Köprü, çevresindeki kente adını da verdi.Le pont qui donna le nom à la ville.
"Aktaş Gölü ve yakın çevresinin coğrafyası".Voici le plan du rez-de-chaussée et de son entourage.
Üstün zekasına rağmen sosyalleşmede oldukça zorlanan Sheldon, zaman zaman çevresi tarafından anlaşılmaz.À cause de son passé douloureux, Kaoru s'est toujours senti assez exclu de la société.
1981 seçimlerinde ise aynı seçim çevresinden ilk turda yenilgiye uğramıştır.Les élections législatives suivantes, en 1981, donnèrent le même résultat.
1958 ve 1962 seçimlerinde Hérault 2. seçim çevresi milletvekili olmuştur.De 1958 à 1962, il est député de ce qui était alors la 2e circonscription de la Seine.
Yüzölçümü 953,5 km² olan ulusal park "Rainier Dağı" ve yakın çevresinin hepsini içine almaktadır.D'une superficie de 953,5 km2, le parc englobe toute la région du mont Rainier.
Çevresi türbe ve lahitlerle doludur.Il est entouré de tourbières et de marécages.
Bu nedenle çevresine danışır ancak son kararı tüm sorumluluğu alarak hep kendisi verir.Puis c'est au tour du candidat de répondre, sachant que celui-ci dispose de tout son temps.
Bess birkaç yıldır arkadaş çevresinin bir parçası olmuştu.Bess había sido parte de su círculo de amigos durante algunos años.
Bayan Foster, Doktor ve Donna'yı binanın çevresinde takip eder ve onları sonunda bir ofiste bulur.Foster persigue al Doctor y Donna por el edificio, atrapándoles finalmente en una oficina.
Ay'ın Yer çevresindeki dolanımını tamamlaması için geçen süre.La Luna, no obstante, da vueltas en su esfera alrededor de la Tierra.
Kentin çevresinde üç nekropol tespit edilmiştir.Se han identificado tres necrópolis de la ciudad.
Kilisenin iç kısmında da özellikle sunağın çevresinde de mezarlar bulunmuştur.También se realizaron enterramientos dentro de la iglesia, sobre todo alrededor del altar.
Saintonge, batı Fransa'da Saintes, Saintes'in çevresinde bir bölgedir.Saintonge es una región alrededor de Saintes, en el centro-oeste de Francia.
Malwida von Meysenbug, Wagner çevresinin dışından da olsa anaç bir koruyucu gibi davrandı.Malwida von Meysenbug mantuvo una conducta maternal incluso fuera del círculo de Wagner.
Dakka ve çevresindeki bölgeler o dönemde Bengalla olarak adlandırılmaktaydı.Dhaka y sus alrededores fueron identificados como Bengalla alrededor de aquel período.
Göz çevresindeki eş merkezli siyah ve beyaz kenarlar gözlerin yuvarlak şeklini vurgular.Los anillos concéntricos blancos y negros que rodean los ojos, acentúan la forma redondeada de su rostro.
Her bir çemberin merkezi, çevresindeki altı çemberin çevrelerinin kesiştiği yerdedir.A este centro se puede llegar tras la ascensión de los otros seis círculos que lo rodean.
Ephesoslular çevresinde toplandıklarında şöyle demiş: "Ne şaşıyorsunuz reziller?Los israelitas lo llamaron así al expresar: «¿Qué es esto?»
Büyük parlak bulutsunun küçük bir özelliği de Eta Carinae'nin çevresindedir.Dentro de esta gran nebulosa se encuentra una característica menor, rodeando a la propia Eta Carinae.
Bu seçim çevresinde 6 bağımsız aday seçimde yer almıştır.En 6 ayuntamientos salieron elegidos candidatos independientes.
Şu anda Güneş çevresinde yörüngede.Actualmente se encuentra en órbita alrededor del Sol.
Canlı bir organizma açık bir sistemdir: çevresiyle ve başka canlılarla enerji ve madde değişimi yapabilir.Un organismo vivo es un sistema abierto, capaz de intercambiar tanto materia como energía con su entorno.
Tuz Gölü ve çevresi 2001 yılında özel koruma alanı ilan edilmiştir.Las zonas del lago y sus alrededores, fueron declaradas en 1997 como áreas protegidas.
Kısa süre sonra zombiler üçünün çevresini kuşatmaya başlar.Los zombis comienzan a rodear al grupo.
Avupa direyi Avrupa'da ve çevresindeki adalar ve denizlerde yaşayan bütün hayvanların bir listesidir.La fauna de Europa comprende todos los animales que viven en Europa y sus mares e islas circundantes.
Köprü, kasaba çevresindeki tarım hizmetleri için bir merkez haline geldi.El puente hizo a la ciudad un centro lógico de servicios para la región agrícola circundante.
İspir ve çevresi kiliseleri.Llameiros de la Iglesia y alrededores.
Her bir yerleşim yeri üst çevresi bir hilal ile kapalı bulunan Palmiye Ağacı görünümünde olacaktır.Una palapa es una vivienda al aire libre con techo formado con palmas secas y soportes de madera de palma.
