çoğunlukla ile cümle
çoğunlukla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Ampirik formülden moleküler formüle çoğunlukla gidemezsiniz. aYou pretty much can't go back from the empirical formula to the molecular formula.
Çoğunlukla böyle dizilir.It's often drawn like this.
Birçoğu kayadan ve metalden, çoğunlukla da kayadan oluştuğu için pek yaşam imkanı sunmuyor.And it's not very promising for life, since most of it consists of rock and metal, mostly rock.
Tüm yazılı kağıtlar bir bilgisayarda hazırlanır (çoğunlukla) ve bir aygıt aracılığıyla basılır.All are written papers, (mostly) on a computer, and printed through a device.
Her zaman değil -- bunlar kesin değil -- ama çoğunlukla.Not all the time -- these things aren't absolute -- but a lot of the time.
Bazen ben kazanırdım, ama çoğunlukla o kazanırdı, ikimiz de bunlardan hoşlanırdık.Sometimes I would win, mostly he would win, but we both enjoyed them.
Hepimiz, göğüs kanserinin etkilediği birini, çoğunlukla genç bir kadını, aklımıza getirebiliriz.We can all think of someone, often a young woman, who has been impacted by breast cancer.
Ve çoğunlukla daha zeki olurlar içlerinde daha daha zeki şahıslar olmasına rağmen.And they can actually often be smarter than even the smartest person within them.
Şey, çoğunlukla, düşünmezler.Well, for the most part, they don't.
Harika olan ise, çoğunlukla, bu hikayelerin birbirleriyle çelişmesidir.What is wonderful is, at many times, the stories will contradict with each other.
Ama isin asli su, bu cilgin davalar sayica az. Cogunlukla kazanmiyorlar.But the reality is, these crazy cases are relatively rare.
Ve beyinle görme çoğunlukla hayal gücü olarak adlandırılır.And seeing with the brain is often called imagination.
Ben çoğunlukla ileri yaş bakımevlerinde çalışıyorum.I work in old-age homes, largely.
Aslında, bu inanışlar çoğunlukla size söylenenlere dayanmaktadır.Instead, these beliefs are mostly based on what you've been told.
Fakat, büyük çoğunlukla, kültürümüz bunun ne anlama geldiğini kabul edemedi.And yet, for the most part, our culture has not come to terms with what this means.
Ve çoğunlukla bundan daha fazlasını yapar.And often it does something more.
Ve bunu yapabilirler, çoğunlukla istedikleri kadar.And they can do this, frankly, as much as they want.
Ve bu şekilde söylendiğinde, çoğunlukla soyuttur.And when it's said like that, it's often quite abstract.
Daha çoğunlukla bililen ishal gibi.More commonly known as diarrhea.
Çok çalışma gerektirir çoğunlukla da sahne arkasında.It takes hard work, often behind the scenes.
Çoğunlukla mısırla besleniyorlar.See that line in small print? And "natural"?
Bence bu çoğunlukla yaptığımız şey.I think this is mostly what we do.
Ve bir felç ya da başka bir komplikasyon durumunda tek seçenek çoğunlukla tekerlekli sandalyedir.And the only option, pretty much -- when it's stroke or other complications -- is the wheelchair.
Yol çoğunlukla dağ yolu.It's almost all a single path.
Bu çoğunlukla kadın işçiler var.It's mostly women workers.
İşçiler çoğunlukla uzak illere Çin geliyor.Mostly the workers come from far away provinces of China.
Çoğunlukla onlar uzak iller gelir.Mostly they come from the far away provinces.
Çoğunlukla eş zamanlı olarak indirdiğiniz torrent sayısı:Number of torrents you usually download simultaneously:
Çoğunlukla Bulutlu ve Esintiliweather conditionMostly Cloudy and Breezy
Çoğunlukla Bulutlu ve Rüzgârlıweather conditionMostly Cloudy and Windy
Çoğunlukla Bulutlu ve Hafif Sisliweather conditionMostly Cloudy with Haze
Gelişmiş ayarlar (Çoğunlukla gerekli değil)Advanced settings (mostly not needed)
İçimizde çoğunlukla kişiye özel yaşadığımız hissini durdurmak istiyorum.I want to stop feeling that we live inside mostly the private.
