çiftlik ile cümle

çiftlik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Geçen yaz, ben bir çiftlikte yarım zamanlı çalıştım.Last summer, I worked part time on the farm.
Yağmur çiftlik bitkileri üzerinde iyi bir etkiye sahipti.The rain had a good effect on the farm crops.
Bütün gün boyunca çiftlikte çalıştığı için, o tamamen yorgundu.Having worked on the farm all day long, he was completely tired out.
Beth'in çiftlikteki zamanından hoşlanmadığına şaşırdım.I'm surprised that Beth didn't enjoy her time at the farm.
Bakers'ların nehrin yukarısında bir çiftlikleri var.The Bakers have a farm up the river.
Tony ve annesi çiftliğe geldiler ve çiftlik avlusunda yürüdüler.Tony and his mother arrived at the farmhouse and walked through the farmyard.
Çiftlikte yaklaşık 500 büyükbaş hayvan var.There are about 500 cattle on the ranch.
Bu çiftlik patates yetiştiriyor.The farm grows potatoes.
George büyük bir çiftlikte çalışır.George works on a big farm.
Biz geçen yaz bir çiftlikte çalıştık.We worked on a farm last summer.
Emekliliğim için sekiz dönümlük bir çiftlik aldım.I bought an eight-acre farm for my retirement.
Az önce çiftlikten gelmiş olan birkaç taze yumurtayı aldım.I bought some fresh eggs which had just come from the farm.
Ben bir çiftlikte çalıştım.I worked on a farm.
Büyük çiftliklerde sığırlar genellikle damgalarla işaretlenirler.On large farms, cattle are usually marked with brands.
Çiftliklerde çok sayıda insan çalışır.A lot of people work on farms.
Orta Amerika'da, ormanların yerini sığır çiftlikleri alıyor.In Central America, forests are replaced by cattle ranches.
Çiftlik yola bitişik.The farm abuts on the road.
Çiftlik yola dayanıyor.The farm abuts on the road.
Ahır çiftlik evinin tam arkasında.The stable is right behind the farm house.
Çiftlik evlerinin ahırları vardır.Farmhouses have barns.
Çiftlikte çalışan bir adam var.There is a man working on the farm.
Bazı çiftçiler çiftlikte çalışıyorlar.Some farmers are working on the farm.
Çiftlik hayatından şehir hayatına geçiş çoğunlukla zordur.The transition from farm life to city life is often difficult.
Sabahtan akşama kadar çiftlikte çalışıyor.He works on the farm from morning till night.
Ona çiftlikte iş verilmektedir.He is employed on the farm.
O çiftlikte babasına yardım etmek için yeterince güçlüydü.He was strong enough to help his father on the farm.
Onların çiftlikleri bitişik olur.Their farms adjoin.
Ama çiftlikteki iş keyifliydi.But the work on the farm was enjoyable.
Bütün gün çiftlikte çalıştım.I worked on the farm all day.
Cesar Chavez 1927 yılında Arizona'da, Yuma yakınındaki küçük bir çiftlikte doğdu.Cesar Chavez was born on a small farm near Yuma, Arizona in 1927.
Hâlâ çok gençken, Roger çiftlikten ayrıldı.Roger left the farm when he was still very young.
Büyükbabamın kuşağındaki birçok insan çiftliklerde büyüdüler.Many people in my grandfather's generation grew up on farms.
Açık hava pazarları yerel çiftliklerde yetiştirilen gıdaları satar.Open-air markets sell food grown on local farms.
Çiftliklerde ya da küçük kasabalarda yaşadılar.They lived on farms or in small towns.
New York Eyaleti'nde bir çiftlikte toplandılar.They gathered at a farm in New York State.
Evleri ve çiftlik binalarını kundakladılar.They set fire to houses and farm buildings.
Hoover, Iowa çiftlik eyâletinde 1874'te doğdu.Hoover was born in the farm state of Iowa in 1874.
Hoover, 1874'te Iowa çiftlik eyâletinde doğdu.Hoover was born in the farm state of Iowa in 1874.
Çiftlik hayvanları uzaklara götürüldü ya da öldürüldü.Farm animals were taken away or killed.
Askerler her köy ve çiftlikte durdu.The soldiers stopped at every farm and village.
Birçok çiftçiler çiftliklerini kaybettiler.Many farmers lost their farms.
Küçük aile çiftlikleri yok oluyorlardı.Small family farms were disappearing.
Ailelerin çiftlikte çok yardıma ihtiyacı vardı.Families needed a lot of help on the farm.
Çiftlik fiyatları yüzde elli beş düştü.Farm prices had fallen fifty-five percent.
Çiftliklerin %75'inden fazlası domuz ve süt ineği yetiştirdi.More than 75% of farms raised pigs and milk cows.
İnekler çiftlikte.The cows are on the farm.
Atlar çiftlikte.The horses are on the farm.
Şu politikacı sadece yerel çiftlik ürünleri yediğini iddia etti.That politician claimed that he only ate local farm products.
Tom karısı Mary ile birlikte Boston'dan çok uzakta olmayan bir çiftlikte yaşıyor.Tom lives on a farm with his wife, Mary, not too far from Boston.
Geçen hafta Bay Wood'a yazdım ve sana çiftlikte bir iş vermesini istedim.I wrote last week to Mr. Wood and I asked him to give you a job on the farm.
Çiftlikte hayvanlar vardı.There were animals in the farm.
Gün doğumundan gün batımına kadar çiftlikte çalışır.He works on the farm from sunrise to sunset.
Geçen yaz bir çiftlikte yarım zamanlı olarak çalıştım.Last summer, I worked part time on a farm.
Tom ve Mary bir çiftlikte yaşıyor ve on altı çocukları var.Tom and Mary live on a farm and have 16 children.
Eski çiftlikleri yıkacağız.We'll destroy the old farms.
Çiftlikteki işini niye bıraktın?Why did you leave your job on the farm?
Çiftlik hayvanlarını tedavi eder misin?Do you treat farm animals?
Bu çiftlikte kaç tane sinek var?How many cows are there on this farm?
Tom, Kaliforniya'da bir çiftlikte yaşıyor.Tom lives on a farm in California.
O, şehre gitmek için çiftlikten ayrıldı.She left the farm to go to the city.
İlgili Sayfalar