Akdeniz çevresindeki ülkeler uzun süredir Avrupa Birliği'nin dış politikasının ilgi odağı olmuştur.Las relaciones cercanas con Estados Unidos, han sido por décadas el eje de la política exterior de Israel.
Çevresi çok yüksek dağlarla çevrili ova, vadi, manasındadır.Se encuentra ubicado en un extenso valle, junto a altas montañas.
Köprü, çevresindeki kente adını da verdi.Es el puente que dio nombre a la ciudad.
40.000'i bulan nüfusun çoğunluğu Yongning bölgesi ve Lugu Gölü çevresinde yerleşmiştir.Son unas 40 000 personas y la mayoría habita en la región de Yongning y el lago Lugu.
Kent çevresinde yoğun olarak demir çıkarılmakta ve bu demir uluslararası pazarda ihraç edilmektedir.Sobresale la explotación de hierro a gran escala, siendo exportado hacia el mercado internacional.
Yakın çevresinden içki diye söz ederdi.Andarían con un bebe por ahí?
Bir krater gölü olan Kussharo Gölü çevresinde Bihoro Geçidi, Mokoto Dağı ve Nishibetsu Dağı bulunmaktadır.Alrededor del Lago Kussharo, un lago de cráter, están el Paso Bihoro, el monte Mokoto y el monte Nishibetsu.
Avşa adası çevresi neredeyse hemen tümüyle plajdır.La playa está totalmente desierta ahora.
SSCB çevresindeki devletleri topladı.Otros institutos se organizaron alrededor del KPI.
Üreme dönemi dışında göz çevresi soluk kırmızıdır.La nuca es roja durante la época de reproducción.
Dünya'nın çevresini dolaştı.Ellos a su vez giran alrededor de la Tierra.
Aile bir masa çevresindeki taburelerde oturarak birlikte yerdi.En cuanto ha reunido una familia, la deposita en la mesa.
Aşağı şehir liman çevresinde kurulmuştu.Fue construida cerca del puerto.
Çember çevresi 360 derece veya 400 gradlık açıya sahiptir.Transportador con forma circular graduado en 360° o 400°.
Yemek masaları Büyük Saat Kulesi'nin çevresindeki 10'dan fazla caddeye yerleştirilir.Los cuartos no los da más que el gran reloj de la plaza.
Derenin hayvanlar alemi (fauna) ve bitkiler alemi (flora) açısından çevresine kıyasla zengindir.Los habitantes viven de sus cultivos y su ganado, ya que no tienen comercio.
Güneybatıda kalan Polatlı çevresindeki kireç taşları fosil açısından oldukça zengindir.Todo el lado escarpado de la orilla meridional del lago es rico en fósiles.
1510 civarında, sanatçı Roma'ya gitti ve orada Rafael'in çevresindeki sanatçılardan biri oldu.Hacia 1510, Marcantonio se mudó a Roma y entró en el círculo de artistas del taller de Rafael.
Haziran 1998 de keşfedildiğinde, Gliese 876 b kırmızı bir cüce yıldızın çevresinde keşfedilen ilk gezegendi.Descubierto en 1998, Gliese 876 b fue el primer planeta en ser hallado orbitando una enana roja.
Yapılan araştırmalara göre, bugünkü dağ ve çevresi 20 milyon yıl önce denizle kaplıydı.Según los investigadores de la zona, estas cuevas estaban bajo el agua hace 20 millones de años.
Bu dönem zarfında Muş ve çevresi görülmeye değerdir.Pero ahora está en el Nexo, y es hora de que la naturaleza se vengue.
Tabanca ise cesedinin çevresinde yoktur.Ningún cuerpo está junto al de ella.
Martin mutsuzluğunu çevresine göstermeye başladı.Martin se lesiona en la confusión.
Müzik, kilise çevresinde gelişmiştir.Las edificaciones se han desarrollado en torno a la iglesia.
"Karabük" adının kaynağı, bir zamanlar çevresinde bulunan bitki örtüsüdür.El nombre «Poverty Point» proviene de la plantación que una vez rodeó el sitio.
Ruh bilimi açısından, kişinin oynadığı rol veya hem kendisine hem de çevresine karşı takındığı davranış.Cómo alguien aparece también depende de las cosas y la gente alrededor de él o ella.
İç ve dış çevresi vardır.Relaciones internas y externas.
Jefferson ve çevresi hafta sonlarını villasında geçirmekteydi.Agatón y su familia pasaron el resto de sus vidas en Finlandia.
Lise döneminde de çevresindeki birçok oyunda rol almayı başardı.De alta educación, tuvo la ocasión de viajar por muchos lugares.
Aynı zamanda peltek ve tuhaf konuşmasıyla başta öğrencileri olmak üzere çevresi tarafından sürekli aşağılanır.Pero a veces bromea y la hace avergonzar delante de todos los estudiantes en su escuela.
Oyuncular müzik çalarken sandalyelerin çevresinde müziğin ritmine uyarak yürürler.Cuando empiece a sonar la música, los jugadores deben girar alrededor de las sillas siguiendo el ritmo.