çirkin ile cümle
çirkin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
İnanıyorum ki; en çirkin halimizden daha güzel olamayız.Vì tôi tin rằng chúng ta không khi nào đẹp hơn là khi chúng ta xấu xí nhất.
İnanıyorum ki; en çirkin halimizden daha güzel olamayız.Защото наистина вярвам, че никога не сме по-красиви, отколкото когато сме най-грозни.
İnanıyorum ki; en çirkin halimizden daha güzel olamayız.Потому что я верю, что самыми красивыми мы бываем тогда, когда мы наиболее уродливы.
İnanıyorum ki; en çirkin halimizden daha güzel olamayız.Тому що я вірю в те, що найкрасивішими ми є тоді, коли ми найбільш потворні.
İnanıyorum ki; en çirkin halimizden daha güzel olamayız.כי אני באמת מאמין שאנו יפים ביותר בשעה שאנו מכוערים ביותר.
İnanıyorum ki; en çirkin halimizden daha güzel olamayız.لأنني فعلاً أؤمن أننا في قمة جمالنا، حينما نكون في قمة القبح.
İnanıyorum ki; en çirkin halimizden daha güzel olamayız.本当に信じているからです それは その瞬間にこそ 僕らが本当に何で出来ているかを 知る瞬間だからです
İşler çirkinleşti.As coisas ficaram feias.
İşler çirkinleşti.Die Sache wurde schllimm.
İşler çirkinleşti.I zrobiło się wstrętnie.
İşler çirkinleşti.일이 험악해졌습니다
İşler çirkinleşti.Le cose sono diventate brutte.
İşler çirkinleşti.Si lucrurile au inceput sa se imputa.
İşler çirkinleşti.Situace se opět zhoršila.
İşler çirkinleşti. Taşlar atıldı , ateşler yakıldı ve 50 kişi öldü.Des pierres ont été lancées, des coups de feu ont été tirés, 50 personnes sont mortes.
İşler çirkinleşti.Все стало жахливо.
İşler çirkinleşti.ساءت الاحوال.
İşler çirkinleşti.投石、銃撃が始まり、50人もの人が殺された。
İşte o noktada; çirkin, uygarlıktan yoksun geçmiş yerine geleceği romantikleştirmeye başlayacağız.A ce moment-là, nous recommenceront à idéaliser l'avenir, plutôt que le passé affreux et brutal.
İşte o noktada; çirkin, uygarlıktan yoksun geçmiş yerine geleceği romantikleştirmeye başlayacağız.A quel punto ricominceremo a fantasticare sul futuro, invece che sul passato brutale e difficile.
İşte o noktada; çirkin, uygarlıktan yoksun geçmiş yerine geleceği romantikleştirmeye başlayacağız.Där kommer vi att börja romantisera framtiden igen istället för det otäcka och brutala förgångna.
İşte o noktada; çirkin, uygarlıktan yoksun geçmiş yerine geleceği romantikleştirmeye başlayacağız.Din acel moment vom incepe iar sa idealizăm viitorul fară să ne uităm inapoi la trecutul ruşinos.
İşte o noktada; çirkin, uygarlıktan yoksun geçmiş yerine geleceği romantikleştirmeye başlayacağız.Ekkor újra a jövőt romantizáljuk majd, a csúnya, kegyetlen múlt helyett.
İşte o noktada; çirkin, uygarlıktan yoksun geçmiş yerine geleceği romantikleştirmeye başlayacağız.Entonces, volveremos a idealizar el futuro en lugar del pasado tan cruel y desagradable.
İşte o noktada; çirkin, uygarlıktan yoksun geçmiş yerine geleceği romantikleştirmeye başlayacağız.Khi đó, chúng ta bắt đầu lãng mạn hóa tương lai một lần nữa thay vì một quá khứ kinh tởm và tàn bạo.
İşte o noktada; çirkin, uygarlıktan yoksun geçmiş yerine geleceği romantikleştirmeye başlayacağız.그 시점에서는, 지저분하고 잔인했던 과거 대신에 다시 미래를 낙관적으로 바라보기 시작하겠죠.
İşte o noktada; çirkin, uygarlıktan yoksun geçmiş yerine geleceği romantikleştirmeye başlayacağız.Nessa altura começaremos a olhar para o futuro com mais optimismo, em vez do passado severo e difícil.
İşte o noktada; çirkin, uygarlıktan yoksun geçmiş yerine geleceği romantikleştirmeye başlayacağız.Pada titik ini, kita mulai meromantisasikan masa depan lagi, daripada masa lalu yang brutal dan menjijikkan.
İşte o noktada; çirkin, uygarlıktan yoksun geçmiş yerine geleceği romantikleştirmeye başlayacağız.Vanaf dat moment zullen we de toekomst weer gaan romantiseren, in plaats van het vieze, woeste verleden.
İşte o noktada; çirkin, uygarlıktan yoksun geçmiş yerine geleceği romantikleştirmeye başlayacağız.V ten moment budeme opět romantizovat budoucnost místo brutální nepříjemné minulosti.
İşte o noktada; çirkin, uygarlıktan yoksun geçmiş yerine geleceği romantikleştirmeye başlayacağız.V tom okamžiku, začneme romantizovať znovu budúcnosť, namiesto nechutnej, brutálnej minulosti.
İşte o noktada; çirkin, uygarlıktan yoksun geçmiş yerine geleceği romantikleştirmeye başlayacağız.Wtedy ponownie zaczniemy idealizować przyszłość zamiast okropnej, brutalnej przeszłości.
