çekme ile cümle

çekme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bu iki konuşmayı sayısız gösterimler takip eder ve Marconi uluslararası dikkatleri üzerine çekmeye başlar.Nasledovali ďalšie demonštrácie, a Marconi získal medzinárodnú pozornosť.
Klimov bu filmin ardından başka bir film çekmemiştir.Klimov nenatočil žiaden film po Choď a pozeraj sa.
Gözlerinin çevresinde bir grilik dikkat çekmektedir.V očiach je okrúhla zrenica.
NASA fırlatışı önce Mart sonra da Eylül 1986'ya çekmek zorunda kaldı.NASA bola nútená odložiť dátum štartu až na 1. marec a potom na august 1986.
Daha sonraki yıllarında Parkinson hastalığından da acı çekmeye başlamıştır.V tomto období však už trpel počiatočnými štádiami parkinsonovej choroby.
Kendisi gibi tiyatrocu olan Dinçer Çekmez'in kardeşidir.Nevyšiel z Ducciovej dielne ako jeho brat.
Film yönetmeni James Cameron kurtarma operasyonunun filmini çekmektedir.Záchranné práce natáča slávny režisér James Cameron.
Niye bu dikkatimi çekmelidir?Prečo toľká opatrnosť?
Şelale ve çevresinde çok sayıda turist çekmektedir.Mestom a okolím prechádza množstvo turistických trás.
"Uyarlama senaryo çekmek istemezdim".Ale to ešte nebola záruka, že môj scenár vyberú.
Bardak Çekme ya da Kupa çekme, (ing.Rahmat alebo Tašakkur - Ďakujem.
Onlar çekmek veya bozonların yoğunlaşmasını alışverişinde birbirlerini iterler.Fermióny sa priťahujú alebo odpudzujú navzájom pomocou výmeny bozónov.
Hapis cezasını Mayıs 2008 tarihinde çekmeye başladı.Trest jej začal plynúť v marci 2008.
Bacağı bütün vücuttaki kanını çekmektedir.Pomáha srdcu pretláčať krv do celého tela.
Yolcular, Doktor'u gemiden dışarı atmak için çekmeye başlar.Námorníci trvajú na tom, aby jej telo hodili do mora.
Eyalet günümüzde festival kenti olarak anılmakta ve kaliteli şarabıyla birçok turistin ilgisini çekmektedir.Štát je známy festivalmi a výborným vínom.
Başına taktığı beyaz bandana ile dikkat çekmektedir.Bola pomenovaná podľa Bielych plies, ktoré v nej ležia.
Cezasını çekmeye Sibirya’ya gönderildi.Rozsudok bol potom zmenený na vyhnanstvo na Sibíri.
1090 yılında Büyük Çekmeceye kadar geldiler.Naďalej však ostávali v pivnici na 1090 Page.
Bense kadınların resmini çekmekten korkarım.Nebojte sa fotografovať farebne.
Bunlar arasında genç bir Fransız öğrenci Marie Jaell dikkat çekmektedir.Vzorom bola pre ňu poľsko-francúzska vedkyňa Marie Curiová.
Bazı dinozorlar ot, bazıları da et yediklerinden yiyecek sıkıntısı çekmediler.Niektorí boli bohatí, iní nemali ani na obed.
Savaş sonrası dönemde Yahudilerin çoğu dikkatleri üzerilerine çekmemeye özen gösterdiler.Po niekoľko nasledujúcich storočí im veľká časť židovskej komunity nevenovala pozornosť.
Yalnızlık çekmektedir.Ťažko znášajú samotu.
Nesirlerinde de mizah dikkati çekmektedir.Teraz prúdi rovnako aj v jeho žilách.
Son dönemde, demokratik anayasa üzerine çalışmalarıyla dikkat çekmektedir.V posledných chvíľach vraj hodnotil svoju vládu.
Saltanat Kapısı, yabancı ziyaretçilerin de ilgisini çekmektedir.Krajina bola otvorená aj voči návštevám cudzincov.
Ayrıca Kastamonu çekme helvası da çok sevilmektedir.Zelo rad ima tudi Tičeta.
Bunun sebebi kopya çekmeyi engellemektir.Posledica tega je preprečitev prepisovanja .
Kompleks, güzel ve iyi korunmuş Orta Çağ freskleriyle dikkat çekmektedir.Kompleks je zaslovel zaradi čudovitih, dobro ohranjenih srednjeveških fresk.
Yıllık 2 milyon ziyaretçi çekmektedir.Letno pritegne 2 milijona obiskovalcev.
Alzheimer hastalığından acı çekmektedir.Zdravljenje Alzheimerjeve bolezni.
Normal insanların yarısında uyku esnasında bu içe çekmeler olur.Pri polovici normalnih ljudi prihaja med spanjem do tovrstnega vdihavanja.
Fotoğraf çeken telefonlar sayesinde fotoğraf çekmek günlük bir eylem haline gelmiştir.Z njim je fotografiranje Sonca postalo vsakdanja stvar.
Merovenj konuları uluslararası alanda çok fazla ilgi çekmedi.K temu je pripomoglo Ehnatonovo popolno nezanimanje za mednarodne zadeve.
Programa konuk olduğunda Ajdar gazı içine çekmemiştir ve programda komik bir durum ortaya çıkmıştır.Po oddaji se izkaže, da bombe sploh ni in da se je nekdo samo šalil.
Psikopati sözcüğü, Yunanca psych yani "zihin, ruh" ve pathos yani "dert, acı çekmek, hastalık"tan türemiştir.Beseda patologija je iz grščine πάθος, pathos, "čutiti, trpeti"; in -λογία, -logia.
Çıktığı zamanda çok ilgi çekmeyen çalışma, yıllar geçtikçe değer kazandı.Na poti do zmage pa ni bilo nič manj razburljivo kot prejšnje leto.
"Hiçbir zorluk çekmeksizin her şeyi zihninin gücüyle yönetir."Nihče ji nima ničesar očitati za vse razen za njeno katoliško vero."
Öncelikle ele aldığı konu, Almanya'nın Finlandiya'dan askerlerini çekmesini istemek oldu.Premirje je zahtevalo, da mora Finska iz svojega ozemlja pregnati vse nemške čete.
Niye bu dikkatimi çekmelidir?Zakaj taka razlika?
Bunlar arasında genç bir Fransız öğrenci Marie Jaell dikkat çekmektedir.Poleg Kircherja je egipčanske hieroglife raziskoval tudi francoski učenjak Nicolas Freret.
İsterse kimseye çekmez.Napove ga lahko kdorkoli.
Aşk acısı çekmektense, ölmek yeğdir.Bolj ljubim čast, kot pa se bojim smrti.
Program sırasında, birkaç gün içinde şarkı için bir video klip çekmek istediğini ifade etti.Povedala je, da bodo čez nekaj dni začeli snemati videospot za novo prihajajočo pesem.
Erişim tarihi: 22 Mart 2015. ^ "Çekmeceler'in film müzikleri satışa çıktı".Pridobljeno dne 22.1.2014. "Lastniki bodo Cinkarno Celje prodajali družno".
Halbuki bu iki garantici de Dördüncü Haçlı Seferi'nin idaresine baş çekmekteydiler.Glava je bila del plena četrte križarske vojne.
Polanski bu filmi çekmeyi en az on yıldır tasarlıyordu.Franci Slak je film pripravljal več kot deset let.
AVEA gamer bayırına çıkınca, VODAFONE Aktepeye çıkınca çekmektedir.Ko je Jupiter v periheliju, je vse obrnjeno.
Her filmi çekmek 30 gün alacak.Film traja vsega skupaj 30 sekund.
Bununla, onun yapıtlarındaki ayrıntı fazlalığına ve felsefi derinliğe dikkat çekmektedir.Ja, to res kaže na poglobljenost in strokovnost ustvarjalcev.
Çekme ve itmenin farklı akışkanlar nedeniyle olduğunu düşünüyordu.Menil je, da sta privlak in odboj posledica različnih vrst »električnih tekočin«.
Bu maçtan itibaren Alayoğlu, golleriyle dikkat çekmeye başladı.Ko se je deček prebudil, se je takoj začel igrati s steklenimi igračkami.
Sabit telefon çekmemekte.Nisem končal telefonskega klica.
Buralar her yıl dünyanın birçok bölgesinden milyonlarca gezgini kendine çekmektedir.Vsako leto v svetišče poromajo milijoni ljudi z vsega sveta.
1997 yılına kadar Asya, gelişmekte olan ülkelere akan sermayenin neredeyse yarısına yakınını çekmekteydi.Iki 1997 metų Azija pritraukė kone pusę kapitalo srautų į besivystančias šalis.
Bense kadınların resmini çekmekten korkarım.Didelį dėmesį skyrė moterų paveikslams.
1958'de fotoğraf çekmeye başladı.1853 m. pradėjo fotografuoti.
Liberal görüşleriyle dikkat çekmektedir.Aktorė laikosi liberalių pažiūrų.
Büyük acı ve ıstırap çekmeye başlayan Gizmo, beş yeni mogwai daha yumurtlar.Tomo pirmasis pingvinas, Kapitonas, padeda dar vieną kiaušinį.
İlgili Sayfalar