Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.A dziwował się niedowiarstwu ich, i obchodził okoliczne miasteczka, nauczając.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.A podivil sa ich nevere. A chodil vôkol po mestečkách a učil.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.E admirou-se da incredulidade deles. Em seguida percorria as aldeias circunvizinhas, ensinando.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.És csodálkozik vala azoknak hitetlenségén. Aztán köröskörül járja vala a falvakat, tanítván.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.E si meravigliava della loro incredulità
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.Estaba asombrado a causa de la incredulidad de ellos. Y recorría las aldeas de alrededor, enseñando
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.Et il s`étonnait de leur incrédulité. Jésus parcourait les villages d`alentour, en enseignant.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.Ia heran mereka tidak percaya. Kemudian Yesus pergi ke kampung-kampung di sekitar itu, dan mengajar
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.In čudil se je njih neveri. In hodil je po vaseh v okolišu in učil.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.I podivil se jejich nevěře, a obcházel vůkol po městečkách, uče.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.Ja hän ihmetteli heidän epäuskoansa. Ja hän vaelsi ympäristössä, kulkien kylästä kylään, ja opetti.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.저희의 믿지 않음을 이상히 여기셨더라 이에 모든 촌에 두루 다니시며 가르치시더라
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.Og han forundrede sig over deres Vantro. Og han gik om i Landsbyerne der omkring og lærte.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.og han undret sig over deres vantro. Og han gikk omkring i byene og lærte.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.Şi se mira de necredinţa lor.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.Und er verwunderte sich ihres Unglaubens. Und er ging umher in die Flecken im Kreis und lehrte sie.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.và Ngài lấy làm lạ vì chúng chẳng tin. Rồi Ngài đi khắp các làng gần đó mà giảng dạy.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.và Ngài lấy_làm lạ vì chúng chẳng tin . Rồi_Ngài đi khắp các làng gần đó mà giảng_dạy .
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.και εθαυμαζε δια την απιστιαν αυτων. Και περιηρχετο τας κωμας κυκλω διδασκων.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.И дивился неверию их; потом ходил по окрестным селениям и учил.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.И не можеше да извърши там никакво велико дело, освен дето положи ръце на малцина болни и ги изцели.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.І дивувавсь недовірством їх. І ходив кругом по селах, навчаючи.
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.ויתמה על חסרון אמונתם ויסב בכפרים סבוב ולמד׃
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.وتعجب من عدم ايمانهم. وصار يطوف القرى المحيطة يعلم
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.他 也 詫 異 他 們 不 信 、 就 往 周 圍 鄉 村 教 訓 人 去 了
Halkın imansızlığına şaşıyordu. İsa çevredeki köyleri dolaşıp öğretiyordu.他 也詫異 他 們 不 信 、 就 往 周圍鄉村 教訓人 去了
Hediye çeki çözümü plastikleri çevreden uzaklaştırıyor ve yakılmaktan kurtarıyor.De geschenkbon oplossing houdt wat plastic uit stortplaatsen en vuilverbranders
Hediye çeki çözümü plastikleri çevreden uzaklaştırıyor ve yakılmaktan kurtarıyor.Die Gutscheine bewahren etwas Plastik vor den Müllhaufen und Verbrennungsanlagen
Hediye çeki çözümü plastikleri çevreden uzaklaştırıyor ve yakılmaktan kurtarıyor.La carte-cadeau préserve quelques déchets plastique de la décharge ou de l'incinérateur
Hediye çeki çözümü plastikleri çevreden uzaklaştırıyor ve yakılmaktan kurtarıyor.Подарочная карта удержит немного пластика от свалок и сожжения.
Hediye çeki çözümü plastikleri çevreden uzaklaştırıyor ve yakılmaktan kurtarıyor.إن حل بطاقة الهديا يبعد بعض البلاستيك من مدافن النفايات والمحارق.
Herhangi bir akıl hastalığı olmamasına rağmen çevreden ötürü bir akıl hastası gibi davranır hale gelmişti.Въпреки че не страда от умствена изостаналост, поради средата си тя се държи като такава.
Herhangi bir akıl hastalığı olmamasına rağmen çevreden ötürü bir akıl hastası gibi davranır hale gelmişti.למרות שהיא אינה סובלת משום מחלה נפשית, כתוצאה מהסביבה בה גדלה, התנהגותה הייתה כשל אדם הלוקה בדעתו.
