Ey çevredeki uluslar, Tez gelin, bir araya toplanın. Ya RAB, yiğitlerini oraya indir.اسرعوا وهلموا يا جميع الامم من كل ناحية واجتمعوا. الى هناك أنزل يا رب ابطالك.
Ey çevredeki uluslar, Tez gelin, bir araya toplanın. Ya RAB, yiğitlerini oraya indir.四 圍 的 列 國 阿 、 你 們 要 速 速 地 來 、 一 同 聚 集 . 耶 和 華 阿 、 求 你 使 你 的 大 能 者 降 臨
Ey çevredeki uluslar, Tez gelin, bir araya toplanın. Ya RAB, yiğitlerini oraya indir.四 圍 的 列國阿 、 你 們 要 速速 地來 、 一同 聚集 . 耶和華 阿 、 求 你 使 你 的 大 能者 降臨
Fakat aracın kendisi çok kontrol edilmiş bir çevrede olacak.Ale sam pojazd będzie funkcjonował w bardzo kontrolowanym środowisku.
Fakat aracın kendisi çok kontrol edilmiş bir çevrede olacak.Das Fluggerät selbst jedoch ist ein sehr ferngesteuertes Gefährt.
Fakat aracın kendisi çok kontrol edilmiş bir çevrede olacak.Každopádně vozidlo samotné bude velice, velice kontrolované prostředí.
Fakat aracın kendisi çok kontrol edilmiş bir çevrede olacak.하지만 이 운송체계는 아주 아주 잘 제어되어 있습니다.
Fakat aracın kendisi çok kontrol edilmiş bir çevrede olacak.Ma il veicolo in sé sarà molto, ma molto controllato.
Fakat aracın kendisi çok kontrol edilmiş bir çevrede olacak.Mais le véhicule lui-même sera un environnement extrêmement contrôlé.
Fakat aracın kendisi çok kontrol edilmiş bir çevrede olacak.Nhưng bản thân phương tiện này sẽ được kiểm soát để thích ứng với môi trường.
Fakat aracın kendisi çok kontrol edilmiş bir çevrede olacak.Pero el vehículo en si mismo sera un ambiente muy, muy controlado.
Fakat aracın kendisi çok kontrol edilmiş bir çevrede olacak.Но машина сама по себе будет очень и очень контролируемой средой.
Fakat aracın kendisi çok kontrol edilmiş bir çevrede olacak.Но самото превозно средство ще бъде много, много контролирана среда.
Fakat aracın kendisi çok kontrol edilmiş bir çevrede olacak.אבל הכלי עצמו עומד להיות סביבה מאד מאד נשלטת
Fakat aracın kendisi çok kontrol edilmiş bir çevrede olacak.لكن العربة نفسها ستكون ذات طبيعة آمنة جداً.
Fakat aracın kendisi çok kontrol edilmiş bir çevrede olacak.さもなければシステム自体、意味のないものになってしまいますから。
Fakat olması gereken de bu, İnşa edilmiş çevrede doğanın parmak izleri.Aber eigentlich sollte es so sein, ein Fingerabdruck der Natur in der bebauten Welt.
Fakat olması gereken de bu, İnşa edilmiş çevrede doğanın parmak izleri.Ale je to tak, jak to má být, stopy přírody ve stavebním prostředí.
Fakat olması gereken de bu, İnşa edilmiş çevrede doğanın parmak izleri.Ale tak powinno być, odciski palców natury w środowisku architektonicznym.
Fakat olması gereken de bu, İnşa edilmiş çevrede doğanın parmak izleri.Însă, aşa trebuie să fie, amprentele naturii pe spaţiul construit.
Fakat olması gereken de bu, İnşa edilmiş çevrede doğanın parmak izleri.Mas é essa a maneira como devia ser, as impressões digitais da Natureza no ambiente de construção.
Fakat olması gereken de bu, İnşa edilmiş çevrede doğanın parmak izleri.Namun itulah kenyataannya jejak alam di dalam bangunan.
Fakat olması gereken de bu, İnşa edilmiş çevrede doğanın parmak izleri.Nhưng nó nên là như vậy, dấu ấn của tạo hóa trong môi trường xây dựng.