İşte o noktada; çirkin, uygarlıktan yoksun geçmiş yerine geleceği romantikleştirmeye başlayacağız.В цей момент ми знову почнемо ідеалізувати майбутнє, а не потворне і жорстоке минуле.
İşte o noktada; çirkin, uygarlıktan yoksun geçmiş yerine geleceği romantikleştirmeye başlayacağız.В этот момент мы опять начнем идеализировать будущее, а не безобразное и жестокое прошлое.
İşte o noktada; çirkin, uygarlıktan yoksun geçmiş yerine geleceği romantikleştirmeye başlayacağız.На този етап отново ще започнем да гледаме романтично на бъдещето, вместо противното, скотско минало.
İşte o noktada; çirkin, uygarlıktan yoksun geçmiş yerine geleceği romantikleştirmeye başlayacağız.בנקודה זו, נתחיל לייפות את העתיד שוב במקום העבר הגס והמלוכלך
İşte o noktada; çirkin, uygarlıktan yoksun geçmiş yerine geleceği romantikleştirmeye başlayacağız.عند تلك النقطة، سنبدأ الحنين الى المستقبل مجدداً بدلاً عن الماضي القذر، السيئ
İşte o noktada; çirkin, uygarlıktan yoksun geçmiş yerine geleceği romantikleştirmeye başlayacağız.未来をロマンチックに描くようになるでしょう なぜそれが重要なのか?
(Kahkahalar) Sizin biraz daha çirkin bir versiyonunuza ihtiyacınız var. (Kahkahalar)(Tiếng cười) tie (Tiếng cười)
Kendisine Tanrı'nın vekili diyerek sadece... ...çirkin intikam arzusunu gizliyor ve küstahça davranıyor!Han forklæder bare sin hævnlyst ved at kalde sig "udsendt."
Kendisine Tanrı'nın vekili diyerek sadece... ...çirkin intikam arzusunu gizliyor ve küstahça davranıyor!Han förklär bara sin hämndlystnad genom att kalla sig "utsänd".
Kendisine Tanrı'nın vekili diyerek sadece... ...çirkin intikam arzusunu gizliyor ve küstahça davranıyor!Maschera la sua orribile sete di vendetta spacciandosi per un rappresentante della Divinità!
Kendisine Tanrı'nın vekili diyerek sadece... ...çirkin intikam arzusunu gizliyor ve küstahça davranıyor!On tylko przystraja swą żądzę zemsty w szaty wysłannika Najwyższego!
Kendisine Tanrı'nın vekili diyerek sadece... ...çirkin intikam arzusunu gizliyor ve küstahça davranıyor!Scar vain kätkee kostonhalunsa väittämällä olevansa hyvän puolella.
Kendisine Tanrı'nın vekili diyerek sadece... ...çirkin intikam arzusunu gizliyor ve küstahça davranıyor!Só está a mascarar o seu feio desejo de vingança, auto-intitulando-se agente do Fundador e sendo arrogante!
Kendisine Tanrı'nın vekili diyerek sadece... ...çirkin intikam arzusunu gizliyor ve küstahça davranıyor!Sólo disfraza su deseo de venganza con su arrogancia y finge ser el enviado del Fundador.
Kendisine Tanrı'nın vekili diyerek sadece... ...çirkin intikam arzusunu gizliyor ve küstahça davranıyor!Καλύπτει τη δίψα του για εκδίκηση αυτοαποκαλούμενος αντιπρόσωπος του Ενός και φερόμενος αλαζονικά!
Kendisine Tanrı'nın vekili diyerek sadece... ...çirkin intikam arzusunu gizliyor ve küstahça davranıyor!Он лишь прикрывает свою уродливую жажду мести... называя себя посланцем и действуя так нагло!
Keşke o gün o çirkin takımı giymeseydim diyorum.Desearía no haber usado ese traje feo ese día.
Keşke o gün o çirkin takımı giymeseydim diyorum.Ich wünschte, ich hätte an diesem Tag diesen hässlichen Anzug nicht getragen.
Keşke o gün o çirkin takımı giymeseydim diyorum.Îmi doresc să nu fi purtat acel costum urât atunci.
Keşke o gün o çirkin takımı giymeseydim diyorum.Jag önskar att jag inte hade burit den fula kostymen den där dagen.
Keşke o gün o çirkin takımı giymeseydim diyorum.J'aurais tant aimé ne pas avoir porté ce costume laid ce jour-là.
Keşke o gün o çirkin takımı giymeseydim diyorum.제가 그날 그 못생긴 수트를 입지 않았다면 좋았을 겁니다.
Keşke o gün o çirkin takımı giymeseydim diyorum.Лучше бы я не надевала тот мужеподобный костюм.
Keşke o gün o çirkin takımı giymeseydim diyorum.تمنيت أني لم ألبس تلك البدلة القبيحة
Keşke o gün o çirkin takımı giymeseydim diyorum.ちなみにそのスーツは もうクローゼットにはありません
Kimi insanlar güzel, diğerleri çirkin bulunur. Ama onları kim kategorilere ayırıyor ve kıstaslar neler?Alcune persone sono viste come belle,altre come brutte. ma chi li categorizza, e con quale criterio?
Kimi insanlar güzel, diğerleri çirkin bulunur. Ama onları kim kategorilere ayırıyor ve kıstaslar neler?Alguna gente es considerada como bella, otra fea, pero ¿Quién las categoriza? y ¿Con qué criterio?
Kimi insanlar güzel, diğerleri çirkin bulunur. Ama onları kim kategorilere ayırıyor ve kıstaslar neler?Certaines personnes sont vue comme magnifi mais qui les range dans ces cases ? et avec quels critères ?