Daha ziyade kısıtlı yetkilere sahip olan YTD, başlangıçta çoğunlukla denetim misyonuna sahipti.The OHR had rather limited powers and initially served mostly as an observing mission.
Analistler çoğunlukla bunları dört ayrı "aile" şeklinde sınıflandırıyorlar.Analysts usually divide them into four distinct "families".
Çoğunlukla bu iki madde birleştirilerek cezalarda ciddi oranda indirimler yapılıyordu.These two articles were often combined to reduce the sentences substantially.
Yapanlar da çoğunlukla bir yakınlarının ihtiyacı olduğu için bağışta bulunuyor.When they do, it is often because someone close to them is in need.
Bu okullardaki çocuklar çoğunlukla dar gelirli ve sosyal sorunları olan ailelerden geliyorlar.The kids at these schools frequently come from families with low incomes and social problems.
Şiire olan sevgisiyle tanınan lider, çoğunlukla alametifarikası olan ipek bir fular takardı.Known for his love of poetry, he was often seen wearing a silk scarf, a personal trademark.
Çoğunlukla "Vukovar Üçlüsü" olarak anılan eski Sırp subayları suçsuz olduklarını iddia ettiler.The former Serb officers -- often referred to as the "Vukovar Three" -- have pleaded not guilty.
Sırf askeri veya güvenlikle ilgili olmaktan çok çoğunlukla siyasi sorunlar var.There are mostly political rather than pure military or security issues.
Memeti, "Geçtiğimiz yıl ombudsmanlığa çoğunlukla uzun süren davalarla ilgili şikayetler geldi."Last year the ombudsman's office received complaints mostly of lengthy trials.
Park alanları çoğunlukla ücretsiz.Parking lots are mostly free.
Meta: Balkanlar'da, bütün uluslar çoğunluklar ve azınlıklardan meydana gelmiştir.Meta: In the Balkans, all nations are made up of majorities and minorities.
Ancak parlamentodaki çoğunluklarını kaybetme olasılıkları var.They could, however, lose their absolute majority in parliament.
Seçim kampanyası sert ve çoğunlukla olumsuz bir havada geçti.The election campaign has been hard-fought and often negative in tone.
OLAP çoğunlukla veri işlemede yararlı oluyor.OLAP often is useful in data mining.
Kosova'daki Ramazan ve oruç geleneği de çoğunlukla diğer ülkelerdeki gibi yaşanıyor.In Kosovo, the tradition of Ramadan fasting follows much the same path as in other nations.
Pazara ürün veren çiftçiler ise çoğunlukla kıyıya yakın bölgelerde bulunuyor.The farmers who produce for the market are mainly from areas close to the coast.
Bu durumdan çoğunlukla petrol rafinerisi sorumlu tutuluyor.Most of the blame is directed at the oil refinery.
Gençler çoğunlukla İtalya'ya gitmek isterken, bu ülkeyi ABD ve Kanada izliyor.Young people dream most often about going to Italy, followed by the United States and Canada.
Provokasyonlar ve yorumlar da olmuyor değil, ama bunların kaynağı çoğunlukla gençler oluyor.There are provocations and comments, but they mostly come from youngsters.
Azınlıklar çoğunlukla kuzeydeki enklavlarda yaşıyorlar.The minority mostly lives in northern enclaves.
Petkovska: medya çoğunlukla siyasete hizmet ediyorPetkovska: media often serves politics
Dünya Savaşı'ndan sonra ve çoğunlukla Kosova'ya gelip yerleşmiş.Belgrade welcomed them with open arms and today they work as doctors, lawyers or journalists.
Zarar gören taraflar çoğunlukla yabancı haberleşme firmaları oldu.The damaged parties are mostly foreign telecommunication companies.
Grup, çoğunlukla önceki yıllarda süreçte yer almış kişilerden oluşacak.It would be made up mainly of people who were involved in the process in previous years.
Kırcali'de, çoğunlukla yaşlı insanların yaşadığı pek çok köy var." diye de ekledi.There are many villages in Kardzhali that are mostly inhabited by old people," she added.
Kadınlar çoğunlukla cinsel sömürü amacıyla satılıyorlar.The women are mostly sold for the purpose of sexual exploitation.
Bunlar da AB ülkelerinde iş vaatlerine kanarak çoğunlukla köleliğe zorlanıyorlar.They too respond to promises of jobs in the EU, only to be forced into slavery.