çoğunlukla ile cümle
çoğunlukla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bu cisimler çoğunlukla etkileşen galaksi çiftleridir.В большинстве случаев они представляют собой взаимодействующие пары галактик.
CPE ile ACS arasında gönderilen istekler HTTP (çoğunlukla HTTPS) üzerinden gönderilir.Для шифрования WWW / HTTP соединений, как правило, используется HTTPS.
Hastalık, çoğunlukla gençlerde görülür.Чаще всего заболевание встречается у молодых.
Bu sahanın içinde nüfusun dağılımı çoğunlukla geniş ölçüde yıldan yıla değişir.Численность популяции из года в год сильно варьируется.
Belirtiler ve semptomlar, çoğunlukla bulaşıcı ajana yakalandıktan sonraki 12-72 saat içinde başlar.Признаки заболевания обычно становятся заметны через 12-72 ч после инфицирования.
İlk tabloları çoğunlukla tarihi konular üzerineydi.«Его статьи были, главным образом, на исторические темы.
Çoğunlukla balıkla beslenir.Питается в основном рыбой.
Kim Jonghyun (김종현), çoğunlukla Jonghyun olarak bilinir.بنو الحكم هي قبيلة من قبائل مذحج يتواجد معظمهم في جازان واليمن.
Çoğunlukla oy veya karar bulunmamaktadır.ولا يوجد تصويت أو قرار بالأغلبية.
Bu nedenle tedavi çoğunlukla toplumda influenzanın varlığına veya hızlı influenza testine dayanır.وبالتالي، كثيرًا ما يستند العلاج إلى وجود الإنفلوانزا في المجتمع أو إلى اختبار الإنفلونزا السريع.
Korsan nüfusu çoğunlukla İngiliz ve Fransızlardan oluşuyordu, bunların yanında az sayıda Hollandalı vardı.كان هؤلاء القراصنة يتكونون من الرجال الانجليز والفرنسيين مع عدد قليل من الهولنديين.
II. Dünya Savaşı sırasında kurulan kadın birlikleri çoğunlukla hemşire görevleri yerine getirmiştir.ومعظم الوحدات النسائية التي أسست خلال الحرب العالمية الثانية، نفذت مهام التمريض.
Marge, sık sık Homer için köklü bir fikir üretir ve çiftin evlilikleri çoğunlukla sallantıdadır.غالبا ما تقدم مارج آراء أساسية لهومر وكان زواجهما هش في كثير من الأحيان.
Bu hikâyelerin kahramanı ise çoğunlukla Panco'ydu.وبطل معظم هذه الحكايات كان بانجو.
Eğer sebebi viral bir ajansa, durum çoğunlukla bir hafta içinde ortadan kalkar.أما إذا كان المسبب عامل فيروسي، فتبدأ الحالة عادةً خلال أسبوع.
Arap kökenliler, ancak çoğunlukla Kuzey Sudanlılar ve Nubianlar ile karıştılar.هم من أصل عربي، ولكن الآن من الدم المختلط في الغالب مع شمال السودان والنوبيين.
Lejyon çoğunlukla Cannae’den sağ kurtulanlardan oluşuyordu ve savaş bitene kadar eve dönmelerine izin yoktu.وكانت هذه الفيالق مكونة من الناجين من معركة كاناي الذين لم يكن مسموحا لهم العودة إلى الديار حتى تنتهي الحرب.
Bu enfeksiyon çoğunlukla kirlenmiş su ya da gıda ile bulaşır.تنتقل هذه الإصابة عادةً بواسطة الماء أو الطعام الملوث.
Eleştirmenler filmdeki üç ana oyuncuyu övmüş, çoğunlukla Watson'ın performansını ayrıca takdir etmişlerdir.وأثني النقاد على أبطال الفيلم الثلاثة، كما أثني الجميع على أداء واتسون وأظهروا لها التقدير.
Ama çoğunlukla sorunsuz geçti."فمعظمهم يصلحوا الوضع بطريقة ما."
Mayer kariyerine çoğunlukla akustik rock yaparak başladı.بدأ ماير حياته المهنية غالبا بأداء الروك الصوتي بصورة رئيسية.
Belirtiler ve semptomlar, çoğunlukla bulaşıcı ajana yakalandıktan sonraki 12-72 saat içinde başlar.تبدأ العلامات والأعراض عادةً بعد 12–72 ساعة من الإصابة بعاملٍ معدٍ.
Ayrıca çoğunlukla hamile olarak betimlenmiştir.كما أنه أيضا شائع في الحمل.
Çoğunlukla uzun yolculuklara çıkardı ve bu yüzden Freya kırmızı altın gözyaşları dökerdi.وقد هرب أودر بعيدا، وبكته فرييا كثيرا، ولكن دموعها كان الذهب الأحمر.
Enfeksiyon yalnızca birkaç solucandan kaynaklanıyorsa çoğunlukla bir belirti görülmez.إذا ترافقت العدوى مع القليل من الديدان، فإنه لن يظهر غالباً أية أعراض.
Çoğunlukla ordu ondan yardım ister.قد لا عموما أن تستخدم قوات الشرطة المساعدة.
Bu kurallar çoğunlukla kişinin hastaneye yatırılıp yatırılmayacağına karar vermede kullanılır.وغالبًا ما تستخدم هذه القواعد لاتخاذ القرار فيما إذا كان الشخص بحاجة للرعاية في المستشفى أم لا.
Âyinlerde çoğunlukla sembollerden ve ilahî kavramlardan faydalanılır.الكتابات في معظمها آيات قرآنية وأحاديث نبوية وأسماء الله الحسنى.
Müslüman nüfus çoğunlukla gençtir ve %42’si 15 yaş altıdır.السكان الغير مسلمين معظمهم من الشباب : 42% من المسلمين هم تحت سن الـ 15 عاما.
Çoğunlukla, hastaneye yatış gerekmez.وليس هنالك حاجة للتنويم في المستشفى.
Anne ve babası bir yaşındayken ayrılmıştı ve çoğunlukla annesiyle yaşıyordu.انفصل والداه حينما كان عمره عاماً واحداً، وعاش أغلب فترة طفولته مع والدته.
Ayrıca, öksürük iki aydan küçük çocuklarda çoğunlukla görülmez.بالإضافة إلى ذلك، كثيرًا ما لايكون السعال موجودا لدى الأطفال الذين يقلّ عمرهم عن الشهرين.
Çoğunlukla oyun sloganları taşıyan tişörtler giymektedir.وهو غالباً ما يرتدي قمصان عليها شعارات ألعاب .
Çoğunlukla RF ile simgeleştirilir.يرمز لها عادة بالترميز iff.
Çoğunlukla, kahvaltıda tüketilir.وعادةً ما يكون جزء من الأفطار في البيت.
Tedavi çoğunlukla antibiyotikler ile yapılır.العلاج في العادة يتم من خلال المضادات الحيوية.
Dersleri çoğunlukla Hilbert’in adı altında duyuruluyordu ve Noether çoğu zaman “yardım” da bulunuyordu.غالبا ما كان يتم الإعلان عن محاضراتها تحت اسم هلبرت، وأنها سوف تقوم بالمساعدة.
Çoğunlukla metal plakalardan yapılır.والآن مصنوعة في الأغلب من اللدائن.
Bunlar çoğunlukla kitaplar, opera ve bale üzerine inceleme yazılarıydı.أتفق معظمها أنه كان يقرأ التوراة والإنجيل.
Eğer bu başarısız olursa, türbin çoğunlukla felaket boyutlarında parçalanana kadar, hızlanmaya devam eder.وإذا فشل هذا فان العنفة قد يواصل التسارع حتى ينهار، بشكل مذهل.
Ölüler çoğunlukla doğrudan toprağa gömülüydü.عادةً يدفن المتوفي تحت الأرض.
Büyünün nasıl yapıldığı da çoğunlukla merak konusudur.غالبًا ما تكون العباءات الخاصة بالأعمال الخيالية متعلقة بالسحر.
Güney Kore çoğunlukla denizler ile çevrilidir ve üç deniz boyunca 2,413 km sahil şeridine sahiptir.كوريا الجنوبية محاطه عمومًا بالمياه فتمتلك حدود 2,413 كم (1,499 ميل) مع ثلاثة بحار.
Bileşen yıldızları çoğunlukla normal O veya B türü yıldızlardır.وغالبا ما يكون مصدر الإشعاع نجوم شابة من نوع O أو B .
Grup çoğunlukla sosyalist ve komünist eğilimdeki partilerden oluşmaktadır.تتألف المجموعة من أحزاب سياسية ذات توجهات اشتراكية وشيوعية.
Hedefler çoğunlukla kâğıt veya plastikten yapılır.وعادة يتكون من طبقات من الورق أو البلاستيك .
Bu bulutlar çoğunlukla hidrojenden ve % 23–28 helyum ile az miktarda daha ağır öğelerden ibarettir.هذه السحب تسمى السحابات الجزيئية وتحتوي غالبا على الهيدروجين مع 23-28% هيليوم ونسبة قليلة من عناصر ثقيلة أخرى.
Meslekten asker olmayan Kızıl Muhafızlar çoğunlukla silahlandırılmış işçiler ve sivillerden oluşuyordu.سعى الحرسان الأحمر والأبيض غير المسلحين في البداية للحصول على أسلحة.
Korseler çoğunlukla kızlar tarafından giyilmekteydi.ترتدى الملابس العلوية القصيرة غالباً من الفتيات.
Yüzey renkleri çoğunlukla donuk koyu renklerdir.غالباً ما يأخذ السطح المُبّرد شكل الإصبع البارد .
Bu toplantıda alınan kararların üçte iki çoğunlukla alınması gerekiyordu.ويحتاج تبنى أي مقترح في هذا الشأن إلى موافقة بأغلبية الثلثين في المؤتمر.
Çoğunlukla resimlendirilmiş lerdir.هذا بالإضافة إلى أن صورتها غالباً مستقرة.
Ülke çoğunlukla Fransa'nın etkisi altında kaldı.وهكذا تمت لفرنسا السيطرة على معظم قصور المنطقة.
Kanalları çoğunlukla Rusça yayın yapmaktadır.ولكن غالباً ما يكون الصوت فيها مدمج بصوت روسي...
İlk tabloları çoğunlukla tarihi konular üzerineydi.وتدور معظم رواياتها حول موضوعات تاريخية.
Çoğunlukla 50 yaşın üzerindeki erkeklerde görülür.العرج المتقطع غالبا ما يصيب الرجال الذين أعمارهم فوق 50 سنة.
Çoğunlukla saatler veya günler sürer.تستغرق تلك الرحلة ساعات أو أيام.
Tablolarında çoğunlukla ahlaki dersler vermeye çaba gösterdi.وقد اشتهرت بصفة خاصة, بإعدادها لمختارات أدبية عديدة.
Eserlerinde çoğunlukla içinde bulunduğu mekanların tasvirini yapmıştır.تقع أحداث أفلامه غالبا في أماكن كان قد زارها خلال تلك الفترة.
Bu askerler çoğunlukla Hispania, Numidya ve Afrika'nın diğer yakın bölgelerinden gelmekteydi.ومع ذلك، فإن معظم هؤلاء الأسرى كانوا من أراض قريبة من أفريقيا، وخاصة إسبانيا وإيطاليا.