sidst dine børn?
Çocukların ilk resimleri People ve Hello! dergilerine 14 milyon dolar karşılığında satıldı.De første bildene av tvillingene skal ha blitt solgt til People og Hello! for 14 millioner dollar.
Çocuklarından hiçbiri evlenmedi.Ingen av barna giftet seg.
Ebeveyn denetimleri - çocukların e-posta göndermesine kimin izin vermesini belirtmek için.Foreldre kontroll som gjør det mulig å bestemme hvem som får lov å sende e-post til barn.
Augustus muhtelif zamanlarda yakın akrabalarının erkek çocuklarını kendi oğulları olarak evlatlık edinmiştir.Augustus adopterte etter hvert flere mannlige medlemmer av sin nære familie som sine sønner.
1932'de Peru, Cusco'daki Alman konsolosunun çocuklarına dadılık ve öğretmenlik yapmaya başlamıştır.I 1932 begynte hun å arbeide som barnepike og lærer for barnene til den tyske konsulen i Cusco i Peru.
Amacı, çocukların ahlaklı ve terbiyeli olmaları konusunda hizmet etmektir.Hensikten har vært å få barna til å oppføre seg lydig og pent.
Buradaki hiç kimse hayatta bırakılmadı; ne kadınların ne çocukların hayatını bağışladılar.Ingen av dem fikk leve, hverken kvinner eller barn ble spart».
Babası, zihinsel özgürlüğün önemine inanıyor ve çocuklarını bu doğrultuda yetiştiriyordu.Moren var metodist, og oppdro barna i denne tro.
Şehzade, padişah oğullarına ve onların erkek çocuklarına verilen unvandır.Den avdødes sønner skulle motta kun de rikdommer og eiendommer som deres far hadde avsatt til dem.
Ne var ki, bu işlem çocukların %5'inden az bir kısmında başarılı oluyordu.Av den grunn bodde trolig mindre enn 5 % i byer.
Çocukların Zihinsel gelişimine çok faydalıdır.Det foregår mye forskning på barns sosiale utvikling.
Çocuk pornosu ise çocukların pornografi aracı olarak kullanıldığı yayınlardır.Barnepornografi eller barneporno er pornografi der barn er objektene som seksualiseres.
Üç çocuklarından hiçbir tanesi çocukluk yaşlarından sağ olarak kurtulamadı.Disse ser ikke ut til å ha overlevd barneårene.
Annesi çocuklarına karşı sevecen değildi.Sine barn var hun ikke opptatt av.
Çocukların bakımını da unutmamak gerekir.I tillegg vil barnas egen mening vektlegges.
Bugs Bunny tüm çocukların izleyeceği eğlenceli bir çizgi filmdir.Bugsy Malone er en gangsterkomedie-musikal, der alle rollene blir spilt av barn.
Çocukların okula gitmesi gerekiyordu.Studentene var i stand til å gå på skolen.
Çocukların hepsi de bunu öyle görüyor. "Hun ignorerte alle sammen på samme vis.»
Karısını ve çocuklarını Norveç'te bırakmıştır.Han og familien ble boende i Norge.
Leylek, ebeveynlerin çocuklarına olan sevgisinin bir simgesidir.Et viktig tema i boken er kjærligheten mellom barn og foreldre.
Erkekler, kadınlar ve çocukların hepsi tanrışara yaklaşmaktadırlar.Herren, fruen og barna hadde hver sine, til oppvartning og tjenester.
Michael'dan boşanır, ama çocukların velayetini alamadığı için üzgündür.De krangler, men blir avbrutt av sønnen Michael.
Bir süredir Kajol Hindistan'daki dul kadınların çocuklarına yardım ediyor.Stiftelsens formål er å bedre levekårene for barn i India.
Delil tespiti, evlilik dışı çocukların neseplerinin tespiti gibi.Tvangsekteskap som begrunnelse for barnevernsvedtak.
Kuzeydeki sütunlarda çocuklarının ismi yazılıdır.I de berømte guttebøkene hans ligger imidlertid handlingen i nord.
Bu çocukların çoğu sonradan önemli mevkilere gelmişlerdir.Mange av de viktigste kom på steder som seinere er blitt tettsteder.
Ancak ebeveyn izni alan 12 yaş ve üstü kız çocuklarının başlarını örtmesine izin verilmişti.Deretter ble det oppdaget at familiens 12-årige adoptivdatter hadde fått pudder på fingrene.
Cesedi, ölümü sırasında ilk çocuklarını bekleyen karısı Brenna tarafından bulundu.Han etterlot seg sin kone Brenna, som også var gravid med parets første barn på dødstidspunktet.
Erkek çocukların birkaç ay süresince Budist manastırlarında kalmaları beklenmektedir.Culavamsa ble skrevet i løpet av mange år av singalesiske buddhistiske munker.
Lea, Zilpa'nın çocuklarının ismini kendi verdi ve onları kendi yetiştirdi.Lea ga Silpas barn navn og var direkte involvert i deres oppfostring.
Sakine Nine ilk iş olarak, İstanbul’daki çocuklarını ziyarete gider.Stompa skal besøke foreldrene sine i New York.
Martial ailesi, çocuklarının eğitimlerine büyük bir önem verdi.Familien la stor vekt på utdanning av dattera.
Göz Bağlama Oyunu, 8–15 yaşları arasında olan kız ve erkek çocukların oynadığı bir oyundur.Det er et nettspill som anbefales for barn fra 8-15 år, og passer for både gutter og jenter.
Çocuklarının hepsi Amerika Birleşik Devletleri doğumludur.Alle vinnerne har vært født i USA.
Bu evliliklerin çoğunda çocukların rızası çok azdı.I Barnas Superjul skjer det masse.
UNESCO’ya göre, gelişmekte olan ülkelerde engelli çocukların %90’ı okula gitmiyor.Fødselsregistrering via SMS: halvparten av alle barn i utviklingsland registreres ikke ved fødselen.
Sadako'nun gösterdiği cesaret, onu Japon çocuklarının gözünde kahraman yaptı.Hun introduserte Sorge for Ozaki, som ble Sorges viktigste informant i Japan.
Öyle ki çocukların bile oyun oynamalarına izin vermiyorlardı.De fikk ikke lov til å være ute med andre barn og leke.
Ey ülkem, Tanrı seni nasıl koruyor, Komşuların ve çocukların bu duruma hayran.Negaraku, semoga Tuhan melindungimu, Semoga tetanggamu menghargai anak-anakmu.
2013 yılı itibarıyla dünyadaki çocukların yaklaşık % 85'i bu aşıyı vurulmuştur.Pada tahun 2013, sekitar 85% anak-anak secara global telah menerima vaksin ini.