çiftçi ile cümle
çiftçi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Türkiye genelinde olduğu gibi Kırklareli'ne de çiftçi aile sayısına göre arazi dağılımı dengeli değildir.Njihovo razlikovanje od Ukrajincev kot naroda pa ostaja zrno spora.
Bir çiftçiydi.Buvo ūkininkas.
Ebeveynleri çiftçidir.Tėvai – ūkininkai.
Çiftçilik yapar.Ūkininkavo.
Burada gelişen çiftçilik faaliyetleri kuzeye ve Orta Avrupa’ya geçmiştir.Žemdirbystė pasiekė vidurio ir šiaurinę Europą.
Çiftçiler bile büyük zorluklar yaşamışlardır.Buvo ir nuskurdusių žemdirbių.
2011 yılında millî gelir 10.444 $, çiftçinin millî geliri 3.653 $'dır.2011 m. kompanijos pajamos sudarė 4,253 milijardo eurų, joje dirbo 9 694 darbuotojai.
"Esnafın ve çiftçinin borcu erteleniyor".Rėmė „Varpo“ ir „Ūkininko“ leidybą pinigais.
Bundan sonra şehrin etrafındaki arazi tarım ve çiftçiliğe de açıldı.Miestas laikėsi ir iš čia kultivuojamos žemdirbystės.
Söke'de çiftçilikle uğraştı.Jie lygumose užsiėmė žemdirbyste.
Yaşamını sürdürdüğü köy, Dağyolu'nda çiftçilikle uğraşmıştır.Jo darbo pažiūrėti susirinkdavo pusė kaimo.
1925) Dünya Çiftçiler Günü Dünya Eczacılık GünüBalandžio 27 diena Medicinos darbuotojų diena; Pasaulinė grafinio dizaino diena .
Şirket üç alanda ihtisaslaşmıştır: Genel Sigorta, Hayat Sigortası ve Çiftçilik.Sąjunga turi 3 skyrius: pašalpų, draudimo ir socialinį.
Ailesi çiftçiydi.Tema isa oli talupidaja.
Kasım 1945'te yapılan seçimleri, oyların %57'sini alarak Bağımsız Çiftçiler Partisi kazandı.Novembris 1945 toimunud valimised võitis Sõltumatute Väikeomanike partei, kes kogus 57% häältest.
Kitapta yazar insanları 4 sınıfa ayırır: askerler, alimler, çiftçiler, sanatçılar ve tüccarlar.Kogu ühiskond jagunes nelja klassi: samuraid, põllumehed, käsitöölised ja kaupmehed.
İki ebeveyni de çiftçi idiler.Jaan Sammuli vanemad olid talupidajad.
Bir çiftçinin oğluydu.Ta oli talupidaja poeg.
Bir çiftçiydi.Ta oli talupojapäritolu.
Çoğu çiftçiler tarlalarına bulgur yapılan buğday eker.Enamiku söögist kasvatasid inimesed oma talus.
Babası Ralif Safin zengin bir çiftçidir.Selline inimene on ristiisa Bordács, rikas talupoeg.
Oysaki kargalar her türlü ekin zararlısını yiyerek zaman zaman çiftçilere faydalı da olurlar.Põllumeestelt tuleb linnalaste heaks kas või viimane leivapäts ära võtta.
Halen özel çiftçilik yapmaktadır.Põllumajandusega tegelevad üksikud talud.
Bir çiftçi ailesinden geliyordu.Pärit talupoja perekonnast.
Buna göre bir çiftçi, çiftçilikten başka bir işle uğraşamıyordu.Ei ole alust arvata, et Jumal soosiks karjakasvatajat rohkem kui põlluharijat.
. 176, çiftçinin üç günde sattığı domateslerin sayısıdır.우리는 176을 뺄 것입니다. 그게 그가 3일 동안 몇 개나 팔았느냐 이니까요.
. 176, çiftçinin üç günde sattığı domateslerin sayısıdır.3 日間で販売している数です。 問題は
. 176, çiftçinin üç günde sattığı domateslerin sayısıdır.Dus we zullen die 176 er aftrekken. Dat is hoeveel hij er in drie dagen verkoopt.
. 176, çiftçinin üç günde sattığı domateslerin sayısıdır.Hvor mange har han tilbage efter de 3 dage. Vi skal bare trække de 176 fra det antal han dyrkede.
. 176, çiftçinin üç günde sattığı domateslerin sayısıdır.Prostě musíme jen odečíst těch 176 z množství, které vypěstoval.
. 176, çiftçinin üç günde sattığı domateslerin sayısıdır.Quindi sottrarremo 176, questo e' quello che vende in 3 giorni.
. 176, çiftçinin üç günde sattığı domateslerin sayısıdır.Suntem întrebaţi: câte îi rămân la sfârşitul celor trei zile?
. 176, çiftçinin üç günde sattığı domateslerin sayısıdır.Θα αφαιρέσουμε λοιπόν 176, τόσες πούλησε μέσα σε τρεις μέρες.