Fakat olması gereken de bu, İnşa edilmiş çevrede doğanın parmak izleri.Pero así es la cosa, con las huellas de la naturaleza en el entorno construido.
Fakat olması gereken de bu, İnşa edilmiş çevrede doğanın parmak izleri.Toch is het zo bedoeld, de vingerafdruk van de natuur in de stedelijke omgeving.
Fakat olması gereken de bu, İnşa edilmiş çevrede doğanın parmak izleri.Έτσι όμως θα έπρεπε να είναι, η φύση να αφήνει τα αποτυπώματά της στο κτιστό περιβάλλον.
Fakat olması gereken de bu, İnşa edilmiş çevrede doğanın parmak izleri.Але так і має бути - відбитки пальців природи у забудованому середовищі.
Fakat olması gereken de bu, İnşa edilmiş çevrede doğanın parmak izleri.Но така трябва да бъде - с отпечатък на природата в застроената среда.
Fakat olması gereken de bu, İnşa edilmiş çevrede doğanın parmak izleri.Но так и должно быть, следы природы в строительстве.
Gadlılar Gilatta, Başanda, çevredeki köylerde ve Şaronun bütün otlaklarında yaşadılar.A bývali v Gileáde, v Bázane a v jeho mestách a vo všetkých predmestiach Sárona, na ich výbežkoch.
Gadlılar Gilatta, Başanda, çevredeki köylerde ve Şaronun bütün otlaklarında yaşadılar.Chúng ở nơi Ga-la-át, Ba-san, cùng trong các hương thôn của xứ ấy; lại ở trong cõi Sa-rôn cho đến giới hạn nó.
Gadlılar Gilatta, Başanda, çevredeki köylerde ve Şaronun bütün otlaklarında yaşadılar.De boede i Gilead, i Basan og Småbyerne det og i alle Sirjons Græsgange, så langt de strækker sig.
Gadlılar Gilatta, Başanda, çevredeki köylerde ve Şaronun bütün otlaklarında yaşadılar.De familie woonde in en om Gilead (in het land Basan) en door het hele weidegebied van Saron.
Gadlılar Gilatta, Başanda, çevredeki köylerde ve Şaronun bütün otlaklarında yaşadılar.Ei locuiau în Galaad, în Basan, şi în cetăţile lor, şi în toate împrejurimile Saronului pînă la marginile lor.
Gadlılar Gilatta, Başanda, çevredeki köylerde ve Şaronun bütün otlaklarında yaşadılar.I bydlili v Galád, v Bázan a v vesnicech jeho, a ve všech předměstích Sáron, až do hranic jejich.
Gadlılar Gilatta, Başanda, çevredeki köylerde ve Şaronun bütün otlaklarında yaşadılar.I mieszkali w Galaad, w Bazan, i w miasteczkach jego, i po wszystkich przedmieściach Saron aż do ich granic.
Gadlılar Gilatta, Başanda, çevredeki köylerde ve Şaronun bütün otlaklarında yaşadılar.In prebivali so v Gileadu v Basanu in po njega vaseh in po vseh Saronskih pašnikih tja do njih mej.
Gadlılar Gilatta, Başanda, çevredeki köylerde ve Şaronun bütün otlaklarında yaşadılar.저희가 바산길르앗과 그 향촌과 사론의 모든 들에 거하여 그 사방 변경에 미쳤더라
Gadlılar Gilatta, Başanda, çevredeki köylerde ve Şaronun bütün otlaklarında yaşadılar.Og de bodde i Gilead i Basan og tilhørende byer og på alle Sarons jorder, sa langt de strakte sig.
Gadlılar Gilatta, Başanda, çevredeki köylerde ve Şaronun bütün otlaklarında yaşadılar.und sie wohnten zu Gilead in Basan und in seinen Ortschaften und in allen Fluren Sarons bis an ihre Enden.
Gadlılar Gilatta, Başanda, çevredeki köylerde ve Şaronun bütün otlaklarında yaşadılar.Они жили в Галааде, в Васане и в зависящих от него городах и во всехокрестностях Сарона, до исхода их.
Gadlılar Gilatta, Başanda, çevredeki köylerde ve Şaronun bütün otlaklarında yaşadılar.Те се заселиха в Галаад, във Васан, в селата му, и във всичките околности на Сарон до пределите им.
Gadlılar Gilatta, Başanda, çevredeki köylerde ve Şaronun bütün otlaklarında yaşadılar.וישבו בגלעד בבשן ובבנתיה ובכל מגרשי שרון על תוצאותם׃
Gadlılar Gilatta, Başanda, çevredeki köylerde ve Şaronun bütün otlaklarında yaşadılar.وسكنوا في جلعاد في باشان وقراها وفي جميع مسارح شارون عند مخارجها.
Gadlılar Gilatta, Başanda, çevredeki köylerde ve Şaronun bütün otlaklarında yaşadılar.他 們 住 在 基 列 、 與 巴 珊 、 和 巴 珊 的 鄉 村 、 並 沙 崙 的 郊 野 、 直 到 四 圍 的 交 界
Gadlılar Gilatta, Başanda, çevredeki köylerde ve Şaronun bütün otlaklarında yaşadılar.他 們 住在 基列 、 與巴珊 、 和 巴珊 的 鄉村 、 並 沙崙 的 郊野 、 直 到 四 圍 的 交界
Geçtiğimiz Ekim ayında Hinistan'da tanıştık. Muhafazakar bir çevrede yetişmiş.Conheci-a na Índia, em Outubro, e ela cresceu num ambiente conservador.
Geçtiğimiz Ekim ayında Hinistan'da tanıştık. Muhafazakar bir çevrede yetişmiş.Je l'ai rencontrée en octobre en Inde, elle a grandi dans un milieu conservateur.
Geçtiğimiz Ekim ayında Hinistan'da tanıştık. Muhafazakar bir çevrede yetişmiş.La conocí el pasado Octubre en India, ella creció en un ambiente conservador.
Geçtiğimiz Ekim ayında Hinistan'da tanıştık. Muhafazakar bir çevrede yetişmiş.L'ho incontrata lo scorso Ottobre in India, ed è cresciuta in un ambiente tradizionale.
Geçtiğimiz Ekim ayında Hinistan'da tanıştık. Muhafazakar bir çevrede yetişmiş.Potkala jsem ji vloni v říjnu v Indii, vyrostla v konzervativním prostředí.
Geçtiğimiz Ekim ayında Hinistan'da tanıştık. Muhafazakar bir çevrede yetişmiş.Saya bertemu dengannya di India Oktober lalu dan dia hidup di lingkungan yang konservatif.
Geçtiğimiz Ekim ayında Hinistan'da tanıştık. Muhafazakar bir çevrede yetişmiş.Tôi gặp cô ấy tháng Mười vừa rồi ở Ấn Độ cô ấy lớn lên trong một môi trường bảo thủ.
Geçtiğimiz Ekim ayında Hinistan'da tanıştık. Muhafazakar bir çevrede yetişmiş.Την συνάντησα πέρυσι τον Οκτώβριο στην Ινδία και είχε μεγαλώσει σε ένα συντηρητικό περιβάλλον.
Geçtiğimiz Ekim ayında Hinistan'da tanıştık. Muhafazakar bir çevrede yetişmiş.Я встретила её в прошлом октябре в Индии, она выросла в очень традиционном окружении.
Geçtiğimiz Ekim ayında Hinistan'da tanıştık. Muhafazakar bir çevrede yetişmiş.Я познайомилася з нею в жовтні минулого року в Індії, вона виросла в консервативному середовищі.
Geniş açıyla (establishing shot) çekim yaparak çevredeki durumu ve mekanı gösterin.La bonne photographie montre le contexte complet notamment l'endroit et le situation de la scène.
Geniş açıyla (establishing shot) çekim yaparak çevredeki durumu ve mekanı gösterin.Los planos generales muestran el contexto completo, la ubicación y la situación de la escena.
Geniş açıyla (establishing shot) çekim yaparak çevredeki durumu ve mekanı gösterin.Planos gerais mostram o contexto, a localização e a situação da cena.
Geniş açıyla (establishing shot) çekim yaparak çevredeki durumu ve mekanı gösterin.Панорамные снимки показывают всю сцену событий, обстановку и расположение.