Herhangi bir akıl hastalığı olmamasına rağmen çevreden ötürü bir akıl hastası gibi davranır hale gelmişti.彼女は、精神病患者のように振舞った。 社会的な関係を築くこともできず
Hidrotermal bacalar asidik çevrede yer alıyorlar.A hidrotermális kürtők meg savas közegben alakultak ki.
Hidrotermal bacalar asidik çevrede yer alıyorlar.De hydrotermiska källorna var en sur miljö.
Hidrotermal bacalar asidik çevrede yer alıyorlar.De hydrothermische bronnen waren in een zure omgeving.
Hidrotermal bacalar asidik çevrede yer alıyorlar.Et ces cheminées hydrothermales étaient dans un environnement acide.
Hidrotermal bacalar asidik çevrede yer alıyorlar.Hydrotermílne prieduchy sa nachádzali v kyslom prostredí.
Hidrotermal bacalar asidik çevrede yer alıyorlar.Iar găurile hidrotermale erau într-un mediu acid.
Hidrotermal bacalar asidik çevrede yer alıyorlar.그리고 열수구멍이 산성환경에 존재하고 있었습니다.
Hidrotermal bacalar asidik çevrede yer alıyorlar.Kominy hydrotermalne znajdowały się w środowisku kwasowym.
Hidrotermal bacalar asidik çevrede yer alıyorlar.Las fuentes hidrotermales estaban en un medio ácido.
Hidrotermal bacalar asidik çevrede yer alıyorlar.Le bocche idrotermali erano in un ambiente acido.
Hidrotermal bacalar asidik çevrede yer alıyorlar.pH11の全く反対のアルカリ性環境もあり
Hidrotermal bacalar asidik çevrede yer alıyorlar.Und die hydrothermischen Rauchabzüge lagen in einer sauren Umgebung.
Hidrotermal bacalar asidik çevrede yer alıyorlar.Και οι υδροθερμικές πηγές βρίσκονταν σ' ένα όξινο περιβάλλον.
Hidrotermal bacalar asidik çevrede yer alıyorlar.А хидротермалните отвори бяха в кисела среда.
Hidrotermal bacalar asidik çevrede yer alıyorlar.Гидротермальные трубки были в среде повышенной кислотности.
Hidrotermal bacalar asidik çevrede yer alıyorlar.והארובות ההידרותרמליות היו בסביבה חומצית.
Hidrotermal bacalar asidik çevrede yer alıyorlar.فالمخارج الحرارية في بيئة حمضية.
Hizmetçi kız Petrusu görünce çevrede duranlara yine, ‹‹Bu adam onlardan biri›› demeye başladı.A dievčina, vidiac ho, zase začala hovoriť tým, ktorí tam stáli: Tento je z nich.
Hizmetçi kız Petrusu görünce çevrede duranlara yine, ‹‹Bu adam onlardan biri›› demeye başladı.A szolgáló pedig meglátva õt, kezdé ismét mondani az ott állóknak: Ez közülök való.
Hizmetçi kız Petrusu görünce çevrede duranlara yine, ‹‹Bu adam onlardan biri›› demeye başladı.Cuando la criada le vio, comenzó otra vez a decir a los que estaban allí: --Éste es uno de ellos
Hizmetçi kız Petrusu görünce çevrede duranlara yine, ‹‹Bu adam onlardan biri›› demeye başladı.Ðầy tớ gái đó thầy người , lại nói cùng những người_ở đó rằng : Người nầy cũng là bọn đó .
Hizmetçi kız Petrusu görünce çevrede duranlara yine, ‹‹Bu adam onlardan biri›› demeye başladı.Ðầy tớ gái đó thầy người, lại nói cùng những người ở đó rằng: Người nầy cũng là bọn đó.
Hizmetçi kız Petrusu görünce çevrede duranlara yine, ‹‹Bu adam onlardan biri›› demeye başladı.E a criada, vendo-o, começou de novo a dizer aos que ali estavam: Esse é um deles.
Hizmetçi kız Petrusu görünce çevrede duranlara yine, ‹‹Bu adam onlardan biri›› demeye başladı.E la serva, vedendolo, ricominciò a dire ai presenti: «Costui è di quelli»
Hizmetçi kız Petrusu görünce çevrede duranlara yine, ‹‹Bu adam onlardan biri›› demeye başladı.In dekla, videč ga, začne zopet praviti tem, ki so zraven stali: Ta je izmed njih.
Hizmetçi kız Petrusu görünce çevrede duranlara yine, ‹‹Bu adam onlardan biri›› demeye başladı.Ja nähdessään hänet siellä palvelijatar rupesi taas sanomaan lähellä seisoville: "Tämä on yksi niistä".