. 176, çiftçinin üç günde sattığı domateslerin sayısıdır.سوف نقوم بطرح 176 وهو مجموع ما قام ببيعه على مدار 3 أيام
2.1 milyon tutuklu, 1.9 milyon çiftçi.2,1 miljoen gevangenen, 1,9 miljoen boeren.
2.1 milyon tutuklu, 1.9 milyon çiftçi.2,1 Million Gefangene, 1,9 Million Bauern.
2.1 milyon tutuklu, 1.9 milyon çiftçi.2,1 millió rab van és 1,9 millió gazdálkodó.
2.1 milyon tutuklu, 1.9 milyon çiftçi.2,1 mln więźniów, 1,9 mln rolników.
20 yılımı açlık sınırında olan Afrikalı çiftçilerle röportaj yaparak harcadım.20 évet töltöttem az éhhalál szélén álló afrikai farmerek között.
20 yılımı açlık sınırında olan Afrikalı çiftçilerle röportaj yaparak harcadım.전 20년동안 기근의 문턱에 있는 아프리카 농부들을 인터뷰 했습니다.
20 yılımı açlık sınırında olan Afrikalı çiftçilerle röportaj yaparak harcadım.Am petrecut 20 de ani intervievand fermieri africani care erau la limita foamei.
20 yılımı açlık sınırında olan Afrikalı çiftçilerle röportaj yaparak harcadım.Ich habe 20 Jahre lang Farmer in Afrika interviewt, die am Rande einer Hungersnot waren.
20 yılımı açlık sınırında olan Afrikalı çiftçilerle röportaj yaparak harcadım.Ik heb 20 jaar lang Afrikaanse boeren geïnterviewd die op de rand van de hongersnood balanceerden.
20 yılımı açlık sınırında olan Afrikalı çiftçilerle röportaj yaparak harcadım.In realtà, ho speso 20 anni a parlare con contadini Africani a continuo rischio di carestia.
20 yılımı açlık sınırında olan Afrikalı çiftçilerle röportaj yaparak harcadım.Jag la 20 år på att intervjua afrikanska bönder som var på gränsen till svält.
20 yılımı açlık sınırında olan Afrikalı çiftçilerle röportaj yaparak harcadım.J'ai passé 20 ans à interroger des fermiers africains qui étaient au bord de la famine.
20 yılımı açlık sınırında olan Afrikalı çiftçilerle röportaj yaparak harcadım.Já jsem strávil 20 let rozhovory s Africkými farmáři, kteří byli na pokraji hladomoru.
20 yılımı açlık sınırında olan Afrikalı çiftçilerle röportaj yaparak harcadım.Pasé 20 años entrevistando a granjeros africanos que estaban en el borde de la hambruna.
20 yılımı açlık sınırında olan Afrikalı çiftçilerle röportaj yaparak harcadım.Passei 20 anos em entrevistas a agricultores africanos que estavam à beira da fome.
20 yılımı açlık sınırında olan Afrikalı çiftçilerle röportaj yaparak harcadım.Saya menghabiskan 20 tahun mewawancarai petani-petani Afrika yang berada pada ujung kesengsaraan.
20 yılımı açlık sınırında olan Afrikalı çiftçilerle röportaj yaparak harcadım.Spędziłem 20 lat prowadząc wywiady z afrykańskimi farmerami, żyjącymi na granicy głodu.
20 yılımı açlık sınırında olan Afrikalı çiftçilerle röportaj yaparak harcadım.Strávil som 20 rokov s rozhovormi s africkými farmármi, ktorí boli na hranici hladu.
20 yılımı açlık sınırında olan Afrikalı çiftçilerle röportaj yaparak harcadım.Tôi dành 20 năm phỏng vấn các nông dân châu Phi, những người đang trên bờ vực của nạn đói.
20 yılımı açlık sınırında olan Afrikalı çiftçilerle röportaj yaparak harcadım.Ασχολήθηκα 20 χρόνια με συνεντεύξεις Αφρικανών αγροτών οι οποίοι βρίσκονταν στα όρια της πείνας.
20 yılımı açlık sınırında olan Afrikalı çiftçilerle röportaj yaparak harcadım.В течение 20 лет я проводил исследования среди африканских фермеров, живущих на грани голода.
20 yılımı açlık sınırında olan Afrikalı çiftçilerle röportaj yaparak harcadım.Прекарах 20 години в интервюта с африкански фермери, които бяха на ръба да умрат от глад.
20 yılımı açlık sınırında olan Afrikalı çiftçilerle röportaj yaparak harcadım.Я провів 20 років опитуючи африканських селян, які були на межі голоду.
20 yılımı açlık sınırında olan Afrikalı çiftçilerle röportaj yaparak harcadım.השקעתי 20 שנה בראיונות עם חקלאים אפריקאיים שהיו על סף רעב
20 yılımı açlık sınırında olan Afrikalı çiftçilerle röportaj yaparak harcadım.لقد قضيت 20 عاما في مقابلات مع مزارعين أفريقيين كانوا على حافة المجاعة.
20 yılımı açlık sınırında olan Afrikalı çiftçilerle röportaj yaparak harcadım.彼らは飢餓寸前のところでした。 これは農民ニーズの研究の成果